20 Ocak 1990, Azerbaycan halkının tarihine yalnızca yalnızca acı ve matem günü değil, aynı zamanda bir milletin özgürlük iradesinin kanla sınandığı gün olarak geçti. O gece Bakü sokaklarında akan kan, sadece masum insanların canını değil, Sovyet sisteminin çürümüş yapısını da gözler önüne serdi. “Kanlı Ocak” olarak anılan bu facia, Azerbaycan’ın bağımsızlık yolunda ödediği en ağır bedellerden biri oldu…

1980’li yılların sonlarında Azerbaycan’da milli uyanış dalgası hız kazanmıştı. Halk, kendi kaderini tayin etmek, toprak bütünlüğünü korumak ve yıllardır maruz kaldığı haksızlıklara karşı sesini yükseltmek için meydanlara çıkıyordu. Dağlık Karabağ meselesi etrafında yaşanan gelişmeler ve Moskova yönetiminin çifte standartlı politikaları, toplumdaki öfkeyi ve kararlılığı daha da artırmıştı. Ancak bu haklı talepler, Sovyet yönetimi tarafından bir tehdit olarak algılandı.

Çözüm ise diyalog değil, silah oldu. 19 Ocak’ı 20 Ocak’a bağlayan gece Sovyet ordusu Bakü’ye girdi. Tanklar sokakları ezdi, kurşunlar silahsız sivillere yöneldi. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar… Kimse hedef olmaktan kurtulamadı. Resmî rakamlara göre 147 kişi hayatını kaybetti, yüzlerce insan yaralandı ve kayboldu. O gece Azerbaycan, özgürlük yoluna şehitlerinin kanıyla imza attı.

Ne var ki bu vahşet, Azerbaycan halkını sindirmedi. Tam tersine, milli birlik ve direniş ruhunu daha da güçlendirdi. 20 Ocak, bağımsızlık mücadelesinin geri dönüşü olmayan bir eşiği oldu. Bu gerçeği dünyaya haykıran ilk isim ise Ulu Önder Haydar Aliyev’di. Henüz olayların sıcaklığı sürerken Moskova’da yaptığı cesur açıklamayla katliamı açıkça kınadı, bunun bir insanlık suçu olduğunu dile getirdi. Daha sonra Nakhçıvan’da ve bağımsız Azerbaycan döneminde atılan adımlar, bu faciaya siyasi ve hukuki bir çerçeve kazandırdı.

Bugün 20 Ocak şehitleri, Azerbaycan’da derin bir saygıyla anılıyor. Şehitler Hıyabanı’na akan insanlar, yalnızca bir yas tutmuyor; aynı zamanda bir duruş sergiliyor. Çünkü o şehitler, özgür bir devletin temel taşlarıdır.

Aradan geçen yıllar gösterdi ki, 20 Ocak’ta ortaya konan irade yarım kalmadı. 2020 yılında yaşanan 44 günlük Vatan Savaşı, bu iradenin zaferle taçlandığı tarih oldu. Bir zamanlar tankların karşısına çıplak ellerle dikilen halk, bu kez güçlü bir devlet ve modern bir orduyla tarih yazdı. İşgal altındaki toprakların özgürlüğüne kavuşması, 20 Ocak’ta can verenlerin ruhunu şad etti.

Bu tarihsel sürecin tamamlanmasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in liderliği özel bir yere sahiptir. İlham Aliyev, 20 Ocak şehitlerinin hatırasını yalnızca anma törenlerinde değil, devletin stratejik duruşunda ve kararlı politikalarında da yaşatmıştır. Onun “20 Ocak şehitlerinin kanı yerde kalmadı” sözleri, hem tarihî bir hesaplaşmanın hem de milli iradenin güçlü bir ifadesidir. Güçlü devlet anlayışı, modern ordu yapılanması ve kararlı siyasi irade sayesinde Azerbaycan, 44 günlük Vatan Savaşı’nda tarihi bir Zafer kazanmış; ülkenin toprak bütünlüğü ve egemenliği tam anlamıyla sağlanmıştır.

Whatsapp Image 2026 01 20 At 13.15.25

Bugün Karabağ’da dalgalanan üç renkli bayrak ve hayata geçirilen yeniden imar ile Büyük Dönüş projeleri, bu liderliğin somut sonuçlarıdır. Yürütülen çalışmalar yalnızca şehirleri değil, yıllarca yarım kalan umutları da yeniden ayağa kaldırmaktadır. Böylece 20 Ocak’ta başlayan özgürlük mücadelesi, İlham Aliyev döneminde kalıcı bir devlet başarısına dönüşmüştür.

Bugün gelinen noktada 20 Ocak, Azerbaycan halkı için yalnızca geçmişte yaşanmış bir acı değil; bugünü anlamlandıran ve yarını şekillendiren tarihsel bir mirastır. Karabağ’da yükselen her bina, dönen her aile ve dalgalanan her bayrak, Kanlı Ocak’ta verilen mücadelenin bugünkü karşılığıdır. Bu gerçek, Azerbaycan halkının hiçbir zaman boyun eğmediğini ve kendi kaderini daima kendi iradesiyle belirlediğini tüm dünyaya bir kez daha ilan etmektedir.