Hani kendi tabiriyle demişti ya Meral Akşener; “Biz kumar masasında olmayız” diye: işte bugün çark etti ve kumar masasına geri döndü.
Entrika, şantaj, pazarlık ve alicengiz oyunlarının açık edildiği bir masanın bu millete bir faydası olmayacağı kanaatimi evvela yinelemek isterim.
Türkiye geçmiş dönemlerde yaşadığı koalisyonların bir benzerini birkaç gündür yaşamaktadır. Devletin kurumlarının parsellendiği, çeşitli oyun ve entrikaların yaşandığı bir sürece tanıklık ettik.
Türkiye uzun yıllardır elde etmiş olduğu kazanımlarını bir kumar masasında bırakmamalıdır. Zira bu kumar masası Türkiye’nin geleceğini ciddi manada tehdit etmektedir.
Pervasızca söylenen söylemler, hakaretin tavan yaptığı ve güven probleminin üst seviyede olduğu bir masanın ancak ve ancak o masayı donatanların karnını doyuracağı gerçeğini unutmamak gerekir.
Masada ekmek paylaşımında ciddi sorunlar olmuş ve kaşıklar kafalarda paralanmıştır. Bu kadar kargaşanın yaşandığı, kavganın ayyuka çıktığı ve herkesin tavuk budunu kapmaya çalıştığı bir masada memlekete bir fayda gelmeyeceği görüşümü de özellikle ifade etmek istiyorum.
Daha bir kaç gün önce ‘kumar masası’ diye nitelendirip bu masayı tekmesiyle deviren Meral Akşener değil miydi? Ne oldu da bugün Akşener o kumar masasına geri döndü. İşte bunu iyi düşünmek gerekir ve bu alicengiz oyunlarına gelmemek gerekir diye düşünüyorum.
Devlet yönetimlerinde güvenilir yöneticilerin olması çok mühimdir. Uluslararası kamuoyunda ciddiyetinizin sizin yerinizi belirlediğini unutmamak gerekir. Daha ilk günde birbirine düşen, devletin makamlarını pazarlık konusu haline getiren ve tehdidin açık edildiği bu masanın ciddiyeti kalmamıştır.
Küçük partilerin milletvekili kapma telaşı ve kurulacak hükümette söz sahibi olma koşturmasının yanında altılı masanın lokomotif iki partisinin cumhurbaşkanlığı konusunda birbirine düşmesi, yine bu mihmanda karşılıklı hamlelerin yapılması son derece düşündürücü olmuştur.
Son gelişmeler ve yaşananlar bize geçmiş koalisyon hükümetleri ve meşhur Güneş Motel hadisesini hatırlatmıştır. Ayda bir kurulan hükümetler, peşkeş çekilen bakanlıklar ve neredeyse Kemal Sunal’ın Zübük filmindeki fuzuli işler bakanlığını anımsatan o rezil dönemler tekrar gözümüzde canlanmıştır.
Velhasıl unutmamak gerekir: usta kumarbazlar asla kumar masasını terk etmezler. Hani tabir yerindeyse “tilkinin dönüp dolaşacağı yer kürkçü dükkanıdır” hesabı ile kumarbazın da dönüp dolaşacağı yer yine kumar masasıdır.
Söylenecek çok söz vardır. Bu komedinin milletin gözü önünde sahnelendiğini özellikle hatırlatmak isterim. Bir hatırlatmam da Akşener’e olacaktır ve kendisi unutmamalıdır ki, siyaseten boynundaki ipi çekmiştir. İdam sehpasında kendisini ne İmamoğlu ne de Yavaş kurtaramayacaktır.
Kalın sağlıcakla.
Okan Geçgel