Geç Kalınmış Bir Rest: İslam Alemi Ne Zaman Uyanacak?
Türkiye nihayet İsrail’e karşı en sert adımlarından birini attı. Ticaret kesildi, limanlar kapatıldı, hava sahası yasaklandı. Evet, bu tarihi bir karardır. Fakat aynı zamanda acı bir gerçeği de gözler önüne seriyor: Geç kaldınız!
On yıllardır Gazze’de taş üstünde taş bırakılmadı, on binlerce can toprağa verildi, bebeklerin kanı sokaklarda aktı. Kudüs’ün ruhu ayaklar altına alınırken, Müslümanların kutsalları hiçe sayılırken, neden şimdiye kadar böylesine net bir tavır alınmadı?
Sorulması gereken budur:
Bunca yıl İsrail ile milyarlarca dolarlık ticaret yapılırken, vicdanlar neden suskundu?
Her saldırıdan sonra birkaç kınama açıklamasıyla geçiştirilen zulüm, neden gerçek yaptırımlarla karşılık bulmadı?
Filistin halkı “yalnız bırakıldık” diye feryat ederken, kardeş bildiğimiz ülkeler nerelerdeydi?
Bugün Türkiye’nin aldığı karar elbette ki önemlidir. Ama yetmez! Çünkü bu mesele yalnızca Türkiye’nin meselesi değildir. Bu tüm İslam âleminin davasıdır.
Arap ülkelerine soruyoruz: Nerdesiniz? Petrol dolarlarıyla zenginleşip lüks içinde yaşarken, Filistin halkının çığlıkları size hâlâ ulaşmıyor mu? İsrail ile imzaladığınız gizli anlaşmalar, kurduğunuz ticari köprüler, sattığınız onurlarınız ne zamana kadar devam edecek?
Müslüman coğrafya, yüzyıllardır bölünmüşlüğün, ihanete varan sessizliklerin bedelini ödüyor. Filistin meselesi sadece bir “siyasi kriz” değil, ümmetin onur meselesidir. Bir milletin değil, bir davanın, bir ümmetin imtihanıdır.
Türkiye geç de olsa güçlü bir adım atmıştır. Fakat tek başına yeter mi? Hayır! Eğer İslam ülkeleri susmaya devam ederse, bu karar yalnızca sembolik bir hareket olarak kalır. Birleşmeden, tek ses olmadan, ortak irade ortaya koymadan, zalimlere karşı gerçek bir cephe kurulmadan, hiçbir adım tam manasıyla sonuç vermez.
Bugün artık net bir şekilde söylemek gerekir:
İslam dünyası ya Filistin için tek yumruk olur, ya da tarih bizi “suskunların nesli” olarak yazacaktır.
Türkiye geç kaldı ama en azından adım attı. Şimdi sıra diğerlerinde. Eğer Arap ülkeleri hâlâ sessiz kalırsa, sadece Filistin’i değil, kendi geleceklerini de kaybedecekler.
Ya direniş, ya zillet! Ortası yok!
İstikrar ve Devamlılık Şart!
Burada en önemli mesele, alınan kararların istikrarlı bir şekilde devam etmesidir. Geçici yasaklar, bir süreliğine uygulanan kısıtlamalar ya da sadece iç politikaya dönük mesajlarla bu iş yürümez.
Türkiye’nin attığı adımlar, kararlı bir dış politikanın omurgası haline gelmeli. Bugün ticareti kesip yarın yeniden başlatmak, ümmetin güvenini bir kez daha kırar. Filistin davası için samimiyetin göstergesi, sözde değil, istikrarda gizlidir.
Artık geri dönüş yok. Bu kararlar, yarım değil tam bir duruşun başlangıcı olmalı. Türkiye bu istikrarı sürdürürse, yalnızca Filistin’e değil, tüm İslam dünyasına umut ışığı olur.
Ve unutulmasın: Eğer istikrar yoksa, alınan kararların hiçbir kıymeti kalmaz.
Selam ve Dua İle
Zübeyt BOZKURT