Kaybedilenler, Kaybedenler Değildir
Hayatın en çarpıcı paradokslarından biri şudur:
İyi, dürüst ve doğru olanlar kaybetmez. Kaybedilir.
Ne kadar kısa, ne kadar yalın ama bir o kadar da derin bir cümle…
Çünkü aslında tüm insanlık tarihi bu hakikatin sayısız örneğiyle doludur.
Bugün etrafımıza bakalım. Siyaset sahnesinde, iş dünyasında, medyada ya da günlük hayatın en sıradan alanında… Görürüz ki; ilkesinden taviz vermeyenler, çıkar için eğilip bükülmeyenler, doğruyu dile getirmekten korkmayanlar çoğu zaman dışlanır, susturulmaya çalışılır, sistemin ağır çarkları arasında öğütülmek istenir. Onlara kaybettirilir. Ama işte tam burada çok önemli bir ayrım vardır: Kaybettirilmek başka şeydir, gerçekten kaybetmek başka şey.
Gerçek Kazanç Nedir?
Bugün pek çok insan kazanmayı sadece makam sahibi olmakla, para yığmakla, çevresine çıkar ağı örmekle eşdeğer görüyor. Oysa gerçek kazanç, insanın kendi vicdanına yenilmeden, omurgasını eğmeden, dik durarak yürüyebilmesidir. Çünkü paranın da, makamın da, koltukların da ömrü sınırlıdır. Fakat dürüstlüğün, erdemin ve gerçeğin izleri nesiller boyu yaşar.
Tarihi açın bakın: Dün susturulmak istenen nice isim vardı. Kimine sürgünler reva görüldü, kimine zindanlar… Kimine iftiralarla kaybettirildi, kimine unutturulmak için sayfalar kapatıldı. Ama bugün o insanların adları onurla anılıyor. Ve onları kaybettirmeye çalışanların çoğu unutuldu bile. Çünkü tarih, ikiyüzlülerin ve hilebazların değil; dürüstçe direnenlerin adını yazar.
Kaybettirenler Gerçekte Kim?
Bugün “iyi olan kaybeder” diye düşünenler aslında yanılıyor. Çünkü kaybetmiyor; sadece güç odaklarının, çıkar düzeninin eliyle kaybettiriliyor. Asıl kaybeden ise, gerçeği gizlemek için çabalayanlardır. Çünkü hakikati susturmak, güneşi parmakla kapatmaya benzer. Bir süreliğine göz boyanabilir ama er ya da geç gerçek bütün çıplaklığıyla ortaya çıkar.
Hileyle, entrikayla, yalanla bir yerlere gelenler günü kurtarabilir, ama yarını inşa edemezler. Çünkü gelecek; gerçeğin, iyinin ve doğrunun üzerine inşa edilir. O yüzden, bugün güçlü gibi görünenlerin çoğu yarının karanlık sayfalarında silik bir gölgeye dönüşürken; dün kaybettirilmiş olan nice insan, yarının hafızasında ışık saçmaya devam eder.
İyilik Zayıflık Değildir
Ne yazık ki içinde bulunduğumuz çağda dürüstlük çoğu kez “saflık”, iyilik “zayıflık” gibi gösterilmeye çalışılıyor. Ama bu en büyük yanılgıdır. Çünkü iyilik safdillik değildir. Doğruluk, kaybetmenin değil; geleceğe onurlu bir miras bırakmanın adıdır.
Evet, iyiler bazen kaybettirilir. Ama kaybettirilen her dürüst insan, aslında insanlığın vicdanında daha da büyür. Çünkü zaman, hakikati hiç kimseye borçlu bırakmaz. Er ya da geç, iyi olan anlaşılır ve hak ettiği yerde anılır.
Son Söz
Kaybedilenler, kaybedenler değildir. Onlar, tarihin ve vicdanın kazananlarıdır. Kaybettirenler ise, kısa vadede güçlü görünseler de aslında büyük kaybedenlerdir. Çünkü insanlığın ortak hafızasında geriye sadece şunlar kalır: Doğru söz, dürüst duruş ve onurlu mücadele.
Bu yüzden, her kim ki bugün dürüstlüğünden dolayı dışlanıyor, iyiliğinden ötürü kaybettiriliyor, bilsin ki aslında kaybetmiyor. Tam tersine, insanlığın belleğinde ve tarihin defterinde çoktan kazananlar arasına yazılıyor.
Okan Geçgel