<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Medya Ankara Haber Portalı</title>
    <link>https://medyaankara.com</link>
    <description>Ankara haber, Son dakika Ankara haber trafik kazası, Ankara haber siteleri merkezi,  Ankara yerel gazeteler, yangın, Ankara haber radyo</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://medyaankara.com/rss/dunya" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 02 May 2026 04:04:29 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/rss/dunya"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[BAE’nin Ayrılığı Petrol Savaşını mı Başlatıyor?]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/baenin-ayriligi-petrol-savasini-mi-baslatiyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/baenin-ayriligi-petrol-savasini-mi-baslatiyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Petrol piyasalarında yaşanan her kırılma, aslında yalnızca ekonomik bir dalgalanma değil; aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden yazılmasıdır. Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC ve OPEC+ yapısından ayrılma kararı da tam olarak bu çerçevede okunmalıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bu mesele, yüzeyde petrol üretim koteleri ve arz-talep dengesi gibi görünse de, derininde Körfez’de liderlik mücadelesi, enerji diplomasisi ve yeni jeopolitik saflaşmalar yatmaktadır.</p>

<p><br />
Birleşik Arap Emirlikleri’nin bu kararı, doğrudan doğruya enerji bağımsızlığı arayışının sonucudur. Abu Dabi yönetimi, uzun süredir üretim kapasitesini artırmak ve küresel enerji piyasasında daha agresif bir pozisyon almak istemektedir. Ancak OPEC sistemi, özellikle üretim kotaları üzerinden üyelerin hareket alanını sınırlandırmaktadır. BAE artık açık şekilde şunu söylemektedir: Kendi petrolünü, kendi stratejik çıkarlarına göre yönetmek istemektedir. Bu durum aynı zamanda Suudi Arabistan’ın OPEC içerisindeki belirleyici ağırlığına karşı da ciddi bir siyasi mesaj taşımaktadır.<br />
Burada dikkat edilmesi gereken temel nokta şudur: OPEC sadece bir enerji organizasyonu değil, aynı zamanda siyasi bir denge mekanizmasıdır. Riyad’ın uzun yıllardır Körfez enerji siyasetindeki liderliği, petrol arzını kontrol etme kabiliyeti üzerinden şekillenmiştir. BAE’nin ayrılığı ise bu düzene yönelik sessiz fakat son derece güçlü bir meydan okumadır. Bu nedenle mesele yalnızca petrol fiyatları değil, Körfez’de kimin söz sahibi olacağı meselesidir.</p>

<p><br />
Kısa vadede bu kararın piyasalarda ciddi bir dalgalanma yaratması kaçınılmazdır. Enerji piyasaları belirsizlikten hoşlanmaz. Özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki güvenlik riskleri devam ederken, böyle bir ayrılık kararı Brent petrol fiyatlarında sert hareketlere neden olabilir. Trader refleksi her zaman önce paniğe, sonra pozisyon almaya dayanır. Bu nedenle ilk etki volatilite olacaktır.<br />
Orta vadede ise daha somut bir tablo ortaya çıkacaktır. OPEC’in temel mantığı arzı sınırlayarak fiyatları yüksek tutmaktır. Eğer BAE bu sistemin dışına çıkarak üretimini artırırsa, piyasaya daha fazla petrol arzı gerçekleşecektir. Bu da fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturabilir. Özellikle enerji ithalatçısı ülkeler açısından bu olumlu bir gelişmedir. Çin, Hindistan ve Avrupa için daha düşük petrol fiyatı ekonomik rahatlama anlamına gelir. Türkiye açısından da benzer şekilde akaryakıt maliyetlerinin düşmesi, cari açığın baskısının hafiflemesi ve enflasyon üzerindeki yükün azalması gibi sonuçlar doğurabilir.<br />
Ancak uzun vadede asıl mesele fiyat değil, OPEC’in kurumsal otoritesinin zayıflamasıdır. BAE, kartelin en önemli üreticilerinden biridir. Böyle bir aktörün ayrılması, diğer Körfez ülkeleri için de emsal teşkil edebilir. Eğer bu süreç zincirleme bir kopuşa dönüşürse, OPEC’in küresel petrol fiyatlarını yönlendirme kapasitesi ciddi biçimde aşınacaktır. Bu da enerji piyasasında daha dağınık, daha sert rekabetçi ve daha öngörülemez bir dönemin kapısını aralar.</p>

<p><br />
Birleşik Arap Emirlikleri açısından bakıldığında avantaj açıktır: daha fazla üretim özgürlüğü, daha yüksek gelir potansiyeli ve uluslararası yatırımcıya verilen güçlü bir bağımsızlık mesajı. Ancak bunun bedeli de vardır. Suudi Arabistan ile oluşabilecek diplomatik gerilim, olası fiyat savaşları ve kartel korumasının kaybı ciddi risklerdir. Riyad isterse üretimi artırarak fiyatları aşağı çekebilir ve bu durumda kazanan değil, herkes kaybeden olur.<br />
Türkiye açısından mesele dikkatle izlenmelidir. Çünkü enerji fiyatları yalnızca ekonomik değil, doğrudan ulusal güvenlik meselesidir. Petrol fiyatlarındaki her sert hareket; enflasyondan sanayi üretimine, dış ticaret dengesinden sosyal refaha kadar geniş bir alanı etkiler. Bu nedenle Ankara’nın enerji diplomasisini sadece piyasa refleksiyle değil, jeopolitik perspektifle yürütmesi gerekir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Sonuç olarak Birleşik Arap Emirlikleri’nin OPEC’ten ayrılması, petrol piyasasında teknik bir düzenleme değil; Körfez’de yeni güç mimarisinin inşa edilmeye başlamasıdır. Petrol burada sadece araçtır. Asıl mesele, bölgesel liderliktir. Enerji çağında varil hesabı yapanlar çoğu zaman yalnızca ekonomik rakamları görür. Oysa devlet aklı şunu bilir: Her varilin arkasında bir bayrak, her enerji kararının arkasında bir stratejik hesap vardır. Ankara’nın da bu tabloyu sadece izleyen değil, doğru okuyan ve doğru pozisyon alan bir merkez olması gerekmektedir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://medyaankara.com/baenin-ayriligi-petrol-savasini-mi-baslatiyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/04/whatsapp-image-2026-04-29-at-081405.jpeg" type="image/jpeg" length="25982"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Mescid-i Aksa’da 41 Gün Sonra İlk Cuma Namazı: On Binlerce Müslüman Saf Tuttu]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/mescid-i-aksada-41-gun-sonra-ilk-cuma-namazi-on-binlerce-musluman-saf-tuttu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/mescid-i-aksada-41-gun-sonra-ilk-cuma-namazi-on-binlerce-musluman-saf-tuttu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail’in İran ile yaşanan askeri gerilimi gerekçe göstererek 41 gündür kapalı tuttuğu Mescid-i Aksa, ABD ile İran arasında imzalanan geçici ateşkesin ardından yeniden ibadete açıldı. Doğu Kudüs’te bulunan Harem-i Şerif’te 5 hafta aradan sonra ilk cuma namazı kılındı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşgal altındaki Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa, İsrail yönetiminin güvenlik gerekçeleriyle uyguladığı 41 günlük kısıtlamanın ardından bugün ilk kez cuma namazına ev sahipliği yaptı. Bölgedeki diplomatik süreçlerin ardından ilan edilen ateşkesle birlikte, Harem-i Şerif’in kapıları sabah namazından itibaren Müslümanlar için yeniden açıldı.</p>

<h3><strong>Eski Şehir ve Çevresinde Yoğun Güvenlik Önlemleri</strong></h3>

<p>Cuma namazı öncesinde İsrail polisi, Mescid-i Aksa’nın da içinde yer aldığı Eski Şehir bölgesine çok sayıda ekip ve güvenlik barikatı yerleştirdi. Sabahın erken saatlerinden itibaren Mescid-i Aksa’ya gitmek için yola çıkan Filistinliler, polis kontrol noktalarından geçerek içeri alındı. Uygulanan kısıtlamalar kapsamında, İsrail polisinin özellikle bazı Filistinli gençlerin girişine izin vermediği ve onları kontrol noktalarından geri çevirdiği gözlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>On Binlerce Müslüman Avluda Bir Araya Geldi</strong></h3>

<p>Tüm kısıtlamalara ve sıkı güvenlik kontrollerine rağmen on binlerce Müslüman, 5 haftalık aranın ardından cuma namazı için saf tuttu. Mescid-i Aksa’nın kapalı olduğu dönemde hareketliliğin durduğu Eski Şehir bölgesindeki sokaklar, kapıların açılmasıyla birlikte yeniden doldu. Namaza katılanlar arasında Doğu Kudüs'te yaşayan Filistinlilerin yanı sıra 1948 sınırları içerisindeki şehirlerden gelenlerin de olduğu bildirildi.</p>

<p>Namaz sırasında İsrail polisinin, başta Kubbetu's-Sahra çevresi olmak üzere Harem-i Şerif'in çeşitli noktalarında ve avlu içerisinde gruplar halinde konuşlandığı görüldü. Güvenlik birimlerinin avlu içerisindeki bu varlığına rağmen on binlerce kişi namazı eda ederek bölgeden ayrıldı. 41 günlük aranın ardından Mescid-i Aksa’nın açılması, bölgedeki sosyal hayatta ve dini rutinlerde haftalar sonra bir ilk olarak kaydedildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://medyaankara.com/mescid-i-aksada-41-gun-sonra-ilk-cuma-namazi-on-binlerce-musluman-saf-tuttu</guid>
      <pubDate>Fri, 10 Apr 2026 17:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/04/69d8e8477370607e7db365d4.webp" type="image/jpeg" length="18306"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[LGS Tarihinde "Dünya Kupası" Ayarı: Sınav Bir Gün Öne Çekildi]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/lgs-tarihinde-dunya-kupasi-ayarai</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/lgs-tarihinde-dunya-kupasi-ayarai" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, daha önce 14 Haziran Pazar günü yapılacağı ilan edilen Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavın tarihinde değişikliğe gidildiğini açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Bakan Tekin, Türkiye Milli Takımı'nın Dünya Kupası grup aşamasındaki ilk maçının 14 Haziran Pazar günü Türkiye saatiyle sabah 07:00'de başlayacak olması nedeniyle, öğrencilerin bu heyecana ortak olabilmeleri ve sınav günü herhangi bir aksaklık yaşanmaması adına sınavın 13 Haziran Cumartesi gününe alındığını duyurdu.<br />
<br />
Yapılan incelemeler sonucunda hukuki ve teknik bir engel bulunmadığının tespit edildiğini belirten Tekin, sınav saatinin ise değişmediğini ifade etti.<br />
<br />
Ayrıca, sınav hazırlıklarının eksiksiz tamamlanabilmesi amacıyla 12 Haziran Cuma günü Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı örgün eğitim kurumlarında bir gün süreyle idari izin uygulanacağı ve kararın öğrenci, veli ve öğretmenler için en uygun zemin dikkate alınarak verildiği bildirildi.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Eğitim</category>
      <guid>https://medyaankara.com/lgs-tarihinde-dunya-kupasi-ayarai</guid>
      <pubDate>Fri, 03 Apr 2026 17:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/04/y-u-s-u-f-u-i-i.jpg" type="image/jpeg" length="71852"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İran’dan ABD’nin 15 Maddelik Teklifine Yanıt: “Savaşın Tekrarlanmayacağı Garanti Edilmeli”]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/irandan-abdnin-15-maddelik-teklifine-yanit-savasin-tekrarlanmayacagi-garanti-edilmeli</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/irandan-abdnin-15-maddelik-teklifine-yanit-savasin-tekrarlanmayacagi-garanti-edilmeli" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İran, ABD tarafından sunulan 15 maddelik çözüm önerisine resmi cevabını aracılar vasıtasıyla iletti. İran basınına yansıyan ve yetkililere dayandırılan bilgilere göre, Tahran yönetimi karşı tarafa kendi şartlarını sundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h3>İran’ın yanıtında; saldırı ve suikastların tüm cephelerde durdurulması, savaşın yeniden yaşanmamasına yönelik güvence verilmesi ve İran’a tazminat ödenmesi taleplerinin öne çıktığı bildirildi. Ayrıca Hürmüz Boğazı üzerindeki İran egemenliğinin uluslararası düzeyde garanti altına alınmasının da şartlar arasında yer aldığı ifade edildi.</h3>

<p>Söz konusu gelişmeler, İran ile ABD arasında dolaylı olarak yürütülen müzakere sürecinin devam ettiği bir dönemde yaşandı. Tarafların doğrudan temas kurmadığı süreçte, görüşmelerin üçüncü ülkeler ve diplomatik kanallar aracılığıyla sürdürüldüğü biliniyor.</p>

<p>İranlı yetkililer, ABD’nin müzakere girişimlerine temkinli yaklaştıklarını belirtirken, bu sürecin “zaman kazanma stratejisi” ve “aldatmaca” olabileceğini öne sürdü. Açıklamalarda, ABD’nin uluslararası kamuoyuna barışçıl bir görüntü verme çabası içinde olduğu, bununla birlikte küresel enerji piyasalarını etkilemeyi ve olası askeri seçenekler için zaman kazanmayı hedeflediği iddia edildi.</p>

<p>Öte yandan, İsviçre’nin Cenevre kentinde sürdüğü belirtilen diplomatik temaslara rağmen bölgede gerilimin tam olarak düşmediği ve zaman zaman saldırı iddialarının gündeme geldiği kaydedildi. İran tarafı, müzakereler devam ederken sahadaki gelişmelerin sürmesinin, ABD’nin sürece ilişkin tutumuna dair soru işaretlerini artırdığını ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlar, taraflar arasında güven krizinin devam ettiğini ve olası bir anlaşma için karşılıklı güven artırıcı adımların kritik önemde olduğunu değerlendiriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://medyaankara.com/irandan-abdnin-15-maddelik-teklifine-yanit-savasin-tekrarlanmayacagi-garanti-edilmeli</guid>
      <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 11:48:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/abdden-irana-olum-yagacak-806-2-41.jpg" type="image/jpeg" length="22500"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Altında Kritik Eşik: “Dip Görüldü Mü?” Sorusu Yeniden Gündemde]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/altinda-kritik-esik-dip-goruldu-mu-sorusu-yeniden-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/altinda-kritik-esik-dip-goruldu-mu-sorusu-yeniden-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Altın fiyatları, küresel tahvil getirilerindeki yükseliş ve faiz beklentilerinin güçlenmesiyle baskı altında kalmaya devam ediyor. Piyasalarda “dip seviyeler görüldü mü?” tartışması yeniden öne çıkarken, analizler kritik destek bölgelerine işaret ediyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünya Altın Konseyi (World Gold Council), son değerlendirmesinde altın piyasasında özellikle teknik seviyelerin ve makroekonomik gelişmelerin belirleyici olduğuna dikkat çekti.</p>

<p><br />
<strong>Altın fiyatlarında son görünüm</strong><br />
Küresel piyasalarda ons altın, yaklaşık 4.360 dolar seviyesinde denge arayışını sürdürüyor. Haftanın ilk işlemlerinde fiyatlamalar yatay ve temkinli bir seyir izliyor.</p>

<p><br />
Spot piyasada gram altın 6.220 TL seviyesinden işlem görürken, Kapalıçarşı’da fiziki gram altın 6.780 TL, çeyrek altın ise 11.275 TL seviyelerinde satılıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
<strong>Baskının ana nedeni: faiz ve tahvil getirileri</strong><br />
Analistlere göre altın üzerindeki baskının temel nedeni, küresel tahvil getirilerindeki sert yükseliş ve reel faizlerdeki artış oldu. Bu durum, getiri sağlamayan varlıklara olan ilgiyi zayıflatıyor.</p>

<p><br />
Özellikle 2026 yılına yönelik faiz artırım beklentilerinin güçlenmesi, yatırımcıların pozisyonlarını azaltmasına ve kâr satışlarının hızlanmasına yol açıyor.</p>

<p><br />
<strong>Jeopolitik riskler fiyatlamayı belirliyor</strong><br />
Orta Doğu’da yaşanan gelişmeler altın piyasasında yön belirleyici olmaya devam ediyor. Hürmüz Boğazı’na ilişkin normalleşme sinyalleri enerji arzı endişelerini bir miktar azaltırken, olası gerilim senaryoları yeniden güvenli liman talebini güçlendirebilir.</p>

<p><br />
ABD’de artan borç yükü ve siyasi belirsizlikler ise Fed’in para politikası alanını daraltan unsurlar arasında gösteriliyor.</p>

<p><br />
<strong>Teknik görünüm: kritik destek bölgesi</strong><br />
Piyasa analizlerinde 200 günlük ortalama ve Fibonacci geri çekilme seviyeleri öne çıkıyor. Buna göre 4.090 – 4.066 dolar bandı, ons altında güçlü bir destek bölgesi olarak takip ediliyor.</p>

<p><br />
Uzmanlar, bu seviyelerin altın için olası bir dip arayışında kritik eşik olabileceğini belirtiyor. Fiyatlamaların yönü ise önümüzdeki dönemde faiz beklentileri ve jeopolitik gelişmelere bağlı olarak şekillenecek.</p>

<p></p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Ekonomi</category>
      <guid>https://medyaankara.com/altinda-kritik-esik-dip-goruldu-mu-sorusu-yeniden-gundemde</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Mar 2026 11:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/a-l-t-i-n-n-n-n-n.jpg" type="image/jpeg" length="61770"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Emperyal Savaş Mantığı Ve Kadim Devlet Direncini İran Üzerinden Okumak]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/emperyal-savas-mantigi-ve-kadim-devlet-direncini-iran-uzerinden-okumak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/emperyal-savas-mantigi-ve-kadim-devlet-direncini-iran-uzerinden-okumak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Emperyal güçler için savaş çoğu zaman bir yatırımdır. Bu tür güçler askerî müdahaleleri çoğu zaman maliyet–fayda hesabı üzerinden değerlendirir. Eğer savaşın maliyeti—insan kaybı, ekonomik harcamalar ve uluslararası prestij kaybı—beklenen siyasal veya stratejik kazançları aşmaya başlarsa, iç kamuoyunda ciddi sorgulamalar ortaya çıkar.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>“Neden oradayız?” sorusu giderek daha yüksek sesle dile getirilir. Tarihte bunun en çarpıcı örnekleri, ABD’nin yaşadığı Vietnam Savaşı ve Afganistan Savaşı deneyimleridir. Her iki durumda da savaşın uzaması ve maliyetlerin artması, sonunda geri çekilmeyi kaçınılmaz hâle getirmiştir.</p>

<p>Kadim devlet geleneklerinde ise savaş çoğu zaman bir yatırım değil, bir varoluş mücadelesi olarak görülür. Bu anlayışta savunma ve direnme, yalnızca askerî bir tercih değil; tarihsel hafızaya ve kolektif kimliğe dayanan bir zorunluluktur. Bu nedenle maliyet–fayda analizi ikinci planda kalır; çünkü “vatan” veya “bağımsızlık” parayla ölçülebilen değerler değildir. Öyle durumlarda toplumlar, en ağır ambargolar ve baskılar altında bile dağılmak yerine çoğu zaman daha güçlü bir dayanışma sergileyebilir. Tarih boyunca pek çok toplumun dış müdahalelere karşı uzun süre direnebilmesinin arkasında bu tür bir kolektif bilinç yatmaktadır.</p>

<p>Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Türk milletinin modern tarihindeki iki büyük direniş deneyimidir. Çanakkale Savaşı sırasında, dönemin en güçlü donanma ve ordularını barındıran İtilaf devletlerine karşı verilen mücadele, yalnızca askerî bir savunma değil aynı zamanda bir varoluş direnişi olarak ortaya çıkmıştır. Ekonomik bakımdan zayıflamış ve uzun savaş yıllarıyla yıpranmış bir imparatorluğun insanları, “vatan” fikri etrafında birleşerek dünyanın en güçlü güçlerine karşı direnebilmiştir. Benzer bir durum imparatorluğun fiilen sona ermesinden sonra Anadolu’da başlayan Türk Kurtuluş Savaşı sürecinde de görülmüştür. İşgaller karşısında Anadolu halkı, büyük yokluklara rağmen yeniden örgütlenmiş ve ulusal egemenlik fikri etrafında birleşerek bağımsızlık mücadelesi vermiştir. Bu mücadele, askerî gücün tek başına belirleyici olmadığını; tarihsel hafıza, kolektif kimlik ve bağımsızlık bilincinin toplumların direnme kapasitesini nasıl artırdığını açık biçimde göstermiştir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Fars kültürü de, yalnızca Fars etnik grubuna değil, İran merkezli geniş bir coğrafyayı kapsayan, sanat ve düşünce odaklı bir medeniyet kimliğidir. “Farslaşma” süreci, özellikle Büyük Selçuklu Devleti ve Babür İmparatorluğu gibi Türk ve Müslüman devletlerde saray dili ve kültürü üzerinde derin etkiler bırakmıştır. Farsça yüzyıllar boyunca Orta Asya’dan Hindistan’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada edebiyat ve yüksek kültür dili olarak kullanılmıştır. Bu durum, İran merkezli kültürel hafızanın tarihsel derinliğini göstermesi bakımından önemlidir.</p>

<p>Bugün İran askerî bakımdan Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail ile kıyaslandığında daha zayıf bir güç olarak görülebilir. Ancak devletlerin direncini belirleyen unsur yalnızca askerî kapasite değildir. Tarihsel hafıza, kültürel süreklilik ve toplumsal dayanışma da en az askerî güç kadar belirleyici olabilir. Nitekim Libya ve Irak gibi örneklerde görüldüğü üzere, güçlü kurumsal bütünlüğün zayıfladığı toplumlarda dış müdahaleler çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabilmiştir. İran’ı ayakta tutan temel unsurlardan biri ise tarih, kimlik ve bağımsızlık bilincinden doğan direnme kültürüdür.</p>

<p>İran’da belki mevcut mollalık rejimi değişebilir; ancak bu durum İran toplumunun dış güçlere teslim olacağı anlamına gelmez. İran toplumu bir yandan dinî otoritenin belirlediği yönetim biçimine itiraz ederken, diğer yandan ülkesinin dış güçlerin etkisi altına girmesine de karşıdır. Bu nedenle İran’daki süreç yalnızca iktidarın değişmesi meselesi değildir; aynı zamanda bağımsızlık, egemenlik ve halk iradesi üzerine yürüyen daha derin bir tarihsel tartışmayı ifade eder.</p>

<p>Tarihin birçok döneminde görüldüğü gibi böyle kırılma anlarında iki olasılık ortaya çıkar:</p>

<p><strong>“Ya devrim savaşı önler,</strong><br />
<strong><strong>ya da savaş devrime yol açar.”</strong></strong> </p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya</category>
      <guid>https://medyaankara.com/emperyal-savas-mantigi-ve-kadim-devlet-direncini-iran-uzerinden-okumak</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 12:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-18-at-124926.jpeg" type="image/jpeg" length="18742"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Trump’tan NATO’ya Sert Rest: “Artık İhtiyacımız Yok”]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/trumptan-natoya-sert-rest-artik-ihtiyacimiz-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/trumptan-natoya-sert-rest-artik-ihtiyacimiz-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, İran’a yönelik operasyon sürecinde destek vermeyen NATO ülkelerine sert tepki gösterdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump, NATO’nun ABD için “tek yönlü bir ilişki” olduğunu savunarak, “NATO ülkelerinin yardımına artık ihtiyacımız yok ve bunu istemiyoruz da” ifadelerini kullandı.</p>

<p><br />
Trump, ABD’nin yıllardır müttefiklerini korumak için büyük harcamalar yaptığını vurgulayarak, buna karşılık özellikle kritik anlarda yeterli destek görmediklerini dile getirdi. İran’a yönelik askeri operasyonlara birçok NATO ülkesinin katılmamasını eleştiren Trump, bu durumu “şaşırtıcı değil” sözleriyle değerlendirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
ABD’nin askeri gücüne dikkat çeken Trump, “Dünyanın en güçlü ülkesi olarak kimsenin yardımına ihtiyacımız yok” diyerek yalnız hareket edebileceklerini savundu.</p>

<p><br />
Öte yandan Trump, Keir Starmer ve Emmanuel Macron hakkında da dikkat çeken açıklamalarda bulundu. İngiltere Başbakanı Starmer için “hayal kırıklığına uğradım” diyen Trump, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un ise “çok yakında görevden ayrılacağını” iddia etti.</p>

<p><br />
Trump’ın açıklamaları, NATO içinde yeni bir tartışma başlatabilecek nitelikte yorumlandı.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://medyaankara.com/trumptan-natoya-sert-rest-artik-ihtiyacimiz-yok</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/t-r-u-m-p-3.jpg" type="image/jpeg" length="24555"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye-Irak Hattı Devreye Giriyor: Petrol Fiyatlarında Geri Çekilme]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/turkiye-irak-hatti-devreye-giriyor-petrol-fiyatlarinda-geri-cekilme</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/turkiye-irak-hatti-devreye-giriyor-petrol-fiyatlarinda-geri-cekilme" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Küresel enerji piyasalarında dikkat çeken bir gelişme yaşandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Türkiye ile Irak arasında petrol ihracatının yeniden başlatılmasına yönelik atılan adımlar, arz endişelerini azaltırken fiyatlara da düşüş olarak yansıdı.,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Brent petrolün varil fiyatı 18 Mart itibarıyla 103 doların altına gerilerken, ABD ham petrolü (WTI) ise 95 dolar seviyelerinde işlem gördü. Uzmanlar, bu düşüşte Türkiye üzerinden yeniden başlayacak sevkiyat planının etkili olduğunu belirtiyor.<br />
Sürece ilişkin açıklama yapan Mesrur Barzani, Irak petrolünün Kürdistan Bölgesi üzerinden Türkiye’ye ihraç edilmesi yönünde adım atıldığını duyurdu. Barzani, zor koşullar altında ihracatın yeniden başlatılmasının bölge için kritik olduğunu vurguladı.</p>

<p><br />
Öte yandan Tom Barrack da yapılan girişimlere destek vererek, Erbil ve Bağdat yönetimlerinin iş birliğini memnuniyetle karşıladıklarını ifade etti. ABD’nin süreci desteklemeye devam edeceği belirtildi.</p>

<p><br />
Yeni plan kapsamında, Kuzey Irak’tan Türkiye’deki Ceyhan Limanı’na uzanan boru hattının yeniden devreye alınması hedefleniyor. Bu hattın aktif hale gelmesiyle birlikte küresel petrol arzındaki sıkışıklığın kısmen azalması bekleniyor.<br />
Irak’ın petrol ihracatında Hürmüz Boğazı’na alternatif olarak Türkiye güzergâhını öne çıkarması, enerji piyasalarında dengelenme sinyali olarak değerlendiriliyor.</p>

<p><br />
Buna karşın Orta Doğu’daki jeopolitik gerilimler ve Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kısıtlı geçişler, piyasalarda belirsizliğin tamamen ortadan kalkmasını engelliyor. Uzmanlara göre, fiyatlardaki dalgalanma bir süre daha devam edebilir.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Ekonomi, Politika</category>
      <guid>https://medyaankara.com/turkiye-irak-hatti-devreye-giriyor-petrol-fiyatlarinda-geri-cekilme</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Mar 2026 11:10:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/p-e-t-r-o-l.jpg" type="image/jpeg" length="23362"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Donald Trump: " Hürmüz Boğazını Açmak İçin Destek Vermezse NATO'yu Çok Kötü Bir Gelecek Bekliyor."]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/donald-trump-hurmuz-bogazini-acmak-icin-destek-vermezse-natoyu-cok-kotu-bir-gelecek-bekliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/donald-trump-hurmuz-bogazini-acmak-icin-destek-vermezse-natoyu-cok-kotu-bir-gelecek-bekliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği konusunda müttefiklerine çağrıda bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Trump, Avrupa ve diğer müttefik ülkelerin destek vermemesi halinde NATO’nun ciddi sonuçlarla karşılaşabileceğini söyledi.<br />
Trump açıklamasında, “Eğer Avrupa ve diğer müttefiklerimiz Hürmüz Boğazı'nı açmak için bize destek vermezse NATO'yu çok kötü bir gelecek bekliyor.<br />
<br />
Hürmüz Boğazı’nın güvenliği küçük bir çaba gerektiriyor” ifadelerini kullandı.<br />
ABD Başkanı ayrıca, boğazın güvenliği için bazı ülkelerle görüştüğünü belirterek özellikle enerji taşımacılığı açısından bölgenin stratejik önemine dikkat çekti.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://medyaankara.com/donald-trump-hurmuz-bogazini-acmak-icin-destek-vermezse-natoyu-cok-kotu-bir-gelecek-bekliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 10:27:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/t-r-u-m-p-1.jpg" type="image/jpeg" length="97687"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump’tan İran Rejimine Sert Uyarı]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/abd-baskani-donald-trumptan-iran-rejimine-sert-uyari</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/abd-baskani-donald-trumptan-iran-rejimine-sert-uyari" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[ABD Başkanı Donald Trump, kendi sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı açıklamada İran rejimine karşı sert ifadeler kullandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Trump, İran’ın askeri, ekonomik ve diğer alanlardaki güç unsurlarının “tamamen yok edildiğini” savunarak, ABD’nin operasyonel kapasitesine dikkat çekti.</p>

<p><br />
Trump mesajında, “Eşsiz bir ateş gücüne, sınırsız mühimmata ve bolca zamana sahibiz” ifadelerini kullanarak, bölgedeki Amerikan yeteneklerinin genişliğini vurguladı. Ayrıca, “Bugün bu akıl hastası alçakların başına ne geleceğini izleyin” diyerek İran yönetimine karşı olası sert eylemlerin sinyalini verdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Başkan, Amerikan medyasına da eleştiriler yöneltti. Özellikle New York Times’ı örnek göstererek, “Kazanmadığımızı yanlış düşünebilirsiniz” dedi ve medyanın İran’a yönelik operasyonları yeterince doğru yansıtmadığını ima etti.</p>

<p><br />
Trump’ın açıklamaları, ABD-İran ilişkilerinde gerilimin yükseldiğini gösterirken, uluslararası toplum ve bölge ülkeleri bu tür açıklamaları dikkatle takip ediyor. Analistler, Trump’ın sözlerini hem diplomatik bir mesaj hem de bölgesel güç göstergesi olarak değerlendiriyor.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://medyaankara.com/abd-baskani-donald-trumptan-iran-rejimine-sert-uyari</guid>
      <pubDate>Fri, 13 Mar 2026 16:58:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/t-r-u-m-p.jpg" type="image/jpeg" length="45725"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İsrail’den Türk gazetecilere alçak müdahale! TİGAD’dan sert tepki: “gazetecilik suç değildir!”]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/israilden-turk-gazetecilere-alcak-mudahale-tigaddan-sert-tepki-gazetecilik-suc-degildir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/israilden-turk-gazetecilere-alcak-mudahale-tigaddan-sert-tepki-gazetecilik-suc-degildir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İsrail güçlerinin, bölgede yaşanan gelişmeleri dünya kamuoyuna aktaran Türk basın mensuplarına yönelik müdahaleleri bir kez daha kabul edilemez bir boyuta ulaşmıştır. Son olarak CNN Türk ekibinin hukuksuz şekilde gözaltına alınması, sadece gazetecilere değil; doğrudan doğruya basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına yapılmış açık bir saldırıdır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği (TİGAD) olarak bu çirkin müdahaleyi en güçlü şekilde kınıyoruz.</p>

<p>Gazetecilik suç değildir. Gazeteciler, savaşın ve çatışmanın ortasında dahi hakikatin izini sürmekle yükümlüdür. Uluslararası hukuk, savaş bölgelerinde görev yapan basın mensuplarını açıkça koruma altına almıştır. Buna rağmen yapılan bu müdahale, evrensel hukuk normlarının hiçe sayıldığını göstermektedir.</p>

<p>Bu hadise, sadece bir gözaltı vakası değil; basının susturulmasına yönelik sistematik baskının yeni bir halkasıdır. Gerçekleri karartmaya çalışan her girişim, aslında hakikatin gücünden duyulan korkunun itirafıdır.</p>

<p>TİGAD olarak çağrımız nettir:<br />
• Türk gazetecilere yönelik tüm hukuksuz uygulamalar derhal sonlandırılmalıdır.<br />
• Gözaltına alınan basın mensupları koşulsuz olarak serbest bırakılmalıdır.<br />
• Uluslararası basın kuruluşları ve insan hakları örgütleri bu açık ihlale karşı sessiz kalmamalıdır.</p>

<p>Gazetecileri susturarak gerçekleri ortadan kaldıramazsınız. Basın özgürlüğüne vurulan her darbe, demokrasinin kalbine yönelmiş bir tehdittir.</p>

<p>Türkiye İnternet Gazetecileri Derneği olarak, nerede olursa olsun görevini yapan her gazetecinin yanında olmaya devam edeceğiz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Gazetecilik suç değildir!<br />
Basın susturulamaz!</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Diğer, Dünya</category>
      <guid>https://medyaankara.com/israilden-turk-gazetecilere-alcak-mudahale-tigaddan-sert-tepki-gazetecilik-suc-degildir</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 12:22:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/whatsapp-image-2026-03-04-at-121921.jpeg" type="image/jpeg" length="38626"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hürmüz’ü Kim Kapattı? (Mehmet Emir Aksoy)]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/hurmuzu-kim-kapatti-mehmet-emir-aksoy</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/hurmuzu-kim-kapatti-mehmet-emir-aksoy" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Füzeler Değil, Londra’daki Sigorta Masaları
Dünya medyasında dolaşan başlık iddialıydı: “Hürmüz Boğazı kapatıldı. Çin, İran’a baskı yapıyor.” Ancak stratejik analiz, manşetlerin ötesine bakmayı gerektirir. Çünkü ortada egemen bir devlet kararıyla kapatılmış bir boğaz yoktur; ortada küresel sigorta sisteminin geri çekilmesiyle oluşmuş fiilî bir kilitlenme vardır.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği dar ama hayati bir su yoludur. Basra Körfezi’ni Umman Körfezi’ne bağlayan bu geçiş hattı, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Katar ve Irak’ın enerji ihracatının ana arteridir. Günlük 17–20 milyon varillik petrol akışı burada şekillenir. Bu nedenle Hürmüz yalnızca bir coğrafi geçit değil, küresel enerji sisteminin basınç vanasıdır.<br />
Son günlerde yaşanan gelişmelerde dikkat çeken unsur şudur: Çin’in İran’a baskı yaptığı konuşuluyor. Çin, İran’ın deniz yoluyla ihraç ettiği petrolün yaklaşık yüzde 80’ini satın almaktadır. 25 yıllık ve 400 milyar dolarlık stratejik iş birliği anlaşması, İran için ekonomik bir güvenlik şemsiyesi anlamına gelmektedir. Eğer dünyada Tahran üzerinde ciddi ekonomik baskı kurabilecek bir aktör varsa, bu Pekin’dir.<br />
Ancak burada gözden kaçan temel gerçek şudur: Boğazı İran kapatmadı. Deniz trafiğini fiilen durduran mekanizma, Londra merkezli reasürans şirketlerinin savaş riski teminatlarını geri çekmesi oldu. Küresel tonajın yaklaşık yüzde 90’ını kapsayan 12 P&amp;I kulübü, savaş ve yüksek risk bölgelerinde reasürans güvencesine dayanır. Bu kapasitenin önemli bölümü Lloyd's of London ekosistemi tarafından sağlanmaktadır. Birkaç büyük reasürör teminatı askıya aldığında, gemiler teknik olarak sigortasız kalır. Sigortasız gemi ise küresel ticarette hareket edemez. Sonuç olarak boğaz hukuken açık olsa da fiilen kapanır.<br />
Bu noktada mesele jeopolitik değil, aktüeryaldir. Aktüerya; risklerin olasılık hesapları, istatistiksel modeller ve matematiksel projeksiyonlarla ölçülmesi ve fiyatlanması sürecidir. Bir bölgede füze tehdidi, insansız hava aracı saldırısı, kontrolsüz tırmanma riski veya belirsiz askeri faaliyetler ölçülebilir eşiklerin üzerine çıktığında, reasürörler ya primleri aşırı yükseltir ya da teminatı tamamen askıya alır. Bu kararlar siyasi reflekslerle değil, risk tablolarıyla alınır.<br />
Tahran bu gece geri adım atsa ve İslam Devrim Muhafızları Ordusu operasyonları dursa bile, tek bir telefonla reasürans kapasitesi geri gelmez. Risk modellerinin yeniden oluşturulması, sefer bazlı sigorta hesaplarının güncellenmesi, fiyatlanan kapasitenin yeniden tanımlanması ve tehdit ortamının aktüerler tarafından ölçülebilir şekilde stabil görülmesi gerekir. Aksi hâlde küresel sigorta piyasası Körfez savaş riski teminatını devreye almaz.<br />
Dolayısıyla Çin’in İran üzerinde baskı gücü vardır; fakat Londra’daki reasürans piyasası üzerinde neredeyse sıfır etkisi vardır. İşte krizin görünmeyen boyutu budur. En fazla kaybedecek ve sahadaki aktörler üzerinde en büyük ekonomik etkiye sahip ülke, fiilî kilidi açacak mekanizmaya hükmedememektedir. Çünkü mesele askeri değil, mali; politik değil, matematiksel bir zemindedir.<br />
Bugün Hürmüz’de yaşanan tablo bize 21. yüzyıl güç mücadelesinin yeni doğasını göstermektedir. Boğazı donanmalar değil, risk komiteleri kilitlemektedir. Füzeler değil, sigorta tabloları akışı durdurmaktadır. Ve aktüerler, devlet başkanlarının ya da politbüro üyelerinin telefonlarına göre değil; hesapladıkları risk katsayılarına göre karar vermektedir.<br />
Hürmüz hâlâ harita üzerinde açıktır. Ancak küresel finans sistemi “risk kabul edilemez” dediği anda, dünyanın en stratejik su yollarından biri fiilen durabilir. İşte yeni çağın jeopolitiği tam da budur.</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Diğer, Dünya</category>
      <guid>https://medyaankara.com/hurmuzu-kim-kapatti-mehmet-emir-aksoy</guid>
      <pubDate>Wed, 04 Mar 2026 11:14:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/03/ekran-goruntusu-2026-03-04-111458.png" type="image/jpeg" length="32724"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[NATO Sarsılmaz Ok 2026 Tatbikatı: Türkiye NATO’da Kanat Ülkesi Değil, Merkez Güçtür]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/nato-sarsilmaz-ok-2026-tatbikati-turkiye-natoda-kanat-ulkesi-degil-merkez-guctur</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/nato-sarsilmaz-ok-2026-tatbikati-turkiye-natoda-kanat-ulkesi-degil-merkez-guctur" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye artık NATO’nun sınırında duran bir ülke değil, dengenin tam merkezinde duran devlettir.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>20 Şubat’ta başlayan Steadfast Dart 2026, yani Türkçeleştirilmiş adıyla NATO Sarsılmaz Ok 2026 Tatbikatı, askeri bir rutin değil; ittifakın kriz anındaki refleks kapasitesinin ve güç dağılımının yeniden ölçüldüğü stratejik bir eşikti.<br />
Bu eşikte Türkiye’nin pozisyonu nettir.</p>

<p><br />
Uzun yıllar “güney kanadı” olarak tanımlanan Türkiye, bugün NATO’nun doğu ve güney eksenindeki operasyonel mimarisinin merkezinde yer almaktadır. Karadeniz’den Akdeniz’e uzanan hat, Balkanlar’dan Kafkasya’ya ve Orta Doğu’ya kadar uzanan güvenlik koridoru Türkiye’yi pasif bir coğrafya değil, aktif bir kontrol gücü hâline getirmiştir.</p>

<p><br />
NATO’nun süratli intikal kabiliyeti, lojistik akış sürekliliği ve çok cepheli senaryolarda eş zamanlı reaksiyon kapasitesi Türkiye olmadan planlanamaz. Bu gerçek artık diplomatik bir nezaket cümlesi değil; askeri bir zorunluluktur.</p>

<p><br />
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin son on yıldaki saha pratiği, sınır ötesi operasyon deneyimi ve hibrit tehditlere karşı geliştirdiği refleks kapasitesi, Türkiye’yi teorik planlama yapan ülkelerden ayırmaktadır. NATO içinde gerçek savaş pratiğine sahip sınırlı sayıda ülkeden biri olan Türkiye, güvenlik üretme kapasitesini sahada test etmiş bir devlettir.</p>

<p><br />
Bununla birlikte savunma sanayiindeki yerlilik oranının artışı, insansız sistemler, elektronik harp kabiliyeti ve mühimmat entegrasyonu Türkiye’yi yalnızca asker sağlayan değil, teknoloji sağlayan bir aktör konumuna taşımaktadır. Bu durum ittifak içindeki güç denkleminde Türkiye’yi bağımlı değil, ihtiyaç duyulan bir ülke hâline getirmektedir.</p>

<p><br />
NATO’nun kuzey ekseni Rusya merkezli bir tehdit algısıyla şekillenirken, güney eksen çok daha karmaşık riskler barındırmaktadır: terör, enerji güvenliği, düzensiz göç ve Doğu Akdeniz’deki stratejik rekabet. Bu çok katmanlı riskleri eş zamanlı yönetebilen tek NATO ülkesi Türkiye’dir.</p>

<p><br />
Sarsılmaz Ok 2026 Tatbikatı göstermiştir ki Türkiye artık bir kanat ülkesi değildir. Türkiye, denge kuran, kriz yöneten ve güvenlik mimarisini şekillendiren merkez bir güçtür.</p>

<p><br />
Mesele NATO’ya ne verdiğimiz değil; NATO’nun Türkiye olmadan ne kadar hareket edebileceğidir.<br />
Ve bu soru, önümüzdeki dönemin stratejik müzakerelerinde Ankara’nın en güçlü kozudur.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Mehmet Emir Aksoy</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Asayiş, Dünya, Gündem</category>
      <guid>https://medyaankara.com/nato-sarsilmaz-ok-2026-tatbikati-turkiye-natoda-kanat-ulkesi-degil-merkez-guctur</guid>
      <pubDate>Tue, 24 Feb 2026 11:30:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/02/whatsapp-image-2026-02-24-at-105900.jpeg" type="image/jpeg" length="12836"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[ABD–İran Temasları ve Ankara’nın Denge Stratejisi]]></title>
      <link>https://medyaankara.com/abd-iran-temaslari-ve-ankaranin-denge-stratejisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://medyaankara.com/abd-iran-temaslari-ve-ankaranin-denge-stratejisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ortadoğu bir kez daha diplomasinin ve caydırıcılığın aynı anda sahaya sürüldüğü bir eşikten geçiyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile İran arasında yürütülen temaslar, yüzeyde nükleer dosya üzerinden ilerliyor görünse de, gerçekte mesele çok daha geniş bir jeopolitik çerçeveye oturuyor. Bugün konuşulan yalnızca uranyum zenginleştirme oranları değil; Körfez’in güvenliği, İsrail’in kaygıları, enerji hatları, yaptırımların geleceği ve bölgesel güç dengeleridir.</p>

<p><br />
Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki görüşmelerde tarafların “kılavuz ilkeler” üzerinde belirli bir ilerleme kaydettiği ifade ediliyor. Ancak sahadaki askeri hareketlilik, diplomasinin henüz güven üretmediğini gösteriyor. Washington, askeri varlığını bölgede diri tutarak müzakere masasındaki elini güçlendirmeye çalışırken; Tahran da hem bölgesel aktörler üzerinden hem de iç kamuoyuna dönük söylemle geri adım atmadığını göstermek istiyor.</p>

<p><br />
Bu tablo, aslında klasik bir “müzakere eşliğinde baskı” stratejisidir. Taraflar masada konuşurken sahada pozisyon alır. Çünkü mesele yalnızca teknik bir nükleer anlaşma değildir; mesele, 2018 sonrası dağılan güven zemininin yeniden kurulup kurulamayacağıdır.</p>

<p><br />
Tam da bu noktada Ankara’nın rolü önem kazanıyor.</p>

<p><br />
Türkiye, İran ile doğrudan sınırı olan; ABD ile NATO müttefikliği bulunan; aynı zamanda Körfez ve Kafkasya denklemlerini yakından etkileyen bir devlettir. Türkiye açısından mesele taraf olmak değil, istikrar üretmektir. Devlet aklı burada duygusal reflekslerle değil, jeopolitik gerçeklikle hareket eder.</p>

<p><br />
Ankara’nın temel öncelikleri üç başlıkta toplanabilir:</p>

<p><br />
Birincisi, bölgesel bir sıcak çatışmanın önlenmesi. İran–ABD geriliminin askeri boyuta taşınması; enerji hatlarını, ticaret yollarını ve Türkiye’nin doğrudan güvenliğini etkiler. Böyle bir senaryo, yalnızca Körfez’i değil, Doğu Akdeniz ve Irak-Suriye hattını da dalgalandırır.</p>

<p><br />
İkincisi, enerji ve ekonomik dengeler. İran’a yönelik yaptırımların seyri, bölgesel ticareti ve enerji piyasalarını doğrudan etkiler. Türkiye, yaptırım–ticaret–denge üçgenini geçmişte olduğu gibi dikkatli yönetmek zorundadır.</p>

<p><br />
Üçüncüsü ise stratejik denge politikasıdır. Ankara, Washington ile ilişkilerini yürütürken Tahran ile diyaloğu koparmayan nadir başkentlerden biridir. Bu durum Türkiye’ye zaman zaman arabulucu, zaman zaman dengeleyici bir alan açmaktadır.</p>

<p><br />
Bugünkü görüşmelerden henüz kapsamlı bir anlaşma çıkmış değildir. Ancak tarafların diyaloğu sürdürmesi, askeri seçeneğin masadan tamamen kalkmasa da ertelendiğini gösteriyor. Bu bile başlı başına önemlidir. Çünkü bölgede kontrolsüz bir tırmanma, yalnızca iki aktörü değil; Irak’tan Lübnan’a, Körfez’den Kafkasya’ya kadar geniş bir coğrafyayı etkiler.</p>

<p><br />
Türkiye’nin yaklaşımı net olmalıdır: Gerilim değil, istikrar; bloklaşma değil, denge; kriz değil, kontrollü diplomasi.<br />
Devletler duygularla değil çıkarlarla hareket eder. Türkiye’nin çıkarı ise komşu coğrafyada yangın değil, denge üretmektir. Bu nedenle Ankara, hem Washington hem Tahran ile temas kanallarını açık tutarak, bölgesel aklı soğutma yönünde pozisyon almaya devam edecektir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
Ortadoğu’da barış bir temenni değil; güç dengelerinin doğru okunmasıyla mümkündür. Türkiye’nin yapması gereken, bu dengeyi soğukkanlılıkla okumak ve kendi stratejik alanını genişletmektir.<br />
Bugün yürütülen ABD–İran görüşmeleri, yalnızca iki ülkenin değil; bölgesel düzenin geleceğini belirleyecek bir sürecin parçasıdır. Ankara için mesele, bu süreci izlemek değil; doğru yerde, doğru ağırlıkla etkileyebilmektir.</p>

<p></p>

<p></p>

<p></p>

<p>Uluslararası İlişkiler Uzmanı<br />
Mehmet Emir AKSOY</p></p>]]></content:encoded>
      <category>Ankara Haberleri, Dünya, Gündem, Politika</category>
      <guid>https://medyaankara.com/abd-iran-temaslari-ve-ankaranin-denge-stratejisi</guid>
      <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 16:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://medyaankaracom.teimg.com/crop/1280x720/medyaankara-com/uploads/2026/02/m-w-e-h-m-w-t.jpeg" type="image/jpeg" length="72548"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
