Güne besmele ile başlayın. İşinize ve okulunuza besmele ile gidin. Dükkânınızı besmeleyle açın. Arabaya besmeleyle binin. Evinizden çıkarken Ayet-el Kürsi felak ve nas surelerini okumayı imal etmeyin. Kaza, bela, musibet ve nazara karşı Allah’a sığının. Evinizi, işinizi, ailenizi ve çocuklarınızı Allah’a emanet etmeyi unutmayın!
İslam’ı doğru anlayın. Davanızı iyi tanıyın. Bir namazı kaçırdığınızda bir toplantıyı kaçırdınız kadar üzülmüyorsanız, bir yardım çalışması için Afrika’yı gitmeyi göze alıp, yanı başınızda ki mescide gidemiyorsanız, yeni bir kitap okuduğunuz heyecanla kuranı okuyamıyorsanız bir şeyleri yanlış anlamış, araçları amaç haline getirmişsiniz demektir.
Önce siz iffetli olun ki Allah’tan iffetli eş isteme hakkınız olsun. Siz Yusuf olun ki Allah size Yusuflara layık eşler nasip eylesin. Gömleğiniz önde bile yırtılsa onu tövbeyle dikmesini bilin. Ne zaman bir hata ederseniz, ardından bir iyilik yapın ki onu silsin. Unutmayı! Hata edenlerin en hayırlıları tövbe edenlerdir.
Nazik olacaksınız, önce eşinize nezaketle davranın ki şeytan kabalığınızı fırsata çevirmesin. Hürmet edeceksiniz, eşinizin anne babasına da hürmet edin ki aranızdaki sevgi bağları kuvvetlensin. Ahlaklı olacaksınız, önce eşinize güzel ahlaklı davranın ki size olan sevgisi artsın. Affedeceksiniz, önce eşinizin hatta ve kusurlarını hatta affedin ki size olan bağlılığı artsın.
Müslüman kardeşlerinizle ihtilaflarınızı değil ittifaklarınızı konuşun. Siyasi farklılıklarımızdan dolayı İslam kardeşliğinizi zedelemeyin! İslam kardeşliğine zarar verirseniz bir gün aynı siyasi fikirde birleşirseniz bile hakkıyla kardeş olamazsınız. Unutmayın! İslam’ın birleştiremediğini hiç bir siyasi ittifak birleştiremez. Unutmayın! Tüm farklılıklarımız Müslüman kimliğimiz ve İslam kardeşliğimiz karşısında teferruattan ibaret kalır.
Başörtünüzü iffete taşın ki onu bir makyaj malzemesine çeviremeyesiniz. Sakalınızı izzetle taşın ki onu bir aksesuara çeviremeyesiniz. İmam hatipliğinizin hakkını verin ki onu bürokratik bir referansa çeviremeyesiniz. Verdiğiniz mücadeleyi ihlasla sürdürün ki onu çıkacağınız makamlar için bir basamağa çevirmeyseniz.
Zamanın kıymetini bilin ve onu hayır ve Salih amelle geçirin. Yıllarca okudunuz üniversiteden, liseden ayrılırken, yıllarca çalıştığınız iş yerinden ayrılırken, yıllarca oturduğunuz mahalleden taşınırken, bir genci namazla buluşturmadan, bir gence kuran öğretmeden, bir genci günahlardan kurtarmadan, bir genci yetiştirip davanıza, İslam’a kazandırmadan, bir gence İslam birliğini anlatmadan ayrılırsanız büyük şeyler kaybetmişsiniz demektir.
Çok okuyun! Şu altı kitabı su gibi bilin. Bütün hayatınız için Kur’an-ı Kerim; hadiste Rüyazüs Salih’in; fıkıhta Ömer Nasuhi bilmen İlmihali; ahlâkta Edebul; ailede evlilik ve mahremiyetleri; cihat, hareket ve davadan Necmettin Erbakan, davam.
Unutmayın! Davamız İslam’dır. Metedomuz davet, nasihat, örneklik ve teşkilatlı çalışmadır. Davette, nasihatte ve yarışta örneğimiz Hazreti Muhammet’tir. Hiç aklınızdan çıkarmayın! İslam savunan bir ideoloji değil, yaşanılan bir dindir. Ve bilin ki ancak yaşadığımız ölçüde dava adamı olursunuz.
En büyük arzumuz Allah yolunda şehadet olsun. Ama sakın unutmayın ki şehadet bir edebiyat değil, bir yaşam tarzıdır. Şehit olmak istiyorsanız önce bir şehit gibi yaşayın. Sabah ezanını duyduğunuz da mescitleri kuşun ki çağrıldığınızda da şehadete koşabilesiniz. Önce malınızda ve rahatınızdan verin ki yeri geldiğinde de canınızı da verebilesiniz.
Hayatınız boyunca da şu üç yalana sakın inanmayın: içerisinde İslam Birliği’nin olmadığı her uluslararası proje koca bir yalandan ibarettir. Faize karşı olmayan her ekonomik proje koca bir yalandan ibarettir. Ahlak ve maneviyatı öncelemeyen her sosyal proje koca bir yalandan ibarettir.