Kurum, mevcut verilere göre küresel riskin “düşük” olduğunu belirtirken, genom dizileme çalışmalarının sürdüğünü açıkladı.

Hantavirüsler, kemirgenler aracılığıyla taşınan ve insanlara genellikle bu hayvanların idrarı, dışkısı veya tükürüğüyle temas sonucu bulaşan zoonotik virüsler olarak biliniyor. Nadir durumlarda kemirgen ısırıklarıyla da geçiş görülebiliyor. Belirtiler çoğunlukla maruziyetten 1 ila 6 hafta sonra ortaya çıkıyor; ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi şikayetlerle kendini gösteriyor. Erken belirtilerin grip ve benzeri hastalıklarla karışabilmesi, tanıyı zorlaştırıyor.

Hastalık, bazı vakalarda ciddi solunum yolu problemleri ve böbrek rahatsızlıklarına yol açabiliyor. Amerika kıtasında daha ağır seyreden hantavirüs türlerinin ölüm oranı yüzde 50’ye kadar çıkabilirken, Avrupa ve Asya’da bu oran yüzde 1 ila 15 arasında değişiyor. Dünya genelinde her yıl 10 bin ile 100 bin arasında vaka görüldüğü tahmin ediliyor.

DSÖ Salgın ve Pandemi Hastalıklarını Önleme Birimi Direktörü Maria Van Kerkhove, hantavirüslerin kemirgenler tarafından taşındığını ve insanlarda ciddi hastalıklara neden olabileceğini ifade etti. Gemide başka semptom gösteren yolcu bulunmadığı, sürecin ilgili ülkelerle koordineli şekilde yürütüldüğü aktarıldı.

Virüse karşı özel bir tedavi ya da onaylı bir aşı bulunmazken, erken dönemde uygulanan destekleyici tedavinin hayati önem taşıdığı vurgulanıyor. Uzmanlar, korunma için kemirgenlerle temasın azaltılması, yaşam alanlarının temiz tutulması ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğinin altını çiziyor.

DSÖ, vakaların erken tespiti, izolasyonu ve temaslı takibi gibi önlemlerin yayılımı sınırlamada kritik rol oynadığını belirterek süreci yakından izlemeye devam ediyor.