İran’ın yanıtında; saldırı ve suikastların tüm cephelerde durdurulması, savaşın yeniden yaşanmamasına yönelik güvence verilmesi ve İran’a tazminat ödenmesi taleplerinin öne çıktığı bildirildi. Ayrıca Hürmüz Boğazı üzerindeki İran egemenliğinin uluslararası düzeyde garanti altına alınmasının da şartlar arasında yer aldığı ifade edildi.

Söz konusu gelişmeler, İran ile ABD arasında dolaylı olarak yürütülen müzakere sürecinin devam ettiği bir dönemde yaşandı. Tarafların doğrudan temas kurmadığı süreçte, görüşmelerin üçüncü ülkeler ve diplomatik kanallar aracılığıyla sürdürüldüğü biliniyor.

İranlı yetkililer, ABD’nin müzakere girişimlerine temkinli yaklaştıklarını belirtirken, bu sürecin “zaman kazanma stratejisi” ve “aldatmaca” olabileceğini öne sürdü. Açıklamalarda, ABD’nin uluslararası kamuoyuna barışçıl bir görüntü verme çabası içinde olduğu, bununla birlikte küresel enerji piyasalarını etkilemeyi ve olası askeri seçenekler için zaman kazanmayı hedeflediği iddia edildi.

Öte yandan, İsviçre’nin Cenevre kentinde sürdüğü belirtilen diplomatik temaslara rağmen bölgede gerilimin tam olarak düşmediği ve zaman zaman saldırı iddialarının gündeme geldiği kaydedildi. İran tarafı, müzakereler devam ederken sahadaki gelişmelerin sürmesinin, ABD’nin sürece ilişkin tutumuna dair soru işaretlerini artırdığını ifade etti.

Uzmanlar, taraflar arasında güven krizinin devam ettiğini ve olası bir anlaşma için karşılıklı güven artırıcı adımların kritik önemde olduğunu değerlendiriyor.