Allah insan oğlunu her bakımdan diğer canlılardan üstün kılmış, kâinatın en seçkin ve şerefli varlığı olarak yaratmıştır. İnsanın en verimli olduğu dönem ise gençlik çağıdır. Gençlik Allah’ın bizlere ihsan ettiği çok önemli nimetlerden biri olup bu dönem çok iyi ve verimli bir şekilde değerlendirilmelidir. Nitekim Peygamberimiz; “İnsanoğlu kıyamet gününde beş şeyden sorguya çekilmedikçe bir yere ayrılamaz. Bu beş şeyden biri de gençliğini nerede ve nasıl geçirdiğidir.”
İslam’ın yüzeyinde kalmayınız. Derinliğine nüfuz ediniz. Cahilliğe ve kültürsüzlüğe direniniz, bilgili, geniş kültürlü Müslümanlar olunuz. Şu iki konudaki kültürünüz yüksek olmalı: İslam kültürü, genel dünya kültürü. Yüzeysel Müslüman da elbette Müslüman’dır lakin onun İslam’dan nasibi azdır.
“ Namaz Kılan Yaşlıyı Severim, Ama; Namaz Kılan Gence Aşığım…!” Diyen Hz. Ömer’in bu sözüyle; beş vakit namaz konusunda çok hassas, çok dikkatli, çok disiplinli olunuz. Sahih bir inançtan sonra en önem vereceğiniz şey namazı dosdoğru kılmak olsun. Namazı yitiren bireylerin ve toplumların çökeceğini, helak olacağını ayne’l-yakin biliniz.
Oryantalizm ve Kapitalizm güçler sizi paraya bağımlı, tüketim toplumu bireyleri olarak yetiştirmek istiyorlar. Peygamber, İslam büyükleri para konusunda ne yapmışlarsa o yolda bulununuz. Sakın paracı, paragöz Müslüman olmayınız der. Para iyi bir hizmetkâr, çok kötü bir efendidir. Elinize para geçerse onun yeterli kısmıyla malî ibadet, Allah ile ticaret yapınız.
Peygamber Efendimizin güzel ahlaka teşvik eden ve kötü hasletlerden nehyeden hadiseleri neredeyse bir kitap oluşturacak kadardır. O sadece bu sözleri söylemekle kalmamış, güzel ahlakı bizzat yaşayarak insanlara örnek olmuş ve öğretmiştir. Bu yüzden O’nun ahlaki, İslam ahlakının en güzel tatbikatını oluşturmaktadır. İşte bu sebeple burada Peygamberimiz Hz. Muhammed’in güzel ahlakından az da olsa söz etmek istiyoruz. Çünkü o gerçekten en güzel örnektir.
Peygamber Efendimiz güler yüzlü, nazik tabiatlı, ince ve hassas ruhlu idi. Kati yürekli, sert ve kırıcı değildi. Ağzından sert ve kaba hiçbir söz çıkmazdı. Başkalarını tenkit etmez, kimsenin ayıbını yüzüne vurmazdı. Yanlış ve hoşlanmadığı bir davranış görürse “ içinizde bazı kimseler, şöyle şöyle yapıyorlar”. Bu davranışları yapanların kim olduklarını belli etmeden ve hiç kimseyi kırmadan yanlışı ve hataları düzeltirdi”. Kimsenin sözünü kesmez, konuşması bitinceye kadar dinlerdi. Tartışmayı sevmez, sözü gereğinden çok uzatmazdı. Kendini ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmaz, kimsenin gizli hallerini araştırmazdı.
En büyük sermayemiz olan gençlerimizi, manevi değerlerle eğitmeliyiz. Çağın gereği ilimlerin yanında ruhlarını da din ve milli duygularla doldurmalıyız. O zaman ebeveynler saygılı gençleri karşılarında bulacaklar, suç oranları düşecek, ülke daha emin ellere teslim olacaktır. Bu günün tüketicileri yarının üreticileri olacak ülke kalkınması sağlanacaktır.
Zararlı alışkanlıklar ortadan kalkacak, bunlardan korunmak için ayrılan paralar gençlerin eğitimine aktarılacaktır. O zaman bayraklar daha gururla dalgalanacak, milletin başı daha da dik olacaktır.
Hz. Yusuf güzel ahlakıyla günümüz gençlere örnek gösterilecek bir Peygamberdir. Ayrıca iffeti için şu ayeti kerimede örnek teşkil etmektedir. “Evinde bulunduğu kadın, onun nefsinden murat almak istedi, kapıları iyice kapattı ve haydi gel dedi. (Haşa) Allah’a sığınırım! Zira kocanız benim velinimetimdir, bana güzel davrandı. Gerçek şu ki zalimler iflah olmaz dedi. Yusuf Suresi 23. Ayet.
Mus'ab bin Umeyer Hz. Muhammed'in en genç sahabe arkadaşlarından biriydi. Mekke'nin en zengin ailelerinden birine mensuptu. Yaşının genç olmasına rağmen bilgisiyle cesaretiyle güzel ahlakıyla İslam tarihi boyunca örnek gösterilen ve efendimize en çok benzeyen bir sahabedir. Peygamberimiz ondan şu sözlerle bahseder: Mekke'de Mus'ab bin Umeyr'den daha güzel giyinen, daha yakışıklı ve nimetler içinde yüzen başka bir genç görmedim.
Bu minvalde toplumdaki yozlaşmanın büyük boyutlarda olduğunu gösteren gençliğin; kendini tanımayan ve anlamayan bütün ahlaki değerlerinden yoksun oluşu insanların gelecekten de nasiplerini almayışını ortaya koymaktadır.
Söz konusu; Genç nesiller bugün öyle bir duruma gelmişlerdir ki bütün ilkelerden kendilerini azade görmekteler. Hiç bir şeye bağlı kalmak istememekteler.
Kendisine ait değerlerin ve ilkelerin beğenisi içinde yaşarken mutluluğu kendine göre bu hayatın zevkleri içinde zamanı en iyi şekilde değerlendirirken hiçbir şeyin varlığını ve üstünlüğünü kabul etmemektedir. Her şeyi çıkar ve menfaat üzerinde değerlendiren bir gençlik olarak hayatı algılamaktadır.
Hz. Peygamberimiz gençlerin dinî, ahlakî, ilmî vb açılardan gelişimleri için onlara özel bir önem vermiş, vahiy kâtiplerini genellikle gençler arasından seçmiş, İslam’a davet mektuplarını genellikle gençlere yazdırmıştır.
Öyle bir gençlik ki, kendi çıkarı için her şeyi mubah görmektedir. İşte gençlik sınırsız özgürlükleri ve hakları kendinde görünce evrensel olan ilkeleri yok saymakta temelinde kendisini görmektedir.
Gençlerimizin İslami, insanî ve evrensel değerlerle yetiştirilmesi, yarınlara güvenle bakmamızı, güçlü ve sağlam bir toplum olmamızı sağlayacaktır.
Konunun önem ve ehemmiyetine binaen yüzlerce örnek verilebilir. Sonuç olarak; ahlaki ve manevi değerleri önemseyen gençliğin yetişmesi, İslam’ın temel prensiplerini, Menhec ve metotlarını Hz. Peygamberin bize bırakmış olduğu Kuran ve Sünnet ışığında eğitim alan sağlam gençliğin yetişmesine zemin sağlamalıyız.
Selam ve Dua İle
Zübeyt BOZKURT