Tahran Değil, Pekin
Washington'un Asıl Savaşı Nerede?

Uluslararası siyasette en büyük hata, savaşın başladığı yere bakıp savaşın neden başladığını anladığını sanmaktır. Oysa büyük güçler cepheleri coğrafyaya göre değil, stratejiye göre kurar.
Bugün herkes İran'ı konuşuyor. Füze saldırıları, nükleer tesisler, Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı...
Ancak asıl soru şudur:
Gerçek hedef gerçekten Tahran mı?
Ben bunun böyle olmadığını düşünüyorum.
Çünkü Washington'un uzun vadeli rakibi İran değil, Çin'dir.
İran ise bu büyük satranç tahtasında yalnızca kritik bir kareyi temsil etmektedir.
Çin dünyanın ikinci büyük ekonomisi olabilir; fakat en büyük zafiyeti enerji bağımlılığıdır. Sanayisini çalıştıran petrolün önemli bölümü Basra Körfezi'nden geçerek Hürmüz Boğazı üzerinden Çin limanlarına ulaşmaktadır. Bu nedenle Hürmüz sadece İran'ın değil, Pekin'in de can damarıdır.
Bir boğazı kontrol eden, yalnızca gemileri değil, rakibinin ekonomik ritmini de kontrol eder.
ABD bunu Soğuk Savaş'tan beri çok iyi biliyor.
Bugün Washington'un uyguladığı baskı yalnızca İran'ın nükleer kapasitesini sınırlamayı hedeflemiyor. Aynı zamanda Çin'e şu mesajı veriyor:
"Küresel enerji damarlarının güvenliği hâlâ Amerikan deniz gücünün kontrolündedir."
İşte bu yüzden yaşanan gelişmeleri yalnızca İran merkezli okumak eksik kalır.
Asıl mücadele enerji yolları üzerindedir.
Tarih bunun örnekleriyle doludur. İngiltere, Süveyş Kanalı'nı bunun için kontrol etti. ABD onlarca yıldır Basra Körfezi'nde bunun için bulundu. Bugün ise Hint-Pasifik'ten Kızıldeniz'e kadar uzanan hatta yaşanan her kriz aynı jeopolitik denklemin parçalarıdır.
Bu tablo Türkiye açısından da son derece önemlidir.
Çünkü enerji koridorlarının yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye yalnızca bir NATO ülkesi değildir. Aynı zamanda Karadeniz'i, Akdeniz'i, Kafkasya'yı ve Orta Koridor'u birbirine bağlayan stratejik bir merkezdir.
TANAP, Bakü-Tiflis-Ceyhan ve Orta Koridor projeleri artık ekonomik yatırımlar olmanın ötesinde küresel güvenlik mimarisinin unsurlarına dönüşmektedir.
Bu nedenle Ankara'nın jeopolitik değeri, sadece askerî gücünden değil; enerji, lojistik ve ulaşım ağlarının merkezinde bulunmasından kaynaklanmaktadır.
Uluslararası ilişkilerde görünen savaşlar çoğu zaman gerçek savaş değildir.
Irak petrol içindi.
Kırım enerji ve deniz hâkimiyeti içindi.
Güney Çin Denizi ticaret yolları içindir.
İran dosyası ise büyük ölçüde Çin'in enerji güvenliğiyle bağlantılıdır.
Sonuç olarak Washington'un attığı her adımı Tahran üzerinden okumak analiz değildir; fotoğrafın yalnızca görünen kısmına bakmaktır.
Çünkü bazen bir füze Tahran'a düşer...
Ama verdiği stratejik mesaj doğrudan Pekin'e gider.


Mehmet Emir Aksoy
Siyaset Bilimci | Uluslararası İlişkiler Uzmanı