DOLAR 8,3465
EURO 9,6728
ALTIN 504,34
BIST 10,8172
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Ankara 14°C
Sağanak Yağışlı

TOSYÖV Covid-19’un ekonomideki etkileri raporunu açıkladı

TOSYÖV Covid-19’un ekonomideki etkileri raporunu açıkladı

TOSYÖV – Türkiye Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Serbest Meslek Mensupları ve Yöneticiler Vakfı COVİD-19’un ekonomide ve sosyal yaşamda yarattığı olumsuzluklar, KOBİ’lerin bu süreçte daha az hasarla çıkarak faaliyetlerini sürdürmeleri ve sorunlarının tespitini kapsayan raporu kamuoyu ile paylaştı. 



TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Kuleyin’in açılışını yaptığı basın toplantısında Başkan Kuleyin tarafından TOSYÖV hakkında genel bilgilendirme ve Covid-19 sürecinde KOBİ’lere etkileri anlatıldı.

TOSYÖV Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Kuleyin, Makina İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Kutlu Karavelioğlu, TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi İşletme Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ramazan Aktaş‘ın ve TOSYÖV Yönetim Kurulu Üyelerinin katıldığı programa bazı basın mensupları da online olarak uzaktan erişimle bağlandı.



TOSYÖV tarafından oluşturulan Ekonomi Çalışma Grubu, hazırladığı raporu Ankara Sanayi Odası toplantı salonunda basın mensupları ve kamuoyu ile paylaştı.

TOSYÖV Ekonomi Çalışma Grubu tarafından hazırlanan rapor basın mensupları ile paylaşılırken, Prof. Dr. Ramazan Aktaş tarafından COVİD-19 ve Kobilere Etkileri başlıklı sunum gerçekleştirildi.

TOSYÖV’ÜN COVİD 19’UN EKONOMİYE ETKİLERİ RAPORUNDA ŞU DETAYLARA YER VERİLDİ:

1- Giriş

Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıktığı bilinen yeni tip koronavirüs, ülkelerin ve otoritelerin

dikkatini çekmiş olsa da ilk başlarda “salgın” adı altında değerlendirilmemiştir. Ancak, virüsün

yüksek bulaşıcılığı ve tıbbi destek gerektirmesi nedeni ile riskli olduğu belirlenmiştir. En

başlarda bir pandemi değil epidemi olarak adlandırılmış ve Dünya Sağlık Örgütü(WHO)

tarafından 30 Ocak 2020 tarihinde “Kamu sağlığı acil durumu” ilan edilmiştir. Yeni tip

koronavirüsün Çin dışında ülkelerde de görülmesinin ardından seyahat kısıtlamaları birçok ülke

tarafından uygulanmaya başlamıştır. Yayılım hızı öngörülenin çok üstünde olması ve tedbir

alımlarının sınırlı kalması sebebiyle tüm dünyanın gündemine oturmuş ve Brezilya’da ilk

vakanın çıkışı ile Antarktika hariç tüm kıtalara yayılmış olduğu gözlemlenmiştir.

Ocak ayında sağlık tedbirlerinin artmasının ardından, talep düşüklüğü tehlikesini öngören

ülkeler ve kurumlar ilk ekonomik tedbirleri Şubat ayı sonunda başlatmıştır. Dünya Bankası,

salgınla mücadele eden ülkelere 12 milyar dolarlık paket devreye sokacağını bildirmiştir.

Ardından IMF 5 Martta salgınla mücadele için 50 milyar dolarlık kaynak ayırdıklarını

açıklamıştır. 13 Martta ise ABD Başkanı ulusal acil durum ilan ederek 50 milyar dolara kadar

acil durum fonunun erişime açılacağını beyan etmiştir ve 27 Martta ABD’de 2.2 trilyon dolarlık

ekonomik teşvik paketi onaylanmıştır.

WHO dünya genelinde vakanın 100.000’i aşmasının arından COVID-19 adı verilen yeni

tip koronovirüsün tüm dünyayı etkileyeceğini belirterek “küresel salgın(pandemi)” ilan

etmiştir. Covid-19 bu süre zarfında İtalya ve İspanya gibi Avrupa ülkelerinde çokça artış

göstermiş ve salgın merkezi Çin’den Avrupa’ya kaymıştır. Oluşan bu gelişmeler Mart 2020

tarihinden itibaren birçok kurumun evden çalışma ve uzaktan eğitim sistemine geçişine neden

olmuştur.

Nisan ayından itibaren bazı ülkeler yeni karantina kısıtlamalarını yürürlüğe koyarken

salgının başladığı Çin’in Vuhan kentinde karantina kaldırılmıştır. Avrupa’nın ardından Covid-

19 Amerika’da çok sayıda kişiyi enfekte etmiş ve merkez bir kez daha yer değiştirip yeni

merkez Amerika olmuştur. Salgını kontrol edebilen ve ekonomilerini açmak isteyen Hollanda,

Almanya, Çekya, Fransa ve Avusturya gibi Avrupa ülkeleri Mayıs ayından itibaren tedbirleri

gevşetme kararı almıştır.

2

Son sayılarda 1 Haziran itibariyle dünya genelinde 6,3 milyon vaka 2,8 milyon iyileşen

sayısı ve 374 bin ölüm bulunmaktadır. Türkiye’de yine aynı gün itibariyle 163 bin vaka, 127

bin iyileşen ve 4500 vefat bulunmaktadır. Covid-19’un Türkiye’de geldiği son durum

TUBİTAK tarafından hazırlanan “Covid-19 Türkiye Web Portalı”nda da takip edilebilmekte

olup ilgili kaynaktan alınan grafik Şekil 1’de sunulmuştur. Gelinen durumda Türkiye’nin

salgınla sağlık açısından mücadelesinin olumlu gidişatı sevindirici niteliktedir. Yetkililer

tarafından, ikinci bir dalga yaşanmaması durumunda -aşının bulunmasıyla beraber- 2021

yılında salgının sağlık açısından yarattığı olumsuz etkinin büyük ölçüde ortadan kalkacağı

değerlendirilmektedir.

Şekil 1: Covid-19 Türkiye Vaka Grafiği

2- COVID 19’un Genel Ekonomik Etkileri

Salgın öncesi süreçte Dünya genelinde belirli ve birikerek gelmiş problemler

bulunmaktadır. Bu problemlerin başında yaşanan küresel krizlere de neden olan finans

kesiminde ortaya çıkan türev enstrümanlar gibi fiziken karşılığı olmayan araçlardır. Bu tür

araçlar finans kesimi ile reel ekonomi arasındaki bağın kopmasına neden olmuştur. Ardından

türev araçlar temelli krizin çıkması ve yüksek miktarda borçlanmalar nedeniyle son zamanlarda

finansal anlaşmazlıklar ve savaşlar artış göstermiştir. Ancak salgının diğer krizlerden temel

farklarından birisi sorunun reel ekonomide olmasıdır.

3

Salgın dünya genelinde talep kırılganlığı bulunan sektörleri tehdit etmiş ve belli

firmalarda işten çıkarmalar, ücretsiz/ücretli izinler, kısa çalışma saatleri ve ücret kesintileri gibi

sonuçlar doğurmuştur. Amerika Birleşik Devletleri tarihinin en yüksek işsizlik rakamları ile

karşı karşıya kalmayı beklemektedir (The Newyork Times – 9 Mayıs). Global işsizlikte

beklenen yoğun artış, ülkelerin bütçesine sosyal harcamalarda artış olarak yansıması

düşünülmektedir. Covid-19 vaka sayısında Mayıs ayından itibaren artış görünen Rusya’da

Merkez Bankası başkanı, Rusya ekonomisinin 2. Çeyrekte %8 küçüleceği öngörüsünde

bulunmuştur. IMF 14 Nisan tarihinde yayımladığı raporda 2020 yılı için küresel ekonomide

%3, gelişmiş ülke ekonomilerinde %6,1 ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinde %1’lik

daralma beklemektedir.

Salgının başlattığı panik havasından sonra insanların eve çekilmesi nedeniyle bir talep

düşüklüğü sorunu ortaya çıkmıştır. Söz konusu talep düşüklüğü yakın zamanda meydana gelen

petrol vadeli fiyatlarındaki düşüşten, seyahat acentalarının rezervasyon iptallerinden ve zorunlu

ihtiyaçlar hariç harcamaların düşmesinden anlaşılabilmektedir. Türkiye özelinde durum belli

sektörler ve işletmelerde hissedilmiştir. Ülke genelinde gözlenen ekonomik daralma

Türkiye’deki ekonomik aktivitenin üçte ikisinin mobilite kısıtlamalarına veya talep risklerine

duyarlı olmasından kaynaklanmaktadır (PWC).

Azalan talep, küresel anlamda uygulanan sağlık önlemleri ve karantina tedbirleri

sonucunda dünya ticaretinde de ciddi düzeyde azalma meydana gelmiştir. Dünya ticaret

hacminde Mart 2020’de aylık % 1.4, yıllık olarak ise % 4.3’lük bir küçülme meydana gelmiştir.

Bu durum ithalat ve ihracat faaliyetlerinde bulunan işletmelerin zarara uğramasına neden

olmuştur. Bu zararın bir nedeni üretim için gerekli kaynakların tedarikinde yaşanan

gecikmelerdir. Ayrıca, satış hacminde görülen azalma da firmaların zarar etmesinde önemli bir

rol oynamıştır. Özellikle tedarik zincirinde çoğu ülkenin Çin’e bağımlı olması, pandemi

sürecinde dünya ticaretinde büyük kırılganlığa neden olmuştur.

Türkiye salgını jeopolitik sorunlar, gelişmiş ülkelere kıyasla daha yüksek enflasyon ve

buna bağlı olarak daha yüksek piyasa faiz oranları, yüksek borçluluk ve cari açık gibi sıkıntılar

içinde karşılamıştır. Bu olumsuz koşulların krizin getireceği ekonomik sıkıntıların daha da fazla

hissedilmesine yol açacağı aşikârdır. Salgının Türkiye’deki ekonomik etkileri üzerine

makroekonomik değerlendirme yapılması için yeterli veriler henüz bulunmamaktadır. Bu

verilerin yayınlanma sıklığının düşük olması düşünüldüğünde ekonomik değerlendirme için

4

öncü göstergelere bakmak daha anlamlı hale gelmektedir. Geleceğe yönelik beklentiler için

Borsa İstanbul verilerine, imalat ve sanayi sektörü için PMI verilerine ve GSYH tahminleri için

elektrik kullanım oranlarına bakılmıştır.

BIST 100 endeksi Türkiye’de benchmark olarak kabul edilen ve borsaya kote olmuş en

iyi 100 şirketi bir arada gösteren bir endekstir. 21 Ocak 2020 tarihinde 123.556,10 olarak tarihi

zirveyi yakalamış ancak virüsün etkisiyle 23 Mart 2020 tarihinde 84.246,17 seviyesine kadar

gerilemiştir. Bu durumun nedenleri yatırımcıların nakde dönmek istemeleri veya yatırımdan

kaçınma beklentisi olarak yorumlanabilmektedir. BIST sektörel endekslerde ise en çok düşüş

gösteren 6 sektör; Spor, Turizm, Tekstil ve Deri, Metal ürünler ve Makine, Taşımacılık, GYO

olarak gözlemlenmiştir.

İstanbul Sanayi Odası’nın açıkladığı Türkiye İmalat PMI verisi aylık olarak

yayımlanmaktadır ve imalat sektöründeki durum için öncü bir göstergedir. Satın alma

yöneticileri endeksi olarak adlandırılan bu endeks üretim yapmak için sağlanan girdilerin

göstergesidir ve bu endeksteki artış üretimin pozitif eğilimde olması olarak

yorumlanabilmektedir. 2020 yılının ocak ayından itibaren açıklanan oranlar 51.3; 52.4; 48.1 ve

33.4’tır. Türkiye’de ilk Covid-19 vakası 11 Mart tarihinde bulunmuş ve kısıtlamalar bu tarihten

itibaren başlamıştır. Birçok fabrika esnek çalışma saatlerine geçiş veya üretimi kısmi durdurma

kararı almıştır. 4 Nisan ayında açıklanan 33.4 değerindeki PMI rakamı yaşanan bu gelişmelerin

sonucu olarak değerlendirilmelidir. Krizin etkisi arttıkça PMI verilerinin daha da aşağı

değerlere gideceği beklenmelidir.

Türkiye’de elektrik tüketimi ve GSYH arasında 0,75 pozitif ilişki vardır. Bu öncü

gösterge olarak kullanılabilmektedir. PWC raporunda sunulan bu bilginin ışığında yapılan

yorum “Küresel finans krizinin etkilerinin görüldüğü 2009’da elektrik tüketimi %3,2 azalırken,

sabit fiyatlarla GSYH %4,7 azalmıştır. Eğer Mart’ın son haftası ve Nisan’ın ilk haftasındaki

elektrik tüketimi azalması GSYH’de de aynı oranda gerçekleşir ve bu etki Nisan’ın iki ve

üçüncü haftalarında da devam ederse, 4 haftadaki GSYH kaybı 58 milyar TL olarak

gerçekleşecektir.” olmuştur.

Türkiye yaşanan bu gelişmeler karşısında 100 milyar Türk Lirası değerinde ekonomik

destek paketi açıklamıştır ve istihdamın sekteye uğramaması için çalışmalar yapıldığını

bildirmiştir. Türkiye ve diğer ülkeler salgının ekonomide yarattığı tahribatı bir nebze olsun

azaltmak için finansal destek paketleri açıklamış ve başlangıçta alınan önlemlerin yetersiz

5

kaldığını fark ettiğinde yeni teşvik paketlerini de uygulamaya koymuştur. Ancak önlemlerin

sadece finansal boyutta sınırlı kalması krizi önlemede yeterli olamayacaktır. Salgının tüm reel

kesimi etkilemesi bu önlemlerin kapsamının diğer krizlerde alınan önlemlerden daha farklı

olmasını gerekli kılmaktadır. Bu noktada, parasal desteklerin yanında işlerin yeniden

tanımlanması, tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi, sağlıkla ilgili risklerin yönetimi, uzaktan

çalışma sisteminden daha fazla yararlanma gibi yeni normal olarak adlandırılan her konuda

destekler ve yeni düzenlemeler gereklidir. Bu yeni dönemde sadece devlet değil, firmaların da

gerekli düzenlemeleri yapma konusunda sorumlulukları olacaktır ve bu yüzden firmaların yeni

normale uyum sağlama konusunda hazırlık yapması gerekecektir. Artık her şeyin eskisi gibi

olamayacağı söylenen bu döneme uyum sağlayanların ayakta kalacağı, buna karşın eskisi gibi

faaliyetini sürdürenlerin bu süreçten zarar göreceği aşikârdır.

3- COVID 19’un Sektörel Bazda Kobilere Etkileri

Raporun bu kısmı kaleme alınırken salgının yukarıda belirtilen etkilerinin ne yazık ki kısa

dönemli olamayacağı en azından gelecek yılda da bu olumsuz gelişmelerin yaşanmaya devam

edeceği varsayılmıştır. Raporun bundan sonraki kısmının bu varsayım ışığında kaleme

alındığına dikkat edilmelidir.

Salgının makro ekonomiyi işsizlik, büyüme, döviz kurlarında artış gibi parametreler

açısından olumsuz etkilediği görülmekle beraber bu olumsuz ekonomik etkilerden her sektörün

aynı oranda zarar gördüğünü söylemek mümkün değildir. Çoğu sektörde talep azalması

sonucunda belirli bir miktar küçülmeler yaşanmakla birlikte Türkiye ekonomisinin büyük

bölümünü oluşturan hizmetler sektöründe daralma daha fazla hissedilmiştir. Bunun sebebi de

bu sektörde hizmetin sunumunda birebir iletişim ya da etkileşim olmasıdır. Nitekim BIST

sektör endekslerinde en çok düşüş yaşayan sektörler kısıtlamalara karşı duyarlı olan sektörler

olarak karşımıza çıkmaktadır. Deloitte’un yayımladığı “COVID-19’un işletmelere olan

finansal etkileri ve çözüm önerileri” adlı raporda en fazla olumsuz etkilenen sektörler olarak

havayolları, oteller, restoranlar, perakendeciler, ulaşım, limanlar, nakliye ve madencilik sektörü

yer almaktadır.

Salgın süresince ülkeler arası ticaret durma noktalarına geldiği için artık ülkelerin kendine

yetebilme kavramına yöneldiği görülmektedir. Kendine yeterlilik konusunda lojistik

sektörünün kritik önemi olacaktır. Çünkü tedarik zincirlerinin iç ve dış piyasalarda yeniden

yapılandırılması gereklidir. Salgının küresel etkisi nedeniyle küresel anlamda talep daralması

6

görüldüğü için ihracat yönünden de büyük kayıplar yaşanmaktadır. Bu sebeplerden dolayı bazı

sektörler ve ticaretin ya da ekonomik faaliyetin daha yoğun olduğu bazı şehirlerin salgından

daha fazla yara aldığı gözlenmektedir.

Bu noktada, Capital dergisinin bu yılın mayıs ayında yayınlanan sayısında yer alan

kapsamlı raporuna bakmakta yarar bulunmaktadır. Bu raporda belli başlı sektörlerin etkilenme

oranları yer almaktadır. İmalat ve otomotiv sektöründe yaklaşık % 70’lik bir sektör

daralmasından bahsedilmekte iken, beyaz eşyada % 60, elektronik bakır gibi bir hammaddede

ise % 40 oranlarında talep daralması olduğu belirtilmektedir. Bunlara ek olarak pek çok imalat

faaliyetinde ve sektöre yönelik hammadde üretiminde yaklaşık % 50 civarında kayıplar olduğu

ifade edilmektedir. Hizmet sektörünün ön sıralarında yer alan restoran işi ile tekstil

faaliyetlerinde yaklaşık kaybın % 60 – 70’ler civarında olduğu belirtilmektedir. Bunlara ek

olarak yüz yüze faaliyetleri içeren fuarcılık gibi alanlarda ise fuar organizasyonlarında iptal ya

da ertelemelere gidildiği ifade edilmektedir.

Dr. Umut Emekçi’nin çalışmasında ise salgın sürecinde sektörel etkilerin aynı düzeyde

yaşanmayacağının yanı sıra bazı sektörler üzerinde kısa süreli olsa da olumlu sonuçların ortaya

çıkabileceği raporlanmaktadır. Temizlik ve sağlık malzemeleri, kimya laboratuvarları,

koruyucu malzemelerin üretimini sağlayan sektörlerin sağlıklı yaşama duyulan önemin artması

ile bu gelişmelerden olumlu etkileneceği öngörülebilir. Bunun yanında sosyal izolasyon ve

çevrimiçi çalışma sebebiyle artan talebe bağlı olarak ev elektroniği, hobilere yönelik üretim

yapan sektörlerin ve lojistik sektörünün bu durumdan olumlu yönde etkilendiği görülmektedir.

Bunların aksine yoğun insan temasının olduğu turizm, ulaşım, eğlence ve restoran-kafe

şirketlerin yer aldığı hizmet ağırlıklı sektörlerin ise sosyal tedbirler nedeniyle olumsuz

etkileneceği beklenebilir. Ayrıca panik ve ekonomik belirsizlik ortamının tüketicide yarattığı

psikolojik etki sebebiyle otomotiv, gayrimenkul gibi ertelenebilir ihtiyaçlara hitap eden

sektörlerin ürünlerine yönelik talepte belirgin azalmalar görülmüş ve bunun sonucunda bu

sektörlerin tedarik zincirinde yer alan firmalar da bu olumsuz gelişmeden etkilenmiştir.

İmalat sektöründe gerek iç talep gerekse de ihracatta yaşanan daralma sektörde

küçülmeye yol açmıştır. Raporun başlarında sunulduğu üzere sağlık malzemeleri üretimi

konusunda izinler verilerek bu sektörde yer alan işletmelerde faaliyetler devam etse de asıl

ihracat kalemlerimiz arasında yer alan otomotiv gibi daha büyük çaplı üretimlerde hem talep

7

azalmasına bağlı olarak hem de kısıtlamalar dolayısıyla büyük oranda faaliyetler durma

noktalarına gelmiştir.

Talep kırılganlığı yüksek olan sektörler arasında bulunan turizm sektörü değerlendirmesi

için sektör uzmanlarıyla yapılan çalışmada, uzmanlar; oluşan bu yeni durumdan çıkış yolu

olarak devlet desteklerini, uygun borçlanma yöntemlerini ve düşük faizli kredileri işaret

etmişlerdir. Yeni talep yaratmak adına yeni ürünler ve ekonomik tur paketleri üzerinde

çalışılmaya başlanmıştır.

Eurocontrol’un yayımladığı “Covid-19’un Avrupa Hava Trafiğine Etkisi” Mayıs ayı

raporunda geçen yılın aynı günlerine göre uçuşlarda %91 ila %85 oranı arasında günlük hava

trafiğinde azalma görüldüğü bildirilmiştir. Makine sektöründe bulunan kişilerle yapılan ankette

ise en güncel üç sorun olarak; likidite problemi, kapasite kullanım düşüklüğü ve şehirler/ülkeler

arası seyahat engeli olduğu vurgusu yapılmıştır.

2019 yılında takipteki krediler arasında KOBİ kredilerinin oranı %42 olarak

açıklanmıştır. 2020 yılı için hem sorunlu kredilerin artması hem de bu rakamlar içinde

KOBİ’lerin ağırlığının artması beklenmektedir. Türkiye’de imalat alt kalemlerinde yer alan

belli sektörlerde KOBİ’lerin istihdam açısından daha fazla ağırlığa sahiptir. Bu sektörler olarak

ilk akla gelenler ise tarım ve hayvancılık, tekstil, kayıtlı medyanın basılması ve mobilyacılıktır.

İstihdamın korunması ve sekteye uğramaması adına bu sektörlere özel önem verilmesi

gerekmektedir.

4- COVID 19’un Sonrasında Oluşacak Yeni Sosyal Ve Ekonomik Düzen

Covid 19 salgını yakın zamanda vaka sayıları olarak azalsa dahi etkilerinin ekonomik,

sosyal ve politik alanda devam etmesi beklenmektedir. Ortaya çıkabilecek dönüşümler ve

trendler Dr. Umut Ekmekçi tarafından kapsamlı olarak raporlanmıştır. Öncelikle oluşan panik

ve tedirginlik ortamının bir süre daha devam etmesi beklenebilir. Böylelikle ekonomik güven

endeksleri gibi parametrelerde oluşan düşüş trendi belirli koşullar netleşene kadar devam

edecektir. Salgın sırasında hem alınan tedbirler hem de oluşan belirsizlik ortamı ile ortaya çıkan

işsizlik problemleri salgının süresine de bağlı olarak daha da artabilecektir. Uzaktan çalışma

gibi salgın risklerinin yönetimi açısından gerekli olan bazı tedbirler firmaların çalışma

modellerinde yenilenmelere neden olabilecektir. Birtakım firmaların faaliyet ömürleri sona

ererken, birtakım yeni iş alanları ve fırsatların doğması ile yeni girişimler oluşabilecektir.

8

Firmaların teknolojiye ve AR-GE’ye olan yatırımlarında yaşanabilecek gelişmeler ile küresel

anlamda yeni teknoloji devrimleri karşımıza çıkabilecektir.

Virüse bağlı salgın ile kalite ve ürünlerin belirli standartları sağlamasının gerekliliği

ortaya çıkmıştır. Salgın sonrasını izleyen dönemde de müşterilerin ve üreticilerin bu anlamda

daha çok sorgulayarak daha seçici davranmaları beklenebilir. Kişisel mesafenin korunması ve

sosyal izolasyon özellikle önümüzdeki aylarda devam eden bir süreç haline gelecektir.

Özellikle yurtdışı menşeili kurumsal firmalar, çalışanlarının evlerinden çalışmasını destekleyici

yapıyı savunmaktadır. Eğitim sektöründe bulunan okullar ve üniversiteler teknolojinin

yardımıyla uzaktan eğitim sistemine hızlı bir geçiş gerçekleştirmişlerdir.

Salgının oluşturduğu sosyal belirsizliklerin siyaset ve politikalar üzerinde önemli

etkilerinin olması kaçınılmazdır. Öncelikle ortaya çıkan bir istihdam problemi vardır ve çoğu

ülkede bu konuda büyük patlamalar olmuştur. İşsizlik oranında meydana gelen artışlar,

ekonomik belirsizliğin küresel anlamda yarattığı panik ortamı ve sürecin başarısız yönetilmesi

gibi hususlar yönetimlerin ve hatta dünya genelinde faaliyet gösteren bazı yetkili kurumların

sorgulanmasına neden olabilirken, sürece aksiyonu doğru zamanda alan ve sürecin yönetimini

başarılı olarak gerçekleştiren yönetim ve kurumların ise güvenilirlik seviyeleri artmaktadır.

Küresel çapta etkilere ulaşan salgının; ekonomik, sosyal ve siyasi yansımalarının da

küresel boyutlarda etkili olması kaçınılmaz olarak beklenebilir. Küresel etkilerin olması ve

salgın yönetiminin her bir ülke tarafından farklı bakış açılarıyla yönetilmesi, salgın sonrası

dönemde ülkeler arasında yeni işbirliklerinin ve ortaklıkların oluşmasına neden olacaktır.

Küresel dünyada az çok her ülkenin salgının ekonomik yansımalarından etkileneceği gerçeği

ülkelerin bu küresel krizden çıkabilmek için birlikte hareket etmelerini gerekli kılmaktadır. Bu

anlamda salgın sonrasında özellikle sağlık alanında dayanışma gözlenmekle beraber bazı

küresel güçlerin (ABD ve Çin gibi) ekonomi alanında kutuplaşmayı artırıcı önlemler alması

yönünde olumsuz gelişmeler de yaşanmaktadır. Kimi akademisyenler, krizi fırsat bilerek

ABD’nin Çin’in ekonomi ve teknoloji alanında gösterdiği gelişmeleri baskılamaya çalıştığını

ifade etmektedir.

Salgın sebebiyle oluşan hem talep yönlü hem de tedarik zincirinden kaynaklanan üretim

yönlü azalma, şirketler kesiminde özellikle giderlerin gözden geçirilmesini gerekli kılmaktadır.

Bu gerçeğe uygun hareket etmeyen firmaların krizden daha fazla etkileneceği açıktır. Bu yeni

9

dönemde hem küresel hem de yerel olarak firmalar arasında rekabetin daha da yoğunlaşması

beklenmelidir.

Salgına karşı aşı, ilaç bulunması ve ne kadar süre devam edeceği gibi konulardaki

belirsizlikler salgının devam eden süreçteki ekonomik etkilerinin tahmini konusunda zorluk

oluşturmaktadır. Bu anlamda ekonomik büyüme tahminleri sadece belirli varsayımlarla

yapılabilecektir. Bu konuda Türkiye ekonomisinin ağırlığını oluşturan hizmet sektörünün

salgından etkilenme oranının yüksek olması olumsuz bir gösterge olarak ele alınabilir. Ayrıca

salgının tamamen bitmesi durumunda dahi bir toparlanma sürecine girileceğinden dolayı salgın

sonrası ekonomide kademeli bir düzelme öngörülebilir. Normalleşme sürecinin ve

planlamaların önemi bu kademeli süreçleri kısaltmak konusunda kendini göstermektedir.

Bunlara ek olarak, IMF’nin nisan raporuna göre 2021’de global ekonomide %5.8’lik

büyüme öngörülmektedir. Bu öngörünün gerçekleşmesi talebin canlanması, teşviklerin verimli

kullanılması, genişleyici maliye politikalarında ayrılan bütçenin doğru alanlara kanalize

edilmesi ile mümkün olacaktır.

5- COVID 19 İle Ekonomik Mücadelede Yapılması Gereken Hususlar

A) (Kobilere) Genel Öneriler

Türkiye’de kayıtlı olarak faaliyetlerini sürdüren şirketlerin büyük bölümü KOBİ’dir

(%99,8). Genel anlamda hem büyük kesimi oluşturması hem de faaliyet hacmi olarak görece

daha az dayanıklı olmaları sebebiyle salgının oluşturduğu ekonomik ortamda KOBİ’lerin

gerekli önlemlere ihtiyaçları kaçınılmazdır. Ek olarak KOBİ’lerin sürekliliği ve faaliyetlerinin

devamlılığı da ekonomide yer edindikleri konum itibariyle kritiktir. Salgına karşı alınacak

önlemlerdeki temel hedefin reel anlamda ekonomik canlanma olmalıdır. Bu konuda öncelikli

olarak KOBİ’leri de içeren salgın dönemi, geçiş dönemi ve sonraki süreçleri de kapsayan orta

ve uzun vadeli kalkınma programları oluşturulmalıdır. Bu sayede belirsizlikler azaltılarak daha

güvenli bir ortam sağlanacaktır. Ek olarak yetkili kuruluşlar ve yöneticiler tarafından sektör

temsilcileri ile yapılacak toplantılar ve gerekli görülen alanlarda eğitimlerin verilmesi sürecin

daha iyi yönetilmesinde faydalı olabilecektir.

10

Salgının sağlıkla ilgili boyutunun atlatılmasının ardından da belirli bir süre geçiş

döneminin yaşanacağı göz önünde bulundurulmalıdır. Ekonomik faaliyetlerin doğurduğu

mağduriyetlerin etkilerini kırabilmek adına sağlık tedbirlerine uymak koşuluyla sınırlı olsa da

normalleşme sürecine başlanmış olması iktisadi anlamda çok değerlidir. Ancak bu tam normale

dönüş konusunda zaman anlamında belirsizliklerin olması ve aslında durumun gidişatının

dinamik olmasının doğurduğu sonuçların iyi izlenmesi gereklidir. İlk olarak hem dünya

genelinde hem de Türkiye’deki yetkili sağlık kuruluşlarının tavsiyelerinin harfiyen yerine

getirilmesi devamlılığın sağlanması açısından kritiktir. Aksi halde eski normale dönülmenin

yerine tekrar eski kısıtlamaların yaşanması söz konusu olabilecektir. Buna ek olarak şirketlerin

bir kriz ortamında olduğumuzu düşünerek yatırım analizlerini, faaliyet planlarını buna göre

gözden geçirmeleri önemlidir.

Üretim ve siparişlerde belirli bir zaman süresince büyük artış yaşanmaması ihtimali

vardır. Bu süreçte firmaların bakım-onarım, iş güvenliği gibi alanlara biraz daha ağırlık vererek

olası büyük talep canlanmasında üretime geçip hızlı tepki verebilecek kapasiteyi

sağlamalarında yarar vardır. Normalleşme sürecinin başlarında ve orta vadeli dönemde ise daha

dış ticaret konusunda istenilen seviyelere ulaşılmasa bile iç ekonomik faaliyetlerde canlanmalar

görülebilecektir. Bu süreçte de hem iç pazarda yeteri kadar arz sağlanmış olmalı hem de dış

ticarete girişte fırsatlar aranmalıdır. Daha uzun vadeye yaklaşıldığında ise küresel ölçekli

durgunluk sonrasında dış ticarette önemli hareketlenmeler beklenebilir. Bundan dolayı dış

ticaret konusunda vergi, gümrük ödemeleri gibi hususlarda büyük teşvikler sunulabilir.

Firmaların da kendilerini bu fırsatları sürdürülebilir avantaja çevirecek şekilde hazır hale

getirmesi önemlidir.

Öncelikli olarak devletin sağladığı teşvik paketlerinden yararlanmak, şirketlerin

likiditelerinin bozulmaması açısından önemlidir. Çünkü finansal destek paketleri dolaşımdaki

para miktarını artıracağı için hem arz yönlü hem de talep yönlü daralmaların etkisini azaltmakta

önemli rol oynayacaktır. Bu konuda tüm finansal kuruluşlar aracılığıyla kontrollü bir şekilde

olmak kaydıyla düşük maliyetli ve daha uzun vadeli kredilerin kullandırılması da söz konusu

olmalıdır. Kullanılacak finansal destek ve teşviklerin verimli olarak ve doğru kanallarda

değerlendirilmesi ekonomik canlanma açısından oldukça önemlidir. KOBİ’ler bu teşviklere

başvururken yapacakları projeleri planlamalı ve teşvike neden ihtiyacı olduğunu anlatmalıdır.

Şeffaflık bu süreçte hem devlet için hem de şirketler için faydalı bir kavram olacaktır. Bu

süreçte ayrıca devletin sağladığı teşviklerin devamlı olması da salgın sonrası sürecin hızlı

11

atlatılması için gereklidir. Kısa çalışma ödeneğinin belirli müddet daha devam ettirilmesi de

finansal olarak oldukça gerekli bir destektir. Bu finansal destek paketlerine ek olarak tüm

sektörlerde faaliyet gösteren firmalara yönelik olarak vergi oranlarında azaltılmaya gidilmesi,

enerji ve hammadde kullanımlarına yönelik teşvikler ve vergi desteklerinin sağlanması gibi

desteklerin sağlanması da ekonomik faaliyetlerin hızlandırılması ve firmaların

sürdürülebilirliği bakımından gereklidir.

KOBİ’lerin faaliyet alanlarını ve çalışma politikalarını olası gelecek dalgalara ve krizlere

göre düzenlemeleri de sürdürülebilirlik açısından gereklidir. İzolasyon sürecinde geçilen evden

çalışma, çevrimiçi satışlar gibi faaliyetlerin devamı konusunda olmazsa olmaz koşulların

uygulanabilirliği şirket politikaları ile ayarlanmalı ve bu konuda sistematik planlar

oluşturulmalıdır. Bu yönde çevrimiçi alt yapıların oluşturulması ve sürdürülmesine yönelik

gerekli maddi teşviklerin yanında KOBİ’lere sistemsel eğitimlerin de verilmesi önem arz

etmektedir. Buna ek olarak, KOBİ’lerin yeni politikalarında çalışanların ve müşterilerin

hijyenini ve sağlığını korumaya yönelik düzenlemeleri yapmaları gereklidir. Şirket hedefleri

konulurken gerekli hijyen koşullarının sağlandığı ve kalite standardına sahip ürünlerin

üretilmesi tüketicilerin taleplerinde iyi yönlü hareket için öncü koşul olmalıdır.

Yetkili devlet kurumları doğrudan ya da dolaylı olarak finansal kuruluşlar aracılığıyla

KOBİ’lere yönelik düşük faizli ve ödeme vadesi salgın etkilerinin bitimine göre düzenlenmiş

kredileri ulaşılabilir kılmalıdır. Kaynaklar bulma konusunda büyük ölçekli şirketlere görece

daha zor kaynak yaratabilecek KOBİ’ler için bu önemli bir husustur ve onların da dikkat etmesi

gereken noktalar vardır. Borçlanma, şirketlerin büyümesi için önemli bir kalemdir ancak doğru

borçlanma yöntemleri kullanılmalıdır. Şirket, kendi yapısına en uygun seçenekleri bulmalı ve

karşılaştırmalıdır. Seçenekler arasından şirket yapısına, mali durumuna örtüşen seçeneklere

odaklanmalıdır. Kredi kolaylığının sağlanmasına ek olarak KOBİ’lerin önceki borçlarının

ödeme planlarında yapılandırmalara da gidilmesi salgının etkili olduğu, faaliyetlerin durduğu

bu dönemde süreklilik için gerekli koşullardandır.

B) (Kobilere) Sektör Bazında Öneriler

Genel olarak alınması gereken tedbirlere ek olarak KOBİ’lerin faaliyet alanlarına göre

birtakım önerilerde bulunulması da sürecin en az kayıpla atlatılması bakımından önemli bir

husustur. Destek programlarında sektörlerin ve şehirlerin üretim ağlarındaki yer alışlarına ve

önemlerine göre dikkat edilebilir ve bu anlamda ağırlığı olan sektörlere öncelik verilebilir.

12

Özellikle seyahat kısıtlamalarına ve sosyal izolasyona fazlaca bağımlı olan ulaşım,

turizm, restoran ve mağazacılık gibi hizmet yoğun sektörlerin müşteri potansiyellerini daha iyi

incelemeleri gereklidir. Müşterilerinin gelirlerinde azalış olma ihtimalini dikkate alarak uygun

fiyatlı ürün veya paketler sunarak olası müşteri sayısını artırabilirler. Bu tür şirketlerin hijyen

kurallarını eksizsiz uygulamaları tüketici nezdinde bu uygulamaları kabul ettirmeleri

taleplerinde artış için önemlidir. Turizm ve ulaştırma faaliyetlerinde hijyen konularına ve

gerekirse konaklama sonrası yeni müşteri kabulünden önce aralıklar bırakılarak hizmet

verilmesi etkili bir hijyen çözümü olabilecektir. Bu boşluklardan doğan maliyet farklılıkları

talebi azaltmayacak şekilde fiyata yansıtılabilecek ya da talep artışı sonrası sürümden kazanma

ile bertaraf edilebilecektir. Turizm sektöründe bazı şehirlere uygulanacak destek, komşu

şehirlerdeki daralmanın da azalmasına katkı yapacaktır.

İmalat alanında faaliyet gösteren KOBİ’ler için üretim devamlılığı oldukça önemlidir.

Bunun için tedarik zinciri yönetiminin ve gerekli üretim materyallerinin zamanında

ulaşılabilirliği kritiktir. Bu süreçte tedarik zincirindeki anlaşmalar yeniden yapılandırılmalı,

alınan siparişlerin zamanları da düzenlenmelidir. Üretim süreçlerinde yaşanacak zaman zaman

aksamalar karşısında stoklama konusunda adımlar atılmalıdır. Bundan dolayı talebin

düşmesinden kaynaklı stok fazlası bulunan işletmelerin stok yönetimi konusunda revizyona

gitmelerinin yanında, salgın sonrası oluşacak ani taleplere yönelik yönetilebilir düzeyde stok

oluşturulması da şirketlerin planları dâhilinde karar vermeleri gereken konulardır.

Satışı yapılan gıda, içecek, mağazacılık faaliyetlerinin yoğun olduğu sektörlerde yer alan

KOBİ’lerin çevrimiçi satışlar için gerekli altyapıyı oluşturmaları hem devam eden süreçte, hem

de olası gelecek tehditlerde şirket sürdürülebilirliği için gereklidir. Ek olarak vadeli satış yapan

tüm şirketler için alacaklar konusunda da düzenlemeler yapılmalıdır. Bu, özellikle kriz

dönemlerinde kritik rol oynayan likit kaynaklar oluşturmak açısından önemli bir durumdur. Son

olarak, yerel yönetimler ticaretteki daralmayı hafifletebilir. Bugünlerde zor olan, üretici ve

tüketicinin bir pazar ortamında bir araya getirilmesinde köprü görevi görebilirler.

Teknoloji ve sağlık sektörlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin bu dönemde alması

gereken tedbirlerin yanında oluşacak fırsatları da yakından takip etmeleri gereklidir. AR-GE

faaliyetlerine yönelik yatırımların artması ile izolasyonun gerekli olduğu, çalışma şekillerinin

yeniden düzenlendiği, eğitim alanında hızlı adımların atıldığı bu dönemlerde hayatı

kolaylaştırmaya yönelik projelerin yapılması olumsuz etkileri terse çevirebilir. Örneğin ilaç

13

sektöründe aşı ve tıbbi malzeme üretiminde AR-GE’nin önemi büyüktür. İlaç sektöründe

salgına yönelik etkilerin azaltılması ve hatta bitirilmesi amacıyla yatırımlar artırılmalıdır. Bu

konuda faaliyet gösteren KOBİ’lere maddi teşviklerin verilmesi ve buna ek olarak akademik

anlamda mentörlük gibi danışmanlık desteklerinde bulunulması kritik bir adım olacaktır.

Yapılacak projelerde risk yönetimi konusunda da uzmanlardan destek alınması olası zararların

izlenmesine ve verimli sonuçlar alınmasına yardımcı olacaktır. Bu süreçte çalışanların girişimci

davranışlarının teşvik edilmesi, kendilerini geliştirmelerine yönelik fırsatların verilmesi başlıca

yapılması gerekenlerdir. Teknoloji, sağlık ve eğitim faaliyetleri için yapılacak yeni ve iyi

planlanmış projelerde salgın öncesinde de yoğun verilen ve bu dönemde artması beklenen AR-

GE teşviklerine yönelik gerekli başvuruların yapılması kaynak bulma açısından gerekli

hususlardandır.

14

Yararlanılan Kaynaklar

Aktaş, R. Küreselleşme Süreci ve Ekonomik Krizler.

Allen, J., Burns, N., Garrett, L., Haass, R.N., Ikenberry G.J., Mahbubani, K., Menon, S.,

Niblett, R., Nye Jr., J.S., O’neil, S.K., Schake, K., Walt, S. How the World Will Look

After the Coronavirus Pandemic.

Capital Dergisi. Erişim Adresi: https://www.capital.com.tr/is-dunyasi/arastirmalar/korona-

revizyonu

Deloitte. Covid-19’un Işletmelere Olan Finansal Etkileri Ve Çözüm Önerileri.

Ege Bölgesi Sanayi Odası. Covid-19 Sonrasında Yeni Ekonomik Düzene İlişkin Öngörüler.

Emekçi, U. Krizlerde Sistematik Dönüşüm Modeli.

Eurocontrol. Erişim Adresi: http://web.shgm.gov.tr/tr/haberler/6365-eurocontrol-covid-19-

salgininin-avrupa-hava-trafigine-etkisine-yonelik-rapor-yayimladi.

Euronews. Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/2020/03/18/koronavirusle-mucadele-

esgudum-toplantisi-sonrasi-cumhurbaskan-erdogan-ulusa-sesleniyor.

Euronews. Erişim Adresi: https://tr.euronews.com/special/coronavirus.

International Monetary Found (IMF). World Economic Outlook, April 2020: The Great

Lockdown.

Investing.com. Erişim Adresi: https://tr.investing.com/indices/ise-100.

İstanbul Sanayi Odası. Erişim Adresi: http://www.iso.org.tr/projeler/iso-turkiye-imalat-pmi/.

Makine İmalat Sanayii Dernekleri Federasyonu. Makine Sektöründe Koronavirüs Etkileri ve

Tedbirleri Değerlendirme Anketi, 2. Faz.

Özatay, F., & Sak, G. Covid-19 Salgını Bir Değil, Bir Kaç Çeyrek Sürerse Ne Olur?.

Pricewaterhouse Coopers (PWC). Covid-19 Pandemi Krizinin Türkiye’ye Etkileri.

The New York Times. Erişim Adresi:

https://www.nytimes.com/interactive/2020/05/08/business/economy/april-jobs-

report.html.

15

TUBİTAK. Covid-19 Türkiye Web Portalı. Erişim Adresi:

https://covid19.tubitak.gov.tr/anasayfa.

Worldmeters.info. Erişim Adresi: https://www.worldometers.info/coronavirus/.

Bir önceki yazımız olan EGO Otobüsü Sincan Fatih Köprü Altında Kaza Yaptı başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

ip stresser