Şuurlan kardeşim! Bütün hayatını değiştirmek istiyorsan işe önce bir gününü değiştirmeyle başlamalısın. Bunun için günlük bir Salih amel planı çıkar ve titizlikle uygulamanın peşinde ol. Mesela bir Müslümana iyiliği tavsiye et. Bir Müslümanın derdiyle dertlen. Bir Müslümanın sıkıntısını gider. Bir Müslümanın ayıbını ört. Bir haksızlığa karşı çık. Bir haklıya destek ol. Bir zulme engel ol.
Manevi hastalıklarını tedavi et. Unutma! Bu tedaviyi yapamazsan bütün amellerin zayi olur gider. Bil ki, Salih amel biriktirmekten daha zoru onu zayi etmeden muhafaza edebilmektir.
Hased : amellerini ateşin odunu yediği gibi yiyip bitirecektir.
Gıybet : amellerini kul hakkıyla yok edecektir.
Riya : amellerini başlamadan bitirecektir.
Başa kakma : amellerini toptan iptal edecektir.
Harama bakma : İmanın tadını yok edecektir.
Kabalık ve geçimsizlik : etrafında kimseyi bırakmayacaktır.
Kendine dualaştığın kardeşler edin ki arkanda bir dua ordusu oluşsun. Bir yetimle, bir salih’le, bir mazlumla dua kardeşi ol ki onlara inen rahmet sana da dokunsun.
Ana babanın duasını al ki beraber musibetlere karşı sana kalkan olsun.
Sakın unutma! Başkalarının yanlışlarını kendi yanlışları için mazeret olarak sunanlar yanlışlıktan kurtulamazlar. Başkalarının zaferleriyle avunanlar hiçbir zaman kendi zaferlerini inşa edemezler. Dünyevi başarılar için dinlerinden ve değerlerinden taviz verenler, başarısızlığın yanında koca bir vebal yükünü omuzlamak zorunda kalırlar. Bil ki zafer de İslam’ın zaferi olmadıktan sonra o da koca bir yenilgiden ibaret olur.
Her daim hakkın yanında ol ve hep hakkı söyle. Çünkü “Hakkı Söyleyin Korkmayın! Hakkı söylemek ne rızkınıza mâni olur ne de ecelinizi size yaklaştırır. Tüm insanlar size karşı birleşse de Allah izin vermedikçe hiçbir şey yapamazlar”.
Diye buyuran bir peygamberin ümmetisin.
Allah beni nasıl imtihan edecek diye merak ediyorsan önce internete dikkat et. Siyonizm’le imtihan olmayı beklerken internet imtihanını kaybetmeyesin. Eğer takvalı olmak istiyorsan gizli günahlardan korun. Çünkü insanı içten çürüten en büyük tehlikeler gizli günahlardır.
Eğer ihlaslı olmak istiyorsan yalnız yaptığın ibadetlere özen göster. Çünkü insanın ibadetinin kalitesi yalnızken yaptığı ibadetleri kadardır. Eğer ahlaklı olmak istiyorsan dava kardeşlerinle münasebetlerine dikkat et. Çünkü ahlakımızı en iyi bilenler sürekli beraber olduğumuz insanlardır. Sağlam bir irade istiyorsan uykuna dikkat et. Çünkü uykusuna hükmedemeyenler, dünyaya nizam veremezler.
Yaptığın İslami çalışmaların başarıya ulaşmasını istiyorsan İslam’ı yaşamada zafiyet gösterme. Ne olursa olsun çalışmalarında İslami prensiplerden taviz verme. Disiplinsizlikten, plansızlıktan ve ciddiyetsizlikten kaçın. Çünkü ciddiyetsizler ve sorumsuzlar saygı göremezler. Çalışmalarını rutin program ve faaliyet havasına sokma. Çünkü heyecansızlar, cansızlar ve ruhsuzlar toplumu harekete geçiremezler.
İyi bir evlilik yapmanın peşinde ol. Çünkü kuracağın yuva İslami çalışmalarının karargâhı, eğitim ve istişare merkezi olacaktır. Evliliğinin hiçbir aşamasından İslam’ilikten ödün verme. Özellikle düğününde İslami prensiplerden taviz verme ki yuvanı İslam üzerine bina etmiş olasın. El alemin ne diyeceğine değil, Allah’ın ne dediğine bak ki evin Allah’ın korumasında olsun. Unutma! Günahla başlayan işlerde hayır ve bereket olmaz.
Dünyalık meşgaleler, basit mazeretler, sonu gelmez günlük işler, geçici gündemler bizi hedefimizden saptırmasın. Dava adamının Allah yolunda gayret ve koşturmasını görenler, “bu adam deli mi”? Demekten kendini alamazlar. Çünkü onun davası uğrundaki gayreti, adanmışlığı, fedakarlıkları, çektiği sıkıntılar, Ödediği bedeller sıradan insanlar için akıl karı değildir.
İman edip Salih amellerde bulunanlar, namazı dosdoğru kılanlar ve zekâtı verenler, şüphesiz onların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahsun olmayacaklardır. (Bakara Süresi 277)
Kuranı Kerim’de açıkça görüldüğü gibi İmandan hemen sonra toplumu ıslah edecek Salih amellere, sonra ibadete, sonra ekonomiye yani hayatın bütününe dair emirler gelmektedir.
Allah’ım bizden istediği iman, ahlaka, ibadete ve muamelata dönüşen bir imandır. Yani imanımız ahlakımızdan ibadetimize, Aile hayatımızdan akraba ilişkilerimize, siyasetten ekonomimize ve hatta uluslararası alana kadar etki edecek bir iman olmalıdır.
İmanımızın hayatımıza etki edip edemediğini şu göstergelerle test edebiliriz.
İmanımız ibadet hayatımıza etki ediyor mu? İman, bizi sabah namazına kaldırıyor mu? İman, bizi camiye cemaate götürüyor mu? İman, bizi Kur’an’la, hadisle, İlimle, sohbetle, dersle buluşturuyor mu? İman, bize iyiliği emredip kötülükten men ettiriyor mu?
İmanımız bireysel hayatımızda ahlakımıza etki ediyor mu? Gıybet etmemizi, yalan söylememizi, iftira etmemizi, harama bakmamızı engelliyor mu?
İmanımız aile hayatımıza etki ediyor mu? Eşimize davranışlarımıza, çocuklarımızı nasıl yetişeceğimize, İzlediğimiz TV kanallarına, girdiğimiz internet sitelerine, mutfağımıza soktuğumuz gıda maddelerine, evimize giren kazancın helalliğine ve haramlığına etki ediyor mu?
İmanımız ekonomimize etki ediyor mu? Ticaretimizi faizle çevirmemizi engelliyor mu? müşteriyi kandırmamızı, kusurlu mal satmamızı, stokçuluk yapmamızı, yarın bir şey alıp satmamızı engelliyor mu?
İmanımız siyasi ve bürokratik hayatımıza etki ediyor mu? Zulmetmemizi, kul hakkı yememizi, yetim malına el uzatmamızı, torpil de iltimas yapmamızı, rüşvet yememizi, engelliyor mu?
Hasılı iman, hayatımıza bir bütün olarak etki ediyor mu? Bu konuda üzerinde müminler topluluğu olarak derin derin düşünmemiz gerekmektedir.
Bu anlamda iman, hayatın içinde takvadır, ahlaktır, hilimdir. Çünkü Hazreti peygamber buyuruyor ki; İman, seni dünyada mesut yaşatacak bir ahlak, Allah’ın haram kıldıklarından vazgeçirecek takva ve cahillerin cehaletinden uzak tutacak bir hilimdir.