Cumhurbaşkanlığının kapıları HDP’ye aralanıyor mu?
Kirli pazarlıklar, peşkeş çekilen makamlarla terörden yatan sözde siyasilere özgürlük ve yerel yönetimlerde özerklik sözleriyle yeni bir seçimin arefesindeyiz.
Koltuk uğruna milletin geleceği ve devletin bekası adeta bir kumar masasında, müflis kumarbazın son kozu olarak, altın tepside bir takım şer odaklarına sunulmaktadır.
Son yerel seçimlerde kandilin sözde siyasi ayağı HDP’nin desteğiyle İstanbul ve Ankara belediyelerini kazanan Millet İttifakı, hedef büyüterek şimdi de cumhurbaşkanlığı makamının kapılarını HDP’ye aralamaktadır.
Millet ittifakının cumhurbaşkanı adayı olarak Kemal Kılıçdaroğlu açıklandığında televizyon ekranında sırıtan ve Kılıçdaroğlu’nu bekliyoruz diyen eşbaşkan Mithat Sancar‘ın yüz ifadesi aslında her şeyi aleni açık ediyordu.
Yıllardır terörün ve terörizmin ülkemize vermiş olduğu zararı ve teröre kurban verdiğimiz on binlerce şehidimizin hatırlatmasını bir kez daha yaparken özellikle bugün cereyan eden tüm gelişmeleri milletimizin takdirlerine sunuyorum.
Millet İttifakı cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun HDP’yi ziyaretinden bir gün sonra HDP’nin "Cumhurbaşkanı adayı çıkarmayacağız" çıkışı, kapalı kapılar arkasında dönen dolapların ve aslında hepimizin bildiği HDP’nin beklentilerinin karşılık bulduğu anlamını taşımaktadır.
Hapisteki Demirtaş’ın Kılıçdaroğlu’na gönderdiği mektup, HDP’lilerin açık açık özerklik ve terörden dolayı hapiste olanlara özgürlük beyan ve beklentilerine karşılık, Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarının bir çok şeyi açık ettiği düşüncemi özellikle vurgulamak istiyorum.
Koltuk uğruna peşkeş çekilmeye çalışılan Türkiye cumhuriyeti devletinin geleceğidir. Milletin bekası ve vatanın bölünmez bütünlüğü için, adına millet denen ama aslında şer ittifakı olduğu HDP’nin desteğiyle tescillenen bu yapının milletten gereken tokadı yiyeceğine olan inancım tamdır.
Millet ittifakının bileşenleri içinde sözde vatanperver ülkücü, liberal, ulusalcı veya demokrat olmak üzere bir çok anlayış ve görüşün bir arada olduğunu zaten biliyoruz. Hatta son Akşener’in çıkışıyla da aslında ne kadar birbirine zıt ve pamuk ipliğine bağlı bir yapı olduğunu da biliyoruz. O açıdan bu yapının bir de terör destekçisi bir partiyi arasına almasını da garipsemememek gerektiğini belirtmek isterim.
Kim kiminle beraber ve kimin elinin kimin cebinde olduğu bilinmeyen tamamen menfaat odaklı bir araya gelen ve Erdoğan düşmanlığı üzerine kurgulanan, komünistinden teröristine kadar, ne kadar marjinal grup varsa, aynı eksende dönüp duran bir yapının, ülkenin kaderi açısından ne kadar sakıncalı olduğunu görmek gerekir diye düşünüyorum.
Gün devletin ve milletin bekasını en üst seviyede tutma günüdür. Gün bir olma, birlik olma ve Türkiye menfaatleri ekseninde toplanma günüdür.
Kalın sağlıcakla.
Okan GEÇGEL