Özgün insan, yaşadığı toplumda adalet arayan kesimleriyle buluşmaya çabalar, adaleti savunan insanlarla birlikte haksızlıklara karşı hareket etmeyi hedefler. Şahsiyet bedel ödemek olduğu için sadece Özgürlük ruhu ve kimliği bunu gerektirir. Bu vizyon olmadan yapılacak eylem sadece vakit geçirmek olacaktır.

Bu vizyon sayesinde, karşılaştığınız olaylardan pek çok insanın göremediği detayları görebilir, ince tesisleri yaparak olaylarda en doğru ve en hikmetli sonuçları çıkarabilirsin. İleriye yönelik projelerde kusursuz planlamalar yapabilir olmak da taşıdığı vizyonun mükâfatı olacaktır.

Neyin yolunda gitmediğini bulmak ve çözümü yaygınlaştırma kadar, toplumu yeni sıçramalara da ikna etmelisin. Yılmadan çalışmayı sürdürebilecek kararlılığa sahip olursan, fikir ve gayretlerindeki farklılıklara bunu kısa sürede başarabilirsin. Sonucu bilemesen de süreci etkilemenin, bu özgünlükte yattığını biliyorsun ama yapabiliyor musun?

Bir ülkenin gerçek zenginliği ülkenin insanı ve onun yaşama niteliğidir. Kalkınmanın amacı da insanlara kendi yeteneklerine uygun bir biçimde yaşayabilecekleri bir dünya olmalıdır. Bunun için ise; insan kendini ve diğer insanlarla ilişkisini ticaretin kar ve zarardan ibaret sınırlayıcılığından kurtarmalıdır.

Ülkemizde sorumluluk “sistem” ve “işletme “bazında olmadığı için, toplum bazında yakalamaya çalışılmaktadır. İnsanların, ihtiyaç ve sorunlara hizmet bir çözüm sunabilme potansiyellerini, sosyal ve ekonomik hayatta daha fazla rol alma kapasitelerini kim aktaracaktır? Bugün hem insani hem de toplumsal boyutuyla Sosyo-ekonomik dengeler üzerine kurulmuş bir paylaşım zihniyetine duyulan ihtiyaç, her zamankinden daha fazladır.

Cevher insandadır. Yöneticiler, insanın sosyal bir varlık olduğunu, çalışanlar, sosyal hayatın ahenkli bir şekilde devam etmesi için belirli kurallar konulmasına ihtiyaç olduğunu anladıklarında, toplumun fertleri üzerinde denetleyici rolü de gerçekleşmiş olacaktır. Sorumluluğun toplumda yerleşmesi, insanın yalnızca hayatta. Nasıl davrandığı ile değil aynı zamanda nasıl davranması gerektiği ile de yakından ilgilidir.

Gözü imkânda olan mevcut yönetim anlayışı insanları istediklerini değil istemediklerine yönlendirmiştir. İnsanların istemediği şeyler olan; kontrol altında tutulmak, yok farz edilmek, yanlış anlaşılmak, bilgisiz bırakılmak, azarlanmak, tenkit edilmek, yetersiz olarak görülmek ve iradesini kullanamamak son dönem yönetim anlayışının unsurları olmuştur. Bu sık bakış açılarıyla beklenen çözümler gerçekleşemeyeceğinden gözün insanda olmalıdır.

Bu takip için hayat yürüyüşünde ihtiyaç duyduğun iki adım var:

Susmak gereğini yapmak!

Susmak, ahlak kuralları iyi davranışların ne olduğunu ortaya koyar, gereğini yapmak ise, hukuk kuralları ile haklı davranışların ne olduğunu tespit eder. Adalet ise, en iyisi şekilde nasıl sahip olunur, düzenlenir ve yönetilir fikrinin karşılığını aramaktır.

Bütün bunlar, gözü insanda olanların dikkat etmek zorunda olduğu çerçevelerdir. Ancak bu dikkat sayesinde sosyal seviyemizi arttırabiliriz. Hayat, bir emanet ve bayrak koşusu olduğuna göre elindeki bayrağı sıradakine vermek için ne yapman gerektiğini biliyorsun!

İnsan, dünyanın en geç olgunlaşan meyvesidir. İnsanın yeteneklerini keşfetmesi ve onların iyiliği çevirmesi ve toplumda faydalı olması ancak cemiyet adamı olmasıyla mümkündür. Cemiyet adamı, zenginlik, kar, başarı merkezli anlayışın yerine, bilgi üretme, geliştirme yayma noktasında diğer kaynağı olarak yeniden keşfedilmeyi bekliyor.

İnsanlığa hizmet etmenin, değişmeden değiştirmenin bir bedeli olduğunun bilincinde olmalısın. Güncelin arkasında gizlenmiş gerçekleri ortaya çıkarmak, eleştirel değerlendirmelerle yeni modeller ortaya koymak bu bilinçle mümkündür. İnsanların lideri, onların hizmetkarı olduğundan, fedakârlık yaptıkça genç kalacak, genç kaldıkça fedakârlık yapacaksın.

Girişimciliği sadece ekonomik bir değer olarak değil, aynı zamanda, toplumsal ve kültürel bir unsur olarak görmelisin. Bu unsuru “yetenek”, “bilgi”, ve “performans” ve “psikolojik” hareketlerle geliştirmeye çalışmalısın. Bu sayede, sosyal ve kültürel faaliyetlerle, toplumsal yapıyı ve sosyal ilişkileri dönüştürücü bir güce sahip olmak büyük önem taşıyor.

Selam ve Dua ile

Zübeyt BOZKURT