Organization of Turkic States bünyesinde gerçekleştirilen gayriresmî zirvede Özbekistan Cumhurbaşkanı Shavkat Mirziyoyev tarafından verilen mesajların, yalnızca diplomatik bir açıklama olmadığına dikkat çekildi.


Aksoy’a göre Mirziyoyev’in özellikle “bilimsel ve manevi mirasın tek bir büyük veri platformunda toplanması” yönündeki vurgusu, Türk dünyasının geleceğine ilişkin yeni bir stratejik vizyonun işareti niteliği taşıyor.


Günümüzde küresel güç dengelerinin yalnızca ekonomi, enerji ya da askeri kapasiteyle şekillenmediğini belirten Aksoy, kültürel hafızasını dijital ortama aktarabilen toplumların da uluslararası sistemde avantaj sağladığını ifade etti. Türk devletlerinin artık ortak bir dijital hafıza ve medeniyet anlatısı oluşturma arayışına girdiği vurgulandı.

Mehmet Aksoy


Taşkent’te Yeni Dönemin Merkezi
Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te kurulan İslam Medeniyeti Merkezi’nin yalnızca kültürel bir proje olmadığına dikkat çekilen değerlendirmede, bu yapının Türk-İslam medeniyetinin yeniden entelektüel merkezlerinden biri hâline getirilmesinin hedeflendiği kaydedildi.
Ayrıca TÜRKSOY ofisinin burada açılmasının da stratejik bir adım olduğu belirtilerek, Türk dünyasının folklorik birlik anlayışından çıkarak kurumsal hafıza üretme aşamasına geçtiği ifade edildi.


“Kültür Artık Aynı Zamanda Veri Demektir”
Aksoy, Avrupa’nın ortak kimlik inşasını yalnızca siyasi anlaşmalarla gerçekleştirmediğini; akademik ağlar, dijital arşivler, kültürel fonlar ve ortak medya sistemleriyle bu yapıyı güçlendirdiğini söyledi.
Türk devletlerinin de artık Semerkant’tan Bakü’ye, Bursa’dan Taşkent’e uzanan ortak medeniyet hattını yeniden tanımlamaya çalıştığını belirten Aksoy, şu değerlendirmede bulundu:
“Eğer Türk dünyası söylemi yalnızca romantik nostaljiye sıkışırsa bu süreç etkisini kaybeder. Gerçek birlik; ortak bilim politikaları, yapay zekâ destekli veri tabanları, ortak medya ağları, gençlik değişim programları ve dijital kültür arşivleriyle mümkün olabilir.”
Modern çağda kültürün yalnızca sanatla sınırlı olmadığını belirten Aksoy, kültürün aynı zamanda veri, hafıza ve algı yönetimi anlamına geldiğini ifade etti.


Türk Dünyasında Dijital Entegrasyon Dönemi
Batı dünyasının en büyük avantajlarından birinin kendi medeniyet hikâyesini dijital dünyaya başarıyla taşıması olduğunu söyleyen Aksoy, Türk dünyasının ise sahip olduğu büyük tarihsel mirasa rağmen bunu uzun yıllar ortak bir sistematik içerisinde sunamadığını dile getirdi.
Son dönemde atılan adımların bu eksikliği gidermeye yönelik stratejik bir dönüşüm anlamına geldiğini belirten Aksoy, Mirziyoyev’in açıklamalarının sıradan bir kültür diplomasisi söylemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.


Aksoy’a göre Türk dünyası artık yalnızca coğrafi değil, zihinsel ve dijital bir entegrasyon sürecine hazırlanıyor.
Önümüzdeki dönemde küresel rekabetin yalnızca sınırlar üzerinde değil; veri tabanları, kültürel algoritmalar ve dijital hafıza alanlarında yaşanacağı ifade edilirken, Türk devletlerinin bu yeni dönemde daha güçlü bir ortak anlatı oluşturmayı hedeflediği vurgulandı.
“Yeni çağın en büyük gücü, kendi hikâyesini dünyaya anlatabilenlerin elinde olacak” değerlendirmesiyle yazı sona erdi.