Şimdi bir takım namazından niyazından insanlar sosyal medya hesapları aracılığıyla hem de milyonlarca insanların olduğu ortamda diyorlar ki: “herkes ne kadar kırdıysa o kadar kırılsın, ne kadar üzdüyse o kadar üzülsün, ne kadar yarım bıraktıysa o kadar yarım kalsın”.

Düşünün, yüzbinlere ulaşan bir kardeşimiz bu bedduayı atıyor, anında binlerce beğeni ve âmin geliyor. Paylaşımı yapan kardeşimi uyardım; umurunda oldu mu? Hayır. Bize düşen birbirimizi uyarmaktır.

Etmeyin, eylemeyin kardeşlerim. Müslüman da böyle bir mantık olabilir mi? Nerede kaldı affetme, bağışlama, düşmanına dahi dua etme?

Kendisini kırbaçlayan askerlere “hakkım size helaldir, birinin benim yüzümden azap çekmesi bana bir şey kazandırmaz” diyen koskoca imam Ahmet bin Hanbeli nereye koyacağız.

Beddua Müslümanca bir bakış değil kardeşler. Şu hadisi şerif varken böyle bir beddua kabul edilemez kanaatimce. Enes Radiyallahu (ra) dan rivayet olunduğuna göre Hazreti Peygamber şöyle buyurdu: “din kardeşin zalim de olsa mazlum da olsa ona yardım et”

Bir adam; Ya Resulullah! Kardeşim mazlumsa ona yardım edeyim. Ama zalim ise ona nasıl yardım edeyim, söyler misin? dedi.

Peygamberimiz: “Onun zulmünden alıkoyar, zulmüne engel olursun. Şüphesiz ki bu ona yardım etmektir” buyurdu. (Buhari, Mezalim4)

Peygamberimiz tarafından zulmedene bile yardım emredilirken, hata edene ancak dua edilir.

Rabbim kırana kırmamayı, üzene üzmemeyi, O yarım bırakana bırakmamayı nasip etsin. Herkes iyi olsun. Çünkü hesap var, sosyal medyada da takip ettiklerimizle ve takip edenlerle hesaplaşmadan mahkemeyi Kübra bitmeyecek. Rabbim hesaplarımızı kolay eylesin.

Kıymetli anneler ve özellikle babalar gelin, kulak verin şu öğüdü dikkate alın. Yaşadığımız çağda gerekli veya gereksiz bir takım modern zaman meşgalelerinden sebep ailemize çocuklarımıza zaman ayıramaz olduk. Vicdanımızı rahatlatmak için ayırdığımız sınırlar zamanlar da çocukları mutlu etmeye, eğlendirmeye çalışıyoruz.

Fark etmediğimiz göz ardı ettiğimiz bir mesele var. O da şudur ki çocuğu eğlendirmek değil, Çocukla eğlenmektir. Çocukları oynatırken hem onların hem bizim alacağımız duygusal haz bir birim ise; Çocuklarla oynamayı becerebilirsek hem onların hem bizim alacağımız duygusal haz çok daha fazla olacaktır.

Çocuk deyip geçmemek gerekir duyguları onlar iyi sezerler. Eğer Çocuklar onları oynatırken onlarla eğlenmediğimizi hissederlerse bizimle oynamaktan vazgeçecektirler. Bu durumda kaybeden onlar değil, biz olacağız. Çünkü paha biçilmez bir terapiden mahrum kalacağız.

Sosyal medyada evlatlarımızın uzak tutmanın sebebi evlatlarımızla ilgili birer iyi ebeveynler olmalıyız.

Anadolu ifadesiyle böyle gidersek; buyurun bir milletin cenaze namazına.

İmam hatipli çocukları bile anneleri ellerini tutup Allah’ın razı gelmeyeceği ortamlara, konserlere götürme cüretinde bulunuyor. Ruhu gitti adı kaldı o güzelim yerlerin.

Seminer sonunda bir genç arkadaş gelip: hocam, siz hem bir iyilik hareketinde göreviniz olsun dediniz hem de anne babanıza asi gelmeyin zirveye de çıkasınız Bir rüzgâr sizi dünya ve ahirette zerreye dönüştürür dediniz. Ancak, sizin toplantınızı organize eden bu vakıfta görev almamı bırakın gidip gelmeme bile anne babam izin vermiyor dedi.

Sebebini sorduğumuzda ise cevaben: “Anne ve babam namazımı kılmamı, İyi bir insan olmamı ama cami dışında hiçbir yapı ile ilişkili olmamı istemiyor. Ben Allah rızası için bir şeyler yapmamız gerektiğini söylediğimde onlar; din, iman, İslam diyenlerin ne olduğunu ve onlarla beraber olanların ne hale getirildiğini gördük; nereden bilebiliriz şuandakilerin de aynı işlere bulaşmayacağını diyerek bana onları örnek veriyorlar”. Dedi.

Evet Kuran ve Sünnet çizgisinde çıkmadan dinimizi yaşamak dileğiyle.

Selam ve Dua ile…

Zübeyt BOZKURT