Azmış, kudurmuş haçlının belki bu son seferi.

İngiliz’i, Fransız’ı, bilmem daha ne serseri.

Cihattan geri durmaz İslam’ın her neferi.

Çanakkale Destanını yazdı İslam’ın askeri.

Şehit oldun olalı ne derdin var ne tasan.

Ey! Bu vatan uğruna şehit olmuş Kınalı Hasan.

Keşke, burada olup da bu destanı sen anlatsan.

Çanakkale Destanını şehit kanıyla yazsan.

Düşman bitmek bilmiyor baksan hangi tarafa.

Söz konusu, cihat ise gerek yoktur söze lafa.

Türkü, Kürdü, Çerkez’iyle Müslümanlar saf safa.

Çanakkale Destanında nur-u Muhammed Mustafa.

Gelibolu, Çanakkale şühedanın asıl yurdu.

Seyit Onbaşıya şaşarım, o gemiyi nasıl vurdu.

Kim bilir belki orda melekler savaşıyordu.

Çanakkale Destanını Dünya konuşuyordu.

Böyle bir cihan harbi görülmemiş cihanda.

İmanın nuru vardı akan her damla kanda.

Bu kadar şehit görüldü mü yazılan her destanda.

Çanakkale Destanını anlamazlar anlatsanda.

Kimi, sevdiklerine mektup yazdı satır satır.

Yazılan her satır okuyan yüreği ağlatır.

Bu öyle bir destan ki, bize Uhud’u anlatır.

Çanakkale Destanı bize Bedri hatırlatır.

Çanakkale’de bir gece düşmandan yine pusu.

Askerim yokluk içinde, ne ekmek var ne de su.

Ey melekler! Ordusu bitirin şu kâbusu.

Çanakkale Destanı memleketin namusu.

Edirne’den Kars’a bu davete icabet var.

Gazilere şan şeref, şehitlere cennet var.

Göğüslerde iman ile oldular etten duvar.

Çanakkale Destanında yiğitten çok ne var.

Yine bir sabah daha ve yine o gemiler.

Geminin top sesiyle askerim ninni dinler.

Yerdeki kan gölüne ay yıldız indirdiler.

Çanakkale Destanıyla bayrağımızı bildirdiler.

Bu öyle bir destan ki gelinleri dul bıraktı.

Aynı ocak içinde ne baba ne oğul bıraktı.

Hâlbuki tüm mesele bir avuç topraktı.

Çanakkale Destanı, sönmüş ruhumu yaktı.

Çanakkale Boğazıyla tüm boğazlar yutkundu.

Bu vatana evlatları ölümüne tutkundu.

Top sesleri konuşuyor bütün diller suskundu.

Çanakkale Destanı dünyaya tek nutkumdu.

Zübeyt BOZKURT

Selam ve Dua ile