SİZE HER AN, HER YERDE ŞAHİT OLABİLECEĞİMİZ, BELKİ İSİMLERİ DEĞİŞSE DE HİKÂYESİ HEP AYNI KALAN BİR HADİSEDEN BAHSETMEK İSTİYORUM. BİR AĞA İLE ÇOBAN’IN HİKÂYESİ BU... ÇOBANIN ALIN TERİNİ VERMİYOR AMA SONRA HER ŞEYİNİ KAYBEDİP ÇOBANA MUHTAÇ KALIYOR. ALLAH BÜYÜKTÜR

KADERİN TERAZİSİ ŞAŞMAZ: BÜYÜK KONUŞMAYIN

Hayat dediğimiz şey, biz planlar yaparken başımıza gelenlerden ibaret değil sadece; hayat, aynı zamanda ektiklerimizi biçtiğimiz muazzam bir tarladır. Kimi rüzgâr eker fırtına biçer, kimi merhamet eker huzur biçer. Ama en tehlikelisi, o tarlanın sahibiyim sanıp kibre düşmektir.

Zamanın birinde, malına mülküne güvenen, gücüyle dağları devireceğini sanan bir Ağa varmış. Yanında çalışan gariban bir Çoban ise sabahın seherinden gecenin kör karanlığına kadar bu Ağa’nın sürüsünü güder, canını dişine takarmış. Gün gelip çattığında, Çoban mahcup bir edayla Ağa’nın kapısını çalmış. Hakkı olanı, o mübarek alın terinin karşılığını istemiş.

Ağa bu ya... Gözünü hırs bürümüş, kalbini kibir kaplamış. Bırakın hakkını vermeyi, bir de kapıdan kovmuş o garibanı. "Sen kimsin ki benden hak talep ediyorsun?" demiş, o meşhur "büyük konuşma" cüretini göstermiş. Çoban, boynunu bükmüş, elini açıp "Allah büyüktür ağam, hak yerini bulur" diyerek sessizce gitmiş.

Devran bu, durur mu?

Mevsimler geçmiş, yıllar devrilmiş. "Bana bir şey olmaz" diyen Ağa’nın o sarsılmaz sandığı saltanatı, bir kıvılcımla, bir felaketle yerle yeksan olmuş. Ne mal kalmış, ne mülk, ne de etrafındaki o kalabalık dalkavuklar. Kaderin çarkı dönmüş, o mağrur Ağa, bir lokma ekmeğe, bir yudum suya muhtaç hale gelmiş.

Yolu nereye düşmüş biliyor musunuz? Vaktiyle hakkını yediği, alın terini gasp ettiği o Çoban’ın kapısına...

Çoban, o sırada kendi yağıyla kavrulan, onurlu bir hayat sürmektedir. Kapıyı açtığında karşısında o eski Ağa’yı, şimdinin düşkününü görür. Peki ne yapar? İntikam mı alır? Yüzüne mi vurur? Hayır. Anadolu irfanı bu ya; Çoban, "insanca" davranır. Misafir eder, yarasını sarar, karnını doyurur.

Ağa, utancından yerin dibine girerken Çoban’ın gözlerine bakamaz. O an, o sessizlikte binlerce kelimenin anlatamadığı şu hakikat yankılanır: "Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste."

Kıymetli okurlar,

Bu hikâye bize tek bir şeyi haykırıyor: Bugün oturduğunuz koltuklara, cebinizdeki paraya, sahip olduğunuz güce güvenip de sakın ola insan kırmayın. Kul hakkı, silinmeyen tek lekedir. Hayat, tahterevalli gibidir; bugün yukarıda olan, yarın aşağıda olabilir.

Çobanın alın terini vermeyip onu küçümseyen Ağa’nın düştüğü hale bakın ve ibret alın. Kimseyi hor görmeyin, kimsenin emeğine göz dikmeyin.

O yüzden diyorum ki; Siz siz olun, büyük konuşmayın. İnsan kalabilmek, en büyük zenginliktir. Gerisi lafügüzaf...