Bir LGS’yi daha geride bıraktık.

1 Milyon 236 Bin çocuğumuz sınava katıldı.

Hâlbuki amaç neydi?

Yeni sınav sistemiyle her çocuğumuzun bu stresi çekmesi engellenecekti.

Peki, sonuç değişti mi?

Elbette hayır…

Ve hatta daha yüksek katılımlarla küçücük çocuklarımızın özgüvenlerini, eğitim hayatlarının başında yok etmeye devam ediyoruz.

Belki de artık anlamamız gerekiyor;

“Her sistem değişikliğinin başarıyı getirmediğini.”

Bazen daha iyisini yapalım derken geçmişteki iyisini bozabiliyoruz.

Nasıl mı?

Geçmiş sınav sistemine bir göz atalım isterseniz..

Yaklaşık 20 sene önce İlkokul 5’i bitiren bazı öğrenciler, öğretmenlerinin gördüğü üstün başarı nedeniyle Anadolu Liseleri Sınavına yönlendirilirdi.

Bu durum ne diğer velileri ne de diğer öğrencileri rahatsız etmezdi. Birçoğu hissetmezdi bile bu süreci.

Çünkü bilinirdi ki sınava girmeyen çocuklar için de alternatif başarılı okullar vardı.

Geçmişin düz ortaokul ve liseleri insanların bu ihtiyaçlarına cevap verir nitelikteydi.

Üstelik bu okullar nitelikli ya da niteliksiz olarak ayrılmaz, başarılı ve başarısız her çocuğa açardı kapılarını.

Ve yine bilinirdi ki düz liselerden de Tıp, Mühendislik fakülteleri kazanılır, idealist öğrenciler hedefi olmayan öğrencilerin arasına hapsolmazdı.

Başarılı ve başarısız öğrencilerin birlikte eğitim görmesi eğitimdeki başarı çıtasını yukarılara çekerdi.

Elbette 21. Yüzyıl dünyasında teknolojinin de ilerlemesi ve gençlerin daha yenilikçi-modern bir dünyaya merhaba demesi eğitim sistemimizde belli revizyonları zorunlu kıldı.

Muhakkak çağa ayak uydurmalıydık ve bir takım iyileştirme çalışmaları şarttı.

 

Peki, yapmamız gereken neydi?

·         Düz liselerdeki eğitim kalitesinin daha da yukarıya çekmekti.

·         Sınavla alan okul sayısını yani Fen ve Anadolu Liselerinin sayısını arttırarak artan öğrenci sayısına karşılık vermekti.

·         Nüfusu 500 Bin ve üzeri olan ilçelerde en az 3 tane  Fen Lisesi açmaktı.(Örneğin günümüzde nüfusu 1 milyon olan Keçiören ilçesinde 1 TANE FEN LİSESİ eğitim vermektedir.)

·         Okul öncesinden başlayan ve öğrencinin gelişimini adım adım kaydeden iyi bir dosyalama sistemi kurmaktı.

·         Bu sisteme dışarıdan ne bir öğrenci velisinin ne de bir başkasının müdahale etmesini önlemekti.

·         Öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini, sınav kaygısından uzak bir ortamda, bilimsel metotlarla ortaya koymaktı.

·         Her çocuğun matematik ve fen yapmasının beklenmediği müfredat içerikleri oluşturmaktı.

·         Öğrenci ortaokul aşamasına geldiğinde Fen ve Anadolu Lisesi, Düz Lise ya da Meslek Lisesi için, doğru rehberlik ve öğrenci dosyası eşliğinde öğrenci ve velisini yönlendirmekti.

·         Öğrencinin objektif olarak değerlendirilmesi ve sağlıklı bir dosyalama sistemi için öğretmen yetiştiren programlarının eğitim kalitesini arttırmaktı,  öğretmenlere yüksek lisans şartını getirmekti,  staj sürelerini uzatmaktı.

·         Öğretmenlerin ekonomik koşullarını bu özveriye paralel olarak en iyi meslek gruplarıyla eş değer tutmaktı.

Peki, biz ne yaptık?

·         Düz Liseleri ortadan kaldırarak öğrenciler arasındaki eşitlik fırsatını zedeledik.

·         Tüm Okulları Anadolu Lisesi yaparak “Anadolu Lisesi” unvanının kalitesini düşürdük.

·         Hazırlık sınıflarını ortadan kaldırarak yabancı dil eğitimini aşağıya çektik.

·         Kimsede rahatsızlık uyandırmayan Liselere Geçiş Sınavını velilerin gözlerine soktuk.

·         Çocukluğunu yaşamak isteyen evlatlarımızı yarış atına çevirdik.

·         Yaklaşık 1 milyon çocuğumuzu niteliksiz okullara mahkûm ettik.

·         Sınav isimlerini değiştirdik ancak sınav içeriklerini ve öğrencilerin hazırlık süreçlerini bu isimlere yönelik olarak güncelleyemedik.

·         Okullarında yeni nesil soru görmeyen çocuklarımızı sınavlarda yepyeni soru tarzlarıyla baş başa bıraktık.

·         Ortaokul diploma notunun tüm önemini ortadan kaldırdık, sınavlarda tüm yazılılarından 100 alan çocuğumuzun 4 yıllık emeğini sıfırladık.

·         Diploma notunun değerliğini sadece mahalle okullarıyla sınırlı bıraktık.

·         Tek bir sınav hakkı bulunan ancak o sınavda da istediği performansı sergileyemeyen çocuklarımızın hayallerine ikinci bir fırsatı tanımadık.

 

Peki, çözüm için geç mi?

 

Elbette hayır.

 

Sadece atacağımız adımları aynı anda ve her alanda birlikte atmalıyız.

Parça parça yaptığımız değişiklikler sorunu yamalayıp kanamayı şimdilik durdurmaktan öteye geçmiyor çünkü.