Küresel petrol piyasasındaki mevcut durumu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülen en büyük ekonomik sarsıntılardan biri olarak nitelendiren Şimşek, özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimlerin tedarik zincirleri üzerindeki baskısını vurguladı.
Şimşek, ateşkes sürecine girilmesinin ekonomik beklentiler açısından olumlu bir gelişme olduğunu ifade ederken, tedarik kanallarının savaş öncesi rutinine dönmesinin aylar alabileceği uyarısında bulundu. Güçlü dolar endeksi ve yükselen enflasyon beklentilerinin küresel ölçekte büyüme rakamları üzerinde baskı oluşturduğunu belirten Bakan, Türkiye’nin bu süreci proaktif politikalarla yönettiğini dile getirdi. Türkiye ekonomisinin ve borsasının, jeopolitik risklerin odağında olmasına rağmen gelişmekte olan diğer ülkelere kıyasla daha dayanıklı bir performans sergilediğini savundu.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışı sınırlandırmak amacıyla devreye alınan eşel mobil sisteminin önemine dikkat çeken Şimşek, bu sistem sayesinde kamu kaynaklarından 43 milyar liralık bir destek sağlandığını ve pompa fiyatlarının kontrol altında tutulduğunu belirtti. Bakan Şimşek, sistemin uygulanmaması durumunda oluşacak fiyat senaryolarını şu rakamlarla paylaştı:
"Eşel mobil sistemini devreye almasaydık, bugün mazotun litre fiyatı 103 TL, benzinin litre fiyatı ise 78 TL olacaktı. Uyguladığımız program ve önceliklendirdiğimiz politikalar sayesinde mazotu 86 TL, benzini ise 64 TL seviyesinde tutmayı başardık."
Bakan Şimşek, küresel belirsizliklerin devam ettiğini ancak Türkiye'nin risk yönetimi kapasitesinin şokları minimize edecek düzeyde olduğunu belirterek, ekonomik istikrarın korunması için proaktif yaklaşımın sürdürüleceğini ifade etti.





