Can, kamuoyuna yansıyan söz konusu metinlerin Türkiye’de geniş bir kesimde rahatsızlık oluşturduğunu ifade etti.
Açıklamasında, adında “Türk” ibaresi bulunan ve Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren DİSK, KESK, TMMOB ve Türk Tabipleri Birliği gibi yapıların yayımladığı metinlere dikkat çeken Can, bu açıklamalarda “bölge halklarının kardeşliği” vurgusu yapıldığını ancak terör örgütü PKK/YPG ve türevlerinin faaliyetlerine ilişkin net bir tutum alınmadığını savundu.


Kaptan Mustafa Can, barış ve kardeşlik kavramlarının öne çıkarıldığını ancak bu söylemin hangi aktörleri kapsadığının açıkça belirtilmediğini dile getirerek, söz konusu ifadelerin kamuoyunda farklı yorumlara neden olduğunu belirtti. Özellikle meslek örgütlerinin ve sivil toplum kuruluşlarının, açıklamalarında daha açık ve sorumlu bir dil kullanması gerektiğini vurguladı.

Ttb


Türk Tabipleri Birliği’ne de değinen Can, meslek örgütlerinin öncelikli olarak kendi üyelerinin çalışma koşulları, özlük hakları ve mesleki sorunlarıyla ilgilenmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada, bu tür yapıların görev alanları dışındaki konularda açıklama yaparken toplumsal hassasiyetleri gözetmesinin önemine dikkat çekildi.


Can, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşları, odalar ve meslek örgütlerinin, devletin temel değerleri ve anayasal düzen çerçevesinde hareket etmesi gerektiğini belirtti. Açıklamasında Mustafa Kemal Atatürk’ün çizdiği yol, çağdaş, laik ve üniter devlet yapısının korunması gerektiği vurgulandı.


Kaptan Mustafa Can’ın kamuoyuyla paylaştığı yazılı açıklamanın tamamı şu şekilde:


“Adında Türk bulunan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti sınırları içinde faaliyet gösteren DİSK, KESK, TMMOB ve TTB gibi sivil toplum kuruluşları, odalar ve meslek örgütleri, Suriye’de yaşanan olayların ardından bir açıklama yayınlamıştır.
Açıklamada ‘bölge halklarının kardeşliği’ konusuna vurgu yapılmaya çalışılmış ancak terör örgütü PKK/YPG ve türevlerinin faaliyetleri ‘barış, kardeşlik, huzur, Kürtlerin refahı’ gibi süslü kelimelerle savunulmaya çalışılmıştır.
Kendileri ayrıca bölgede Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin huzur ve refahı için barışın ve kardeşliğin desteklenmesini söylemiş, ancak barış ve kardeşlik yapılacak kişilerin PKK/YPG ve türevleri olduğundan bahsetmemişlerdir.
Ayrıca ‘Türk’ Tabipler Birliği adı altında faaliyet gösteren yapının, doktorlarımızın itibarı, çalışma koşulları ve mesai saatleri gibi önemli meselelerle ilgilenmek yerine kendilerini alakadar etmeyen konularda açıklama yapmaları artık kabul edilemez bir noktaya gelmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde faaliyet gösteren tüm sivil toplum kuruluşlarının, odaların ve meslek örgütlerinin ‘Türk adı’ altında yaşadıklarını ve bu devletin birer ferdi olduklarını hatırlamaları gerekmektedir.
Başbuğ Atatürk’ün çizdiği yolda, çağdaş, laik ve üniter bir yapı ile yaşamaya devam etmeliyiz.
Ne mutlu Türk’üm diyene.”