Bugün, dijitalleşme hayatımızın her alanına nüfuz etmiş durumda. İletişim, alışveriş, eğitim ve sosyal hayat; her şey ekranların ve internetin çevresinde şekilleniyor. Ancak bu hızlı dijital dönüşüm, bize çok büyük bir konfor sağlasa da, insan ilişkilerinde bazı derin yaralar açmakta. Çevrimiçi dünyada birbirimizle iletişim kurarken, fiziksel ve duygusal bağlantılardan uzaklaşmanın, ruhsal sağlığımıza ve toplumsal değerlerimize nasıl zarar verdiğini fark etmek gerek.

İslam, insanın toplumsal bir varlık olduğunu ve insan ilişkilerinin merkezine sevgi, saygı ve anlayışın yerleşmesi gerektiğini vurgular. "İnsanlar birbirlerini sevmedikçe iman etmiş sayılmazlar" (Buhari) hadisi, toplumsal bağların ne kadar önemli olduğunu hatırlatır. Fakat dijitalleşen dünyada, insanları dijital ekranlardan tanımak, onları anlamak, göz göze gelmekten, kalpten kalbe iletişim kurmaktan çok farklı bir deneyim.

Teknolojinin sağladığı kolaylıklar, bizlere daha hızlı bilgi akışı, daha geniş bir sosyal çevre ve daha fazla iletişim olanağı sunuyor. Sosyal medya sayesinde sevdiklerimize her an ulaşabilirken, küresel bir dünyada hızla bağlantı kurabiliyoruz. Ancak bu sürekli bağlantı, kişisel alanın ve gerçek anlamda derin bir iletişimin kaybolmasına neden olabiliyor. “Görünmeyen” insanlarla konuşuyor olmak, bizi “gerçek” insanlardan uzaklaştırabiliyor.

Dijital dünyanın en büyük handikaplarından biri, yüz yüze iletişimin yaratamadığı samimiyeti ve içtenliği sağlayamamasıdır. İnsanlar, dijital ortamda yazdıkları mesajlar ve paylaşımlar aracılığıyla kendilerini ifade ederken, derinlemesine anlamlı bir sohbeti, empatiyi ve duygusal bağları kaybediyorlar. Oysa ki, İslam'da insanlar arasındaki ilişki sadece dışsal bir iletişim değil, aynı zamanda kalp ile yapılan bir iletişimdir. Peygamber Efendimiz (SAV) şöyle buyurmuştur: "Birbirinizi sevmedikçe cennete giremezsiniz." (Sahih Müslim) Bu sevgi, dijital platformlar aracılığıyla kolayca taklit edilemez, çünkü kalbî bir bağ gerektirir.

İslam ve İletişim: Gerçek Bağlantılar

Dijital dünyanın getirdiği yalnızlık ve yüzeysel iletişim problemleri karşısında, İslam’ın insanlara sunduğu insan hakları, sevgi, saygı ve yardımlaşma öğretileri, dijitalleşen dünyada daha da önemli hale gelmektedir. İnsanlar arasındaki ilişkilerin temeli, Allah’ın insanlara verdiği merhamet, sevgi ve anlayışa dayanmaktadır. Gerçek bir bağ kurmak, dijital dünyadan çok daha fazlasını gerektirir: Güven, samimiyet ve yüz yüze, kalpten kalbe yapılan iletişim.

İslam, insanlara toplumsal dayanışmayı öğütler ve birlikte vakit geçirmenin önemine vurgu yapar. Müslümanlar, zaman zaman birbirlerinin yüzüne bakarak, sohbet ederek, hatırlatarak Allah'ı zikretmelidirler. Gerçek dostluklar ve aile bağları, dijital ortamın ötesinde, samimi göz teması ve içten paylaşımlarla güçlenir. Bu tür derin bağlar, bir insanın iç dünyasına dokunmanın ve ona gerçek anlamda faydalı olmanın yollarıdır.

 Dijitalleşme İle Dengeyi Bulmak

Dijitalleşme, hayatımıza birçok kolaylık getirse de, insan ilişkilerinin değerini yitirmemesi adına dikkatli olmamız gerekiyor. Gelişen teknolojiyle birlikte daha fazla bağlantı kuruyoruz ama bu bağlantıların yüzeysel olmaması, kalp ile yapılması gerektiğini unutmamalıyız. Peygamber Efendimizin (SAV) "İyi bir dost, seni Allah'a hatırlatan dosttur" sözünü hatırlayarak, dijital dünyada da kalp temelli bir iletişimi hayatımıza entegre edebiliriz.

Sonuç olarak, dijitalleşen dünyada insan ilişkilerinin sağlıklı ve verimli olabilmesi için teknolojiyi doğru bir araç olarak kullanmalı, ancak geleneksel iletişim biçimlerinden, dostluklardan ve samimi paylaşımlardan da vazgeçmemeliyiz. Hem dijital hem de manevi dünyanın dengesini kurarak, hem dünyada hem de ahirette huzurlu ve mutlu ilişkiler inşa edebiliriz.

Selam ve Dua ile,

Zübeyt BOZKURT