Size göre M.E.B. izin verdiği için! öğretmen olmuş bir birey olarak EMPATİ uzmanı Sayın Üstün Dökmen; size sormak istediklerim var izninizle…
Siz, psikoloji eğitimi almış bir insan olarak insanların davranış ve zihinleriyle ilgilenirsiniz. Acaba bilmediğimiz bir gelişme mi oldu da insanların dış görünüşleriyle uğraşmayı biliminize dâhil ettiniz?
İnsanlara empatiyi anlatırken bir empatisizlik örneği teşkil ettiğinizin farkında mısınız?
Başörtüsü simgesel bir ifade ise (dini simge) başı açık kadınlarımızı hangi sınıfa koyuyorsunuz?
İnsanları her yönüyle kucaklaması gereken siz, meslektaşlarınızın yaşam şekillerine saygı duymuyor musunuz?
Başörtülü bir öğretmene tahammülsüzlüğünüz bir empati yoksunluğu değil midir acaba?
Öğretmenlerde başörtüsüne karşı olmanız gözlemlediğiniz hangi problemlere istinaden gelişti?
Acaba biz başörtülü öğretmenlerin örtülerimiz kulağımızı kapattığı için çocukları yeterince duyamadığını mı tespit ettiniz yahut örtülerimiz gözümüzün önüne düşer de çocukları iyi göremeyiz diye mi kaygılandınız?
Belki de başörtümüzün beynimizdeki bilgileri kapattığını düşünerek eğitim kalitesini aşağıya çekeceğimizden korktunuz.
Ancak sıkı durun!
Size iyi bir haberim var;
Tıbben bu endişelerinizin tamamının yersiz olduğu görüldü. Biz başörtülü insanların da size göre normal! insanlarla aynı fonksiyonlara sahip olduğumuz, başörtüsü ile evrimleşmediğimiz tüm bilim insanlarınca kabul ediliyor artık.
Başörtüsü gibi inancın gereği yaşanmak istenen bir değerin başörtülüler değil de sizin gibi yüksek tahsilli insanlar tarafından simgeleştirilmesi size de ilginç gelmiyor mu?
Elinizde tek bir veri var mı acaba başörtülü öğretmenlerin simgesel veya ideolojik yaklaşımla zarar verdiği bir öğrenci veya okul örneği?
Ayrıca yüksek empati yeteneğinize! istinaden size şu soruları da sormak isterim;
Başörtülü bir psikolog empati yapamayacaksa başörtüsüz bir psikoloğun da kendisi gibi olmayana karşı mantıken empati kuramaması beklenmez mi?
Ve hatta erkek psikologların kadın hastalara, kadın psikologların da erkek hastalara bakması empati önünde engel teşkil etmez mi?
Sizin adınıza düşündüm (hafif empati yaptım çünkü başörtüm çok yapmama engel oldu maalesef) ve sizi destekleyecek daha da ilginç örnekler buldum.
Mesela sakalsız erkek danışmanlar sakallı hastaları kabul etmemeli,
Uzun boylu psikologlar kısa boylu hastalar almamalı, kısa boyluların ezilmişliğini ve çilelerini o uzun boylarla nasıl tahmin edecekler ki?
Genç danışmanlar yaşlı hastalara bakmamalı, düşünsenize yaşamadığınız bir süreç hakkında ahkam kesiyorsunuz, ne büyük bir empati yoksunluğu değil mi?
Ve hatta bekar danışmanlar evli hastalar da kabul etmemeli, hasta evdeki sorunlardan bahsediyor, siz ise her soruna yabancısınız, böyle empati mi olur Üstün bey?
Daha vahimi ise;
Sağlam psikologlar hasta kişilere de bakmamalı, en büyük yanlış bu bence…
Yaşamadığınız bir hastalık hakkında kitaptan dolma bilgilerde tedavi uygulamak nasıl empatiyle izah edilebilir ki?
Biraz daha derin çalışma yaptığınızda başörtüsünün, empati önündeki engellerden en hafifi olduğunu eminim siz de fark edeceksiniz.
İnsanlar başta sizi anlamadı ancak üzülmeyin…
Düşününce empatinin çok önemli olduğunu ve başörtüsü dışında empatiye engel çok fazla durumun olduğunu herkes görecek tıpkı sizin gibi!!
Başörtülü bir insan olarak düşünüyorum ve artık size çok daha hak veriyorum!!
Hata ettiysek affola, malum başörtümle ancak bu kadar empati kurabildim sizinle….
Not: Başörtülü insanların iletişim esnasında karşısındakini bir örtünün ardından dinlemediğini, sağlıklı iletişimin örtülerden, mini eteklerden veya simgesel takılardan değil de iyi bir eğitimden geçtiğini, iyi bir eğitimle böyle ufak ayrıntılara takılmadan çağdaş medeniyetler seviyesine çıkacağımızı unutmamanızı temenni ederim…