İslam toplumunun şimdiki ve gelecekteki durumunu düşünen; Bu toplumun sorunlarını kendilerine dert edinen yol göstericilerin, davetçilerin başta gelen hedefi Asımın nesli adını almaya hak kazanan yeni İslam neslinin yetişmesi, insanlık içinde boya atması olmalıdır.

Çünkü bu toplumun ilk ve en başta gelen ihtiyacı böyle bir nesildir

İslamiyet’i doğru dürüst anlayacak bir nesil.

Zihnini, inancını her türlü aykırı düşünceden özellikle hurafelerden arındırmış, uzak tutmayı başarmış bir nesil.

Bu kesinlikle inançları hurafelerle, ibadetleri bidatlarla bulandıran ve kör bir taassuptan başka bir şeye yer verilmeyen İslami anlayış olmayacaktır.

Bu saadet asrının İslam’ıdır. Yani Kur’an‘ın getirdiği, kutlu Resul’ün çağırdığı, tertemiz asabın inandığı, Raşit Halifelerin hükmüne uydukları, temellerin üzerinde muhteşem, uygarlığın yükseldiği, dini ve dünyayı birlikte götüren ve nihayet ilimle imanı birleştiren İslam.

Bu hak ve kuvvet İslam’ıdır.

İlim ve amel İslam’ı,

Cihat ve gayret İslam’ı,

Şümullü ve denge İslam’ıdır.

İşte bu İslam’dır ki fertte onuru, ailede bağlılığı, toplumda dayanışmayı, yönetimde istişareyi, üretimde kalkınmayı, bölüşümde adaleti ve nihayet herkesin hukukunu sağlama alır, güvenceye bağlar.

Yine bu İslam’dır ki ferdin hayatını bütünüyle Allah’a adar. Böyle olunca da artık ne kavga ne de gürültüden eser kalır. Çünkü gaye bir olmuştur, İstikamet tektir. Yol ise apaçık ortadadır: De ki; Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. (Enam 162) Bu inanç ve anlayışın egemen olduğu bir toplumda da hayat Allah için yaşanır. Bu hayır bir bütündür ve bir bütün halinde Allah’a adanır.

Düşmanın lehine de olsa adaletten sapmayan, hep adalete çağıran bir İslam’dır bu. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu, Allah korkusuna daha çok yakışan bir davranıştır. Allah’a isyandan sakının. (Maide 8) Ayeti bunun ispatıdır.

Aynı şekilde öfke kin derecesi ne olursa olsun saldırganlığa yol vermez. İşte ilahi buyruk. “Mescidi Harama girmemizi önledikleri için bir topluma karşı beslediğiniz kin sizi tecavüze sevk etmesin! İyilik ve Allah‘ın yasaklarından sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun (maide 2).

İslam ki inkârcı komünizmle savaştığı gibi azgın kapitalizmle de savaşır. Sınıf çatışmasını kesinlikle reddeder. Katmanlar arası zulmü kabul etmez.

O sebeple kin tohumları eken bölücülüğe değil sevgi filizlerini yeşerten dindarlığa çağırır.

İslam ki zalim sultana söylenecek hak sözü en üstün cihat Sayar. Zalim sultanların zulmünü onaylanmaz, zalim baskılara asla razı olmaz. Allah’ım, sana şükrederiz, küfretmeyiz ve sana karşı geleni terk ederiz. Duasını öğretir Müslümana. Kısacası Müslümana sultanların zulmüne boyun eğmemeği öğütler. Zalimin karşısına çıkıp: Artık dur, Zulmüne son ver demeyi buyurur.

Güçsüzlerden yana olan, güçlülerden hakkını alan ve yoksulların hakkını vermekten kaçının zenginlere karşı çıkan işte yeni bu İslam’dır. Aynı zamanda bu Müslümanları bu yolda mücadeleye çağırır. Size ne oldu da Allah yolunda ve Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, bize tarafından bir sahip gönder, biz de katında bir yardımcı yolla! Diyen zavallı erkekler, kadınlar ve çocuklar uğurunda savaşmıyorsunuz buyuruyor Kur’an ‘da.

İşte beklenen yeni Asım neslinin anladığı, inandığı İslam budur. İnanmakla Kalmayıp insanlığı da çağırdığı, kalbini ve gölünü doldurduğu İslam.

Bu nesil yolunu işte bu ışıkla görüyor.

Hedefini bu ışık sayesinde belirliyor. Kendini, Rabbini, dinini, dünyasını, kültürünü, çağını, dostunu, düşmanını bu ışıklı tanıyor. Yolunu aydınlatanların da hedefini şaşırtmaya çalışanların da kimler olduğunu bu sayede ayırt ediyor ve takınması gerekli tavrı belirliyor.

Selam ve Dua ile

Zübeyt BOZKURT