Kuran ve hadis okuyan araştıran herkes bu neslin vasfını ayrı ayırıcı özelliklerini pekâlâ bilir.
Eğer bir kimse Allah‘ın kitabını okursa pek çok süre ve Ayete buna dair açıklamalar bulur. Doğrusu, sözünü ettiğimiz nesil bulur.
Söz gelimi Araf süresini ele alalım. Bu süreyi okuyan biri “yarattıklarımızdan daima hakka ileten ve adaleti hak ile yerine getiren bir millet bulunur”. Ayetinde bu nesli bulur. (Araf 181)
Gayeleri haktır, yolları hak.
Hareket noktaları hakkın ta kendisi. Herkesi bu hakka çağırırlar. Onun ışığıyla yollarını bulup başkalarına da yol gösterirler ve yine onun hükmü ile adil olurlar.
Maide süresi de öyle. Burada da yüce Allah bu nesli Müslümanlara müjdelerken aynı nesille mürtedleri, dinden dönenleri korkutmakta ve bu nesli geleceğin iman garantisi olarak vurgulamaktadır.
Bu sürede yer alan buyruğu görelim : “Ey İman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki Allah, sevdiği ve kendisini seven Müminlere karşı alçak gönüllü şefkatli, kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir bunlar Allah yolunda cihat ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar. Bu Allah‘ın dilediğine verdiği lütuftur. Allah’ın lütfu ve ilmi geniştir. (Maide Suresi 54)
İşte bu nesil.
Ahir zamana tahsis edilen, küfüre karşı sert ve imanın sancaktarı olacak bir nesil.
İşte bu neslin vasıfları: Allah’ı seven, müminlere kanat geren, kâfirlere karşı şiddetli, hak yolda cihattan başka bir şey düşünmeyen, kimseden ve hiçbir konudan korkmadan tüm insanlığa hakkı tavsiye eden, hakikati gösteren nesil.
Tövbe Suresinde ise onların, Yani İslam neslinin kişilik ve ahlak yapısına ilişkin belli başlı özellikler daha belirgin bir halde karşımıza çıkar. Bu özelliklerle münafıklardan kesin çizgilerle ayrılırlar.
Münafıklar ki batıla sarılmada, kötülükten yana olmada birbirlerine benzerler hatta birbirlerinin aynısıdırlar da diyebiliriz. Nitekim ayeti kelimede: münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Onlar kötülüğü emreder, İyilikten alıp kur ve cimrilik ederler. (Tövbe süresi 67) duyurulur yani hak yolda çaba göstermezler.
Buna karşılık söz konusu neslin sahip olduğu nitelikler münafıkların niteliklerinden tamamen farklıdır. İşte ayeti kerimede: “mümin erkeklerle mümin kadınlar da birbirlerinin velileridir. Onlar iyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah’a ve Resul’üne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir. (Tövbe suresi 71)
Onları ayrıca bakara süresinin ilk ayetlerinde de buluyoruz. Çünkü o ayetlerde Allah, hidayet ışığı olan kitabına uyarak hakikat yolunu bulanların niteliklerini zikreder. Aynı sürenin ortalarındaki ayetlerde ise gerçek anlamda iyilik temsilcilerinin sıfatları anlatılarak: “İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Muttakiler ancak onlardır. (Bakara süresi 177) buyurulur.
Bu nesil peygamberlik mirasının taşıyıcısı bir neslidir. Davetçilerin, hakikat çizgisine sahip çıkanların yükünü yüklenmiş bir nesildir. Aynı inanç ve şuurla bu mirasın gönüllü BEKÇİLERİDİR.
Bu mirasa, hakikatine, ebediliğine ve şümulüne Bütün varlıkları ile bağlıdırlar. Bu miras üzerinden tarif yapmak, cahilce teviller cihetine gitmek, dahası bu miras üzerinde oynamak isteyenlere fırsat tanımazlar. Art niyetli kişilerin müdahaleci eylemlerine karşı çıkarlar.
Bulundukları ortamlarda batılın her çeşidi hüküm sürerken, onlar hak çizgide dimdik ayakta dururlar.
Ne Batıla saparlar ne de bidatlardan etkilenirler! Onlar için tek bir yol vardır oda İslam’ın yoludur.
Tutsak İslam toprakları, onların elinde kurtuluşa erecektir. Filistin’i kurtaracak olan onlardır. Yahudiler kesin yenilgiye onların çabaları sonunda tadacaktır. Bu arada bütün kâinat, ağaçlar, taşlar ve her şey onların safında yer alacak, onlara düşmanlarının saklandıkları delikleri gösterecektir. Ya hal diliyle ya da bilinen dil ile. Yani söz gelimi: “ey Müslüman, ey Allah’ın kulu! Şu arkamdaki Yahudi’dir, gel işini bitir. “ (Buhari ve Müslim) diyecektir.
En ileri iman ve şuur sahibidirler onlar. Görmeden Allah’ı Resulüne inanmışlar. Onun getirdiği kuranı sarılmışlar ve muhtevasının gereğini yerine getirmişlerdir.
Onlar; İnsanların peygamberin sünnetinden terk ettiklerini ihya etmeye bulduklarını da düzeltmeye çalışan “garipler” dir ne mutlu onlara. !
Selam ve Dua ile
Zübeyt BOZKURT