Ülkemizin kalkınması ve muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkması ancak başarılı bir maarif politikası ile mümkündür. Şimdiye kadar takip edilen politika yanlış bir temel üzerine oturtulmuştur. Yeni nesillere sadece teknik ve mesleki bilgi verilmekle iktifa edilmiş ve fakat gençlerimizin milli ve manevi değerlerimizle manen ve fikren gelişmesine, milli ahlakımızla ahlaklanmasına ehemmiyet verilmemiştir.

Tarih boyunca idealist olarak temayüz etmiş bir milletin evlatlarına sadece Materyalist metotlarla ezberciliğe kaçan bir öğretim siyaseti tatbik edilmesi kadar hatalı bir politika olamazdı. Nitekim kalpleri ve dimağları milli idealden mahrum bırakan, boş bırakın hatalı gidişat kısa zamanda zararlı meyvelerini vermeye başlaması bu boşluktan faydalanmasını bilen anarşist Marksist cereyanlar ülke bütünlüğümüzü parçalamaya, devletimizi yıkmaya bile teşebbüs edebilmişler ve işin en acı tarafı kendi ideolojilerini, bu aziz milletin parasıyla kurulan eğitim müesseselerimizde evlatlarımıza aşılamasını bilmişler.

Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasasının onuncu maddesi devleti ferdin hem maddi ve hem de manevi varlığını geliştirmesi vazifesini yüklenmiştir. Diğer maddelerinde ise milli ahlakın korunması için hükümler getirmiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasının bu emredici hükümlerine rağmen, bu hükümler bir tarafa itilerek, kendi maddeci zihniyetlerinin esiri olarak milli eğitimimizi milli ruhtan ve milli görüşten mahrum bırakan bu denenmiş görüşlerden artık vazgeçilmelidir.

Eğitim müesseselerimiz, anarşist düşünce yapısından yetiştiren müesseseler olmaktan tamamen kurtarılacak, Cemiyetimizde ana babalar rahat edecek, eğitimde şuur, ailede huzuru sağlayacak, üzerinde bin bir ihtimamla titrediğimiz evlatlarımız artık eğitim müesseselerimizde ebeveyne asi evlat olarak çıkmayacaktır.

Demokratik rejim ancak ahlakçı ve maneviyatçı temeller üzerine kurulabilen bir rejimdir. Zihniyetimiz ve eğitimimiz materyalist olacak, rejimimiz ise demokratik olacak dersek daha başlangıçta demokratik rejimin yaşama imkanını, hayat hakkını katletmiş oluruz. Çünkü materyalist zihniyetin devlet şekli ya kominizim ya da sosyalizmdir. Bilindiği gibi demokrasinin temeli hür seçimlerdir. Seçimlerin ahlak ve fazilet sahiplerini işbaşına getirebilmesi için bir cemiyette muhakkak ahlak ve fazilet Nizam’ının çoğunluğa hâkim olması zaruridir.

Yedi sınıf insan vardır ki, Allah onları hiçbir gölgenin olmadığı kıyamet gününde kendi Arşının gölgesinde gölgelendirecektir.

Adil devlet başkanı.

Allah’a ibadet içinde yetişen gençler.

Tekrar dönünceye kadar kalbi mescitlere bağlı olan kimseler.

Allah için birbirlerini seven, Allah rızası için bir araya gelip, Allah rızası için ayrılan iki kişi.

Güzel ve makam sahibi bir kadın tarafından davet edildiği halde; ben Allah’tan korkarım deyip iltifat etmeyen kimseler.

Sağ elinin verdiği sadakayı sol eli bilmeyecek kadar gizli veren kimseler.

Allah’ı tek başına zikr ederken gözlerinden yaş boşanan kimseler.

Kanunlar ve nizamlar ne kadar mükemmel olursa olsun, hak ve adalete ne kadar uygun bulunursa bulunsun, onu tatbik edecek insanın içerisine hak ve adalet sevgisi girmemişse insanlar, içten gelerek samimi olarak adalete inanmıyorlarsa kanunların gereği gibi tatbik edilmesi mümkün olmayacak, netice tersine tecelli edecek, adalet yerine adaletsizlik, sosyal adalet yerine istismar hâkim olacaktır.

Bu itibarla maarif siyasetinin yeni nesillerimize milli ahlakımızın ve manevi hasletlerimizin bir hayat düsturu olarak intikal ettirilmesi, bu gaye ana okullarından başlayarak yüksek tahsile varıncaya kadar maarifin her kademesinde ders programlarının tanziminde ehemmiyetle göz önünde bulundurulacaktır.

Yeni nesillerin inançlı, çalışkan, vatansever, milli ahlaka, aile disiplinine bağlı, milli mefkuremize ve tarih şuurumuza sahip fedakâr, ilim teknik ve medeniyet yarışında insanlara örnek olacak bir seviye erişme azim ve kararında olarak yetiştirilmesi gayemizdir.

Halkın ve gençliğin eğitiminde cemiyetimizin resmi ve gayrı resmi müesseselerini bu gayeye uygun olarak organize etme kararındayız. Ailenin ve maarifin yapıcı tesirlerini, sinema, radyo, televizyon gibi tesir gücü fazla neşir ve telkin vasıtalarının veya basının, sırf ticari gayelerle bozmasına müncer olacak ahenksizlikleri izale etmek düşüncesindeyiz.

Selam ve Dua ile

Zübeyt BOZKURT