İslam, Allah ve Resulü ne dediyse odur.

Allah ve Resulü “Namaz” dediği için namaz, İslam’dır. “Hac” dediği için haçtır. Cihat dediğin içinde cihattır. Din Allah’ın, söz Allah’ındır. Kullar itaat eder, kulluğunu belgeler, ilave eksiltme yapamazlar. Sınıflandırmaya da müdahale edemezler.

Önem ve öncelik sırasını koyma hakkı Allah’ındır. Eğer Allah ve Resulü, “Önce namaz”. Dediyse namaz önce olmalıdır. “Anne baba “hakkı dediyse onlar öne geçmelidir. Cihat’ı zirvede tuttularsa o, zirvede kalmalıdır.

“Silahı rahim” dindendir. Kuranımızda yeri vardır. Dinin Nebi’sinin lisanında yer tutmuştur. Cihadın, namazın, zekâtın anıldığı listelerde anılmıştır. Ebedi olarak konmuş, değişikliğe: içtihada açık olmayan temellerdendir. Arş’a tutturulmuş Bir halkadır Sıla’yı rahim. Namazın dinden bir bölüm olması gibi Sıla’yı rahim de dinden bir bölümdür. Onun da namaz gibi Özel Ahkâm-i vardır. Namazı eda eden için sevap, terk eden için azap konuşulduğu gibi silah rahmi eda eden için sevap terk eden için ise azap konulmuştur.

Müslümanların namazını eda etmelerine göre teheccütlü beş vakitli, cumacı, bayramcı şeklinde ayrılmasına benzer bir ayrılma da akraba hukukuna riayet etmelerine göre yapılmıştır. Akraba hukukunu gözeten ve elinden geleni esirgemeyen, Sıla’yı rahim ehlidir. O, Allah’ın rızasını kazanacak bir iş yapmıştır. Akraba hukukunu kollamayan, bağlarını zayıflatan ise yasaklardan bir yasak işlemiştir, günahkârdır, kendi elleriyle bereket ağacının köklerini zedelemiştir. İyi davranana iyi davranan, ihmal edeni de ihmal eden ise ortadadır.

Eğer cihat Allah yolunda bulunmak, Nefsin ve şeytanın etkisinde sıyrılmak ise ki öyledir. Sıla rahim bir cihat türüdür. Cephelerde kâfirlerle yapılan cihat ile aynı olmaması, onun cihat değerini düşürmez. Alın teri ve ağır emeklerle kazanılmış maldan zekât vermek, derin ve tatlı bir uykuda iken ezana icabet edip sabah namazını camide kılmak, zorluklarına tahammül edip ilim tahsil etmek, zalim bir yöneticinin önünde hakkı dillendirmek cihat değil midir?

Cihat, Allah’ın adını yüceltmek ise onu Musab bin Umeyr Radiyallahu anh, Bedir’e katılanlardan önce yaptı. Uhud’dan önce Medine sokaklarında Kur’an ayetlerini okudu. Birinde kılıç, diğerinde dil kullanılıyor olabilir. Biri elle, diğeri malla yapılıyor olabilir. Aralarındaki fark sadece, birinin Kuran’ın şu süresinde diğerinin de bu süresinde zikir edilmesi kadardır.

Yaşadığımız hayatın getirdiği sıkıntılar, alıştığımız müreffeh hayat düzeyi bizi evimize kapatıp bırakıyorsa, kaybettiğimiz şey Allah’ın vaadi olan cennetse artık, isimlerle ilgilenmeye gerek yoktur. Zarardayız.

Biz ezanı duyunca mescide, cihat daveti alınca cepheye, infak emri alınca infaka tefekkür işareti alınca düşünmeye, İtaat emri alınca ebeveyn önünde diz çökmeye mecburuz.

Müslüman olmak, seçiciliği engeller. Seçerek değil teslim olarak kazanabiliriz. Hazır olmak ve itaat etmek gerekiyor. İnsanları Siyah-beyaz, dinin emirlerini gerekli /gereksiz ayrımına tabi tutmamız bir nevi çöküştür.

Allah ne emrettiyse, Peygamber’i ne gösterdiyse din odur. Bizim gözümüzde biri zahmetli, diğeri zahmetsiz görülebilir.

Önemli olan karşılığının cennet olması değil midir?

Cihat, Şeytanın Müslümanı boş bırakmadığı bir ibadettir. Şeytanın meydan cihadın da bir taktığı, Sıla’yı rahim gibi bir cihatta başka bir taktiği olabilir. Sıla’yı rahimin kopup unutulmasının nedenlerinden biri, ihmallerin abartılmasıdır. Sen bizi ziyaret etmeyeli ne kadar oldu biliyor musun? Bu nasıl akrabalık? Gibi çıkışların özet ifadesi, gittiğine gideceğine pişman etmektir. Bu ise zaten zayıf olan bağının koparılmasıdır.

Âdem’in çocuklarıyız. Babamızdan ötürü olan bağımızı koruruz. Tek bir ümmetiz. Onu koruruz. Aynı toprakta beraber yaşadıklarımızla komşuluğumuzu koruruz. Sıhriyet bağımızı koruruz. Nikâh bağımızı koruruz.

İyi bilinmelidir ki Allah rızası gözetilerek ve İslam terbiyesini uygun bir sıla rahim, Allah’a yakınlıktır; cennete girmeyi kolaylaştırmaktır. Çünkü Allah rızası için olumsuzlukları, tepkileri dikkate almadan Eda edilen bir sıla, İmanı göstermektedir. Ömrün ve malın bereketini görmektir. En güzel ahlak örneğidir. Kötü ölümden korunmaktır.

Selam ve Dua ile

Zübeyt BOZKURT