Ankara’nın kültürel hafızasında müstesna bir yere sahip olan CerModern’in, tarihi endüstriyel dokuyu teknolojiyle buluşturan dijital salonunda geçtiğimiz gün çok özel bir lansmana şahitlik ettik. ATO Başkanı Sayın Gürsel Baran’ın ev sahipliğinde düzenlenen 5. Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın basın tanıtımında, başkentin dijital dünyada "ben de varım" deme kararlılığının ilk ve en somut adımlarını gördük.
Bu yıl 24-25 Nisan tarihlerinde ATO Congresium’da gerçekleşecek olan buluşma, öncekilerden çok daha farklı bir derinliğe sahip. "BRAiND CONFERENCE" temasıyla marka (Brand), zekâ (Brain) ve yapay zekâyı (AI) aynı potada eriten bu vizyon, aslında içinde bulunduğumuz çağın ruhunu tam kalbinden yakalıyor.
Bana göre toplantının en çarpıcı notlarından birisi, ATO Başkanı Gürsel Baran tarafından yapay zekânın artık lüks bir tercih değil, kaçınılmaz bir "kalkınma modeli" ve "rekabet gücü" olarak tanımlanmasıydı. Ankara Ticaret Odası, 170 bini aşkın üyesinin üretim gücünü yapay zekâ ile tahkim ederek, yerel ticari kapasitemizi küresel bir rekabet gücüne dönüştürmeyi hedefliyor.
Peki, bu dev organizasyon Ankara’mıza neler vaat ediyor?
Ankara; güçlü üniversiteleri ve teknokentleriyle yapay zekâyı bir kaldıraç olarak kullanıp, yüksek katma değerli üretimin ve küresel markaların merkezi olma yolunda dev bir adım atıyor. Ülkemizin savunma sanayisindeki başarısının temelinde yatan algoritma ve veri gücü, bu buluşma ile sivil ticarete ve genel teknoloji kapasitesine ilham verecek. 8 salonda 120’yi aşkın konuşmacının yer alacağı etkinlikte gençler için özel eğitim alanları kurulacak; Google ve Canva gibi platformların yapay zekâ araçlarıyla iş geliştirme sertifikaları verilecek. "Doku Ankara" dijital sergisi gibi projeler, şehrin binlerce yıllık mirasının teknolojiyle nasıl harmanlanabileceğini ve Ankara’nın entelektüel olarak nasıl zenginleşebileceğini gösteriyor.
Başkan Baran’ın, "Teknoloji markayı büyütür ve güçlendirir; marka ise teknolojiye ruh verir, onu insanla buluşturur" tespiti aslında bu organizasyonun özeti. Teknoloji tek başına soğuk bir sistemdir; ancak bir hikâye ve insani değerlerle birleştiğinde gerçek bir "sadakate" dönüşür.
Ancak bu baş döndürücü hızın bir de "kırmızı çizgisi" var. Toplantının en insani vurgusu tam da buradaydı: Etik ve Adalet. Başkan Baran, "Eğer etik ve insani değerler yoksa; hızlanmış hayat hızlanmış bir hataya dönüşür" diyerek, teknolojik dönüşümün ancak insan onuruna hizmet ettiği sürece anlamlı olacağını hatırlattı.
24-25 Nisan’daki bu dev buluşma, Ankara’nın sadece yerel bir oyuncu değil, küresel bir teknoloji ve marka üssü olma yolundaki en büyük hamlesidir. Ankara ekonomisinin ve gençliğinin geleceğini tasarlamak isteyen herkes için bu şölen, kaçırılmaması gereken bir duraktır.
Unutmayın; geleceği sadece takip edenler değil, onu bugünden cesaretle tasarlayanlar kazanacak.