Kurban bir ibadettir. Kurban kesmeye “Yâ Rabbi! Şu vücudum sana karşı o kadar hata ve isyan etti ki affedilebilmem için bu vücudu sana kurban etmem lazım. Fakat sen insan kurban etmeyi haram kıldığından vücuduma bedel olarak bu hayvanı kesiyorum, kabul eyle.” diyerek kurban kesmeliyiz.
(Yâ Muhammed) Biz sana Kevser'i verdik. Onun için Rabbine kulluk et ve kurban kes. Asıl sonu kesik olan, şüphesiz sana hınç besleyendir. (Kevser Suresi)
Sana bu kadar nimeti ihsan eden Rabbin için sadece O'nun rızasını gözeterek namaz kıl. Rabbinin sana verdiği hayır ve nimetlere karşı Allah'a şükür olsun diye develeri yani Arap mallarının en iyilerini kurban kes. Müşrikler ıslık çalıp el çırparak ibadet ediyor ve putlar için deve kesiyorlardı. Bunun için Yüce Allah Peygamberine (s.a.v.), "Sırf Rabbin için namaz kıl ve başkası için değil, sadece O'nun için kurban kes" buyurdu. Bu Allah'ı birleme ve ihlâs emri olmuştur.
Rabbim! Bana iyilerden olacak bir evlat ver! ( Saffat Süresi 100. Ayet)
Kur'an da Hz. İbrahim'in gördüğü rüyanın vahiy olduğunu teyit etmiştir. Çünkü Cenabı Hak kendisine seslenirken: "Ey İbrahim, gördüğün rüyaya gerçekten sadakat gösterdin." buyurmuştur. (Saffat Süresi 103)
İbrahim aleyhi's-selam, Allah'ın emrine boyun eğerek oğlunu kurban etmek üzere şakağı üzerine yatırınca Cenab-ı Hak, İsmail'in yerine bir koyun kurban etmesini emretmiştir. Bu, Allah'ın insanlığa büyük bir lütfudur. Allah, insanları Hz. İbrahim'in aracılığı ile insanı kurban etmekten korumuş olmasaydı muhtemelen insanlar, insan kurban etme, gibi korkunç bir geleneğe sahip olabilirdi ve insanları bu korkunç gelenekten kimse de kurtaramazdı. İbrahim aleyhi's-selam oğlu yerine Cenâb-ı Hakk'ın kendisine gönderdiği koçu kurban etmiştir.
Böylece kurban Hz. İbrahim'den bize intikal etmiştir. Kurban, insanın Allah'a yaklaşmasına ve O'nun rızasını kazanmasına vesile olan bir ibadettir. "Kurban" kelimesinde bu mana vardır. İnsan kurban kesmekle İbrahim (a.s.) gibi Allah'a ve O'nun emirlerine bağlılığını, gerekirse O'nun rızasını kazanmak için her fedakârlığa katlanacağını göstermiş olur.
Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için yapılan her şeyde esas olan iyi niyettir. Kurbanda da böyledir, iyi niyet ve ihlas esastır. Kurban konusunda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor: "Onların (kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır. Fakat O'na sadece sizin takvanız ulaşır.'' (Hac suresi 37) Esasen Allah Teâla ancak takva sahiplerinin yapmış oldukları ibadetleri kabul eder.
Kurban hususunda Maide suresindeki ayet-i kerimeler şöyle açıklamaktadır:
"(Ey Muhammed) Onlara Adem'in iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyla oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti (Kurbanı kabul edilmeyen ötekine). Seni öldüreceğim, demişti. Diğeri ise: Allah, yalnız kendisinden korkanlardan kabul eder, dedi ve devam etti: "Allah'a yemin ederim ki sen beni öldürmek için bana el uzatsan da ben seni öldürmek için sana el uzatacak değilim. Ben, alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.'' dedi. (Maide 27-29)
Görülüyor ki, kurban kesenlerden biri iyi niyeti ve Allah'tan korkması sebebiyle sunduğu kurban kabul görmüş, diğeri ise kötü niyeti sebebiyle kurbanı kabul edilmemiştir. Sevgili Peygamberimiz de bu konuda şöyle buyurmuştur:" Amellerin kıymeti ancak niyetlere göredir. Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek olan ancak odur.''
Kurban, İslâm'daki sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın bir başka örneğidir. Her gün dünyada sayısız hayvan kesilir ve bundan çoğunlukla varlıklı kimseler yararlanır. Halbuki Kurban Bayramı’nda kesilen kurbanlardan daha çok yoksullar ve hayır kurumları istifade eder.
Kurban günündeyiz. İbrahim ve İsmail olmaya çağrılıyoruz. Kurbanlık hayvanımızı keserken, Hz. İbrahim gibi olmalı ve nefsimize de çalmalıyız bıçağı. İsmail’i kurban ederken içimizdeki “ben” i de Allah’ı unutturan maddî varlığımızı da sevip saydığımız, güzelliğinden ve hoşluğundan ayrılamadığımız şeyi kurban etmeliyiz.
Hz. İbrahim sevgiyle büyüttüğü İsmail’ini Allah'a yakın olmak için kurban etmekte endişe etmedi ve imtihanı kazandı, Halilullah sıfatına nail oldu. İsmail’in boynuna bıçağı süren İbrahim gibi olmalı bugün. İbrahim gibi tutmalı bıçağı.
İsmail’den kurbanlar geçiyor yüreğimizin üstünden. Her yer İsmail, her yer kurban! Bir yanımız İsmail, bir yanımız İbrahim. İsmail’in kurban seçilişi ve rızası üzere tâlim etmeliyiz bugün. İsmail’e dokunmalı dualı ellerimiz.
İsmailler, bıçağına teslim olacak İbrahimlerini bekliyor. İsmailler çoğaldıkça ilk İsmail sevinecek ve inananlar kurtulacak.
Selam ve Dua ile…
Zübeyt BOZKURT