Din ile psikoloji arasındaki ilişkiler son iki yüz yıldır çok sağlıklı  olmasa da, son zamanlarda din ile ruh ve beden sağlığı arasındaki pozitif ilişkiyi gösteren pek çok çalışma vardır. Bu çalışmalar din adamları ve diğer bilim adamları tarafından da desteklenmektedir.

Dindar insanların dindar olmayan insanlara nazaran, daha mutlu, daha iyimser ve genel olarak psikolojik açıdan da daha iyi durumda oldukları, strese endişeye kaygıya ümitsizliğe ve depresyona daha az maruz kaldıkları görülmektedir.

Ayrıca samimi dini inanç ve uygulamaların, sadece ruh sağlığı açısından değil, aynı zamanda beden sağlığı açısından da önemli olduğu görülmektedir.

Dindar kişilerin beden ve ruh sağlığı açısından daha iyi durumda oldukları stres yaşamamalarının düşük olması, kan basıncına ve kalp damar hastalıklarına daha az maruz kaldıkları bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Bu alanın en önemli uzmanlarından biri olan Koenig, 2000 yılından önce bu alanda yapılan 700 çalışmadan 500’ünün (% 71) dinle ruh ve beden sağlığı arasında olumlu bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur.

Ayrıca Koenig, dindarlıkla yaşam süresi arasındaki ilişkiyi araştırtan 52 çalışmadan 39’unda (% 75), dindarlık seviyesi daha yüksek olan kişilerin, diğerlerine oranla daha uzun süre yaşadıklarını kanıtlamıştır.

Dinin sosyal destek sağlamak suretiyle diğer ruhsal hastalıklarda olduğu gibi, intihar olaylarının azalmasında ya da önlenmesinde de önemli bir yeri vardır.

İnançlı olmanın; Orta ve ileri yaşlarda dini ibadetlere devamla hayattan memnun olma arasında bir ilişki bulunurken, depresyonu etkileme açısından da genç nesiller üzerinde ibadetin olumlu etkileri görülmüştür. Bununla beraber  yaşlılık döneminde dini ibadetlere katılım, yaşlıların hem dini kurumların kendilerine sağlamış oldukları çeşitli sosyal aktivitelerden  faydalanmalarına, hem de “kişisel hoşnutluklara” neden olmaktadır.”

Dinin en etkili olduğu sağlık alanlarından biri olan kanser hastalıklarının nedeni, stresin doğrudan kanser hastalığıyla ilgili olmasıdır.

Dindar kişiler, zor ve sıkıntılı zamanlarda Allah’ın kendilerine yardım ettiğini inanırlar.  Özellikle bu gibi durumlarda duanın çok önemli bir yerinin olduğunu bilirler. Bunun için Allah (c.c) “Bana duâ edin; Ben de duânızı kabul edeyim! Size rahmetimle muamele edeyim ve sizi bağışlayayım” buyurmuştur.

Kuranı Kerimde müfessirlerin çoğunluğu tarafında ruh “vahiy” kelimesiyle açıklanmıştır. Beden ruhla hayat bulduğu gibi fert ve toplumların da cehalet karanlığından sıyrılıp gaflet uykusundan uyanarak nihai kurtuluşa ermelerinin vahiy nuruyla gerçekleşeceği ifade edilmiştir.

“Sana ruh hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir bilgi verilmiştir.” (İsra Suresi, 85)

Ruh, her insanda mevcuttur ve her insan, bu ruh sebebiyle azizdir. Allah, ruhu vermiş ve onun huzurlu olabilmesi için neler gerektiğini de bildirmiştir. Allah’ın emir ve yasaklarını dikkate alan bir ruh, daralıp bunalmaz. Bunalsa da bu geçici olur, hastalık ve dengesizlik boyutuna varmaz.

Ruh sağlığı; kendisiyle, çevresiyle, yaratanıyla ve kaderiyle barışık olan kişi, rûhen sağlıklı olan  kişidir. Ruh sağlığı yerinde olan insanların, sosyal ilişkileri, hadiseler karşısındaki tepkileri de sağlıklı olur.